Futbolun Socrates’i Tıp, Felsefe Ve Futbol

 

 
elleryukari“Sokrates ise tıpkı bir turna kuşu
gibiydi, uzun bacakları ve çabuk yorulan küçük ayakları vardı, ama topuk
paslarını vermede onun üstüne yoktu; istese penaltıları bile topuğuyla
atabilirdi”
 
(Eduarda Galeano, Gölgede ve Güneşte Futbol,
Can Yayınları, 2008).
 
Ben Bir Darbe Çocuğuyum
Socrates Brasileiro Sampaio de Souza Vieira
de Oliveira.  Biz onu kısaca “Sokrates”
olarak bilirdik. Sadece Brezilya Milli Takımı’nın değil, futbol tarihinin  de gelmiş geçmiş en iyi orta saha
oyuncularından biriydi.  Lakabı ise
“doktor”du.  Futbol oynarken aynı zamanda
tıp fakültesini de bitirmiş ve üzerine 
felsefe doktorası da yapmıştı. Sadece adı ve futboluyla değil, aynı
zamanda felsefeye olan düşkünlüğü, entelektüel bilgisi ve ülkesinin demokrasiye
geçmesi için verdiği siyasi mücadele ile de bir filozof gibiydi.  Oyunu okuma, topuk pası verme, vücut ve top
tekniğini bir arada kullanma  gibi  yetenekleriyle futbola ayrı bir estetik
katmıştı.
 
Ben Bir Darbe Çocuğuyum
1954 yılında adını Sokrates koyacak kadar
Yunan felsefesi tutkunu bir babanın oğluydu. Babasının Antik Yunan felsefesine
merak sarması çocuklarına büyük Yunan filozoflarının ismini vermesine neden
olmuştu; Sofokles, Sostenes ve Sokrates. Yaşamında hep  adaleti aradı Sokrates. ‘Bir darbe
çocuğuyum.’ diyordu. 1964 yılında, on yaşındayken babasının yakalanmamak için
evinde ‘Bolşevik’ kitaplarını yakmasını unutamıyordu.  Yaşamda üç idolünün olduğunu söylüyordu;
Küba’nın efsane lideri Fidel Castro, Arjantinli yoldaşı Ernesto Che Guevara ile
müzik efsanesi ‘Beatles’ grubunun solisti John Lennon. En sevdiği filozoflar
ise Hobbes, Platon ve Machievelli’ydi. Oğlunun ismini ise “Fidel” koymuştu.
 
15’inde Seçime
Meşin yuvarlağın peşinde koşarken babasını
yaptığı seçimden dolayı hiç yanıltmadı. Ne bakmadan attığı muhteşem topuk
pasları ne karşısındakini ve seyredenleri şaşkına çeviren çalımları ne de oyunu
okuyup çözüm üretmedeki yeteneğiydi onu meslektaşlarından ayrı kılan...
Onu farklı kılan sonuç odaklı futbol
anlayışını reddedip ülkesinde 22 yıl süren askeri diktatörlüğe karşı çıkıp
demokrasiden yana tavır koyması olmuştu. Sahaya demokrasi yazılı saç bandı
takarak çıkan Sokrates, Corinthians’ta futbolcuların yönetimde söz sahibi
olabilmesi için “Corinthians Democrasy” hareketini başlatmıştı. Corinthians,
1982 yılında şampiyonluk kupasını havaya kaldırırken Sokrates ve
arkadaşlarının  formalarının arkasında
“Democracia” yazıyordu. Bununla kalmadı 1982’de Brezilya’da düzenlenen ilk
serbest seçimlerde dikta rejiminin yıkılması umuduyla halkı sandığa çağırmak
için “Dia 15 Vote” yani “15’inde Seçime” yazılı formalarla sahaya çıktılar.
1989 yılında yapılan ilk özgür seçimlere kadar mesajlarıyla, konuşmalarıyla
demokrasi ve özgürlük mücadelesi verdi.
Futboldaki ilk sendikalaşmayı ve futbolcu
haklarını dile getirerek; ‘’Bu saatten sonra devrim, sadece globalizmin
halkı uyutma aracı olan futbol sayesinde olur.’’ demişti.
 
Futbolda Güzellik,
Zaferden Önemlidir
Hayatını birçok meslektaşı gibi 120 metre
uzunluk ve 90 metre genişlikle hiçbir zaman sınırlandırmadı. 1982 ve 1986 Dünya
Kupaları’nda Brezilya Milli Takımı’nın kaptanı olan Sokrates, dünyanın şapka
çıkardığı takımlarını şu sözlerle tarif ediyordu: “Bu takım, hayal gücü,
idealizm ve şiirin birleşimi. İnsanlar onların hayallerini yansıttığımız için
bizi izlemeye geliyorlar. Futbol sahasında güzellik, zaferlerden daha
önemlidir!”. 1982 Dünya Kupası’nda gönüllerin şampiyonu olan Brezilya’nın
kaptanı, kendilerini şampiyonlar gibi karşılayan taraftarlara şöyle diyecekti:
“Çalım atmak diktatörlere çalım atmaktan daha kolay… Siz zoru başaracak,
Brezilya’ya demokrasi şampiyonluğunu getireceksiniz!”
 
 
 
socrates-democracia-corinthiansEğer tıp okumamış olsaydım, yetenekleri daha sınırlı bir oyuncu olurdum
 
 
Geri Geri Oynasa Bile Daha İyi
Çalı sakalı, dağınık saçlarına taktığı
bandanası, iri cüssesi, o dönem giyilen kısa şortların da etkisiyle oldukça
uzun görünen bacakları, fuleli koşuları ve yaptığı politik çıkışlarla büyük bir
futbolcudan ziyade 1980’lerin bir pop starına benziyordu. 1.93’lük boyuna
karşın oldukça küçük olan 40 numaralı kramponlarıyla  müthiş bir yaratıcılıkla oynuyor, topuk
pasının öncülerinden biri oluyordu. Pele onun hakkında şöyle diyordu: “Socrates
geri geri oynayarak birçok futbolcudan daha iyi oynayabilir”.
Saha içinde 
çok fazla bir efor sarf etmeden topa zarafet ve soğukkanlılıkla
hükmediyor, tepegözü gibi bir saha görüşüyle topu en müsait arkadaşına
aktarabiliyor, defans oyuncularını şaşkına döndürüyordu.  Üstelik aldığı tıp eğitimi nedeniyle  25 yaşına kadar doğru dürüst top oynamayan bu
adam, sahalara çıkmasıyla şampiyonluklara uzun zamandır hasret kalan bir
taraftar topluluğuna ilaç oluyor, 1979, 1982 ve 1983 yılında 3 ayrı
şampiyonluğun altına imza atıyordu. 1983’te Güney Amerika’da yılın futbolcusu
seçilip sevinmesi gerekirken, O daha çok ülkedeki askeri düzenden insanları
adına endişe duyuyordu.
 
Futbolcu ve Doktor
Futbolculuğunun yanında aynı zamanda bir tıp
doktoru olan Sokrates, futbolu bıraktıktan sonra bir süre gönüllü olarak Brezilya’nın
fakir ve gelişmemiş kasabalarını dolaşıp hiçbir ücret almadan doktorluk yaptı,
tıpkı Che Guevara gibi... “Ben futbol oynarken aynı zamanda tıp da okuyordum.
Herkesten daha çok yenilikçi olmak zorundaydım. Eğer tıp okumamış olsaydım,
yetenekleri daha sınırlı bir oyuncu olurdum. Kesinlikle…” şeklinde konuşuyordu.
 
Filozof Sokrates’in Krampon Giymiş Hali
 
Futbol 9 Kişiyle Oynansın
Evet, o bir “futbol” filozofuydu. Futbolun
her yerde birbirine benzemesinden, standartlaşmasından rahatsızdı. Bugün oynanan
futboldan hiçbir zevk almıyor, futbolu güzelleştirmek için 11 kişinin sahada
yaratıcılığı kısıtladığından dem vurarak, futbolcu sayısının 9 kişiye
indirilmesini istiyordu. “Futbol değişti çünkü Brezilya değişti. Kentli bir
ülke olduk. Önceleri oyun oynama imkanı sınırsızdı, istediğin her yerde
oynayabilirdiniz. Şimdi oyun alanı bulmak zor. Rio plajlarında oynayan çocuklar
da bağımsız değildir. Escolinhasların yani plaj futbolu idman kulüplerinin
üyesi olmak zorundadırlar. Çocuklar artık futbol oynamayı sahipsiz çayırlarda
öğrenemiyorlar çünkü sahipsiz arazi kalmadı.”
 
Sigaradan Öleceğim Dedi.
Bağırsak Enfeksiyonundan Öldü
Kendi sağlığını ise hiçbir zaman düşünmedi.
Tam bir sigara ve içki düşkünüydü. “13 yaşımdan beri sigara içiyorum. Benim
için tek felsefi mesele var o da şu: “Neden olmadığım biri gibi görünmeye
çalışayım? Sigara içiyorum. Akciğer kanserinden ya da amfizemden gideceğim.
Sigara içmeden duramıyorum.” Bağırsak enfeksiyonu geçiren Brezilya Milli
Takımı’nın ve futbolun efsane oyuncusu 57 yaşındayken  2011 yılının son günlerinde  hayata veda etti.
Futbolun ve demokrasinin yeşil
sahalardaki  filozofunun, genç sayılacak
yaştaki ölümü sadece Brezilya için değil evrensel kültürümüz için de bir
kayıptı. Çünkü o bir futbolcudan çok daha fazlasıydı… Belki de yüzyıllar sonra
adaşı olduğu efsane filozofun krampon giyinip dünyaya  tekrar gelmiş hali gibiydi.
İtaat etmek yerine direnmeyi tercih eden
geleneğin son temsilcilerinden Sokrates hayata veda ederken arkasında “Başka
bir dünya mümkün…” diyenlere futbolda nasıl var olabileceklerini gösteren çok
güzel bir yol haritası bırakmıştı. Başkaları ise milletvekili olmuştu ama her
şeyi büyükleri biliyordu.
 

 




Sayı 7 (Mart - Nisan 2012)

Bu yazı 5618 defa okundu.