“SU AKAR ADANALI BAKAR” MESELESİ

Daha doğuştan torpilli kurulmuş kentler var kanımca... Hem dünyada hem de ülkemizde...

Ülkemizdeki torpilli kentlerin başında şüphesiz İstanbul gelir.

İki koca kıtanın birleştiği yerde kurulmuş, ortasından ırmak gibi denizin aktığı başka bir şehir yok dünyada.

Ülkemizin ikinci torpilli kenti tabiî ki İzmir... Uygarlıklar denizi olarak bilinen Ege’nin başka örneği görülmeyecek şekilde güvenli bir koy yaparak insanları suyla buluşturan İzmir, haliyle torpilli doğmuş.

Üçüncü torpilli kentimiz ise hiç tartışmasız Adana... Veya onun hinderlandında var olan Çukurova diyebiliriz.

İnsanların yaşayabilmesi için dünyada en uygun iklim koşuluna sahip Doğu Akdeniz’de kurulmuş, sırtını Toroslar gibi bitki çeşitliliği açısından dünyanın en zengin bölgesine dayamış, yine Toroslar vasıtasıyla kuzeyden gelebilecek çetin şartlara karşı korunmuş bir kent Adana.

Daha bitmedi Bir kent düşünün ki, Toroslar gibi suyu bol bir alandan çıkan üç ırmak (Seyhan, Ceyhan, Berdan), başka hiç bir yeri sulamadan, sadece senin içinde bulunduğun ovayı sulayıp denize aksın. Alüvyonlarını sadece senin insanlarına bereket sunmak için bıraksın, başka hiç kimse “ Bu sular benim, barajlarda tutamazsın, dışarı akıtamazsın” diyemesin.

Bu yüzden topraklarından en az iki bazen üç ürün alınsın, bastonu toprağa soksan yeşersin.

İçlerinden kuru bir dere bile geçmeyen Gaziantep, Kayseri veya Konya’yı düşünürseniz yüce yaratanın Adana’ya nasıl bir torpil geçtiğini anlarsınız.Zaten biz kentimize bu yüzden “Altınşehir ”demekteyiz. Altınşehir Adana Dergisi’ni onun için yayınlamaktayız.

Ama bu torpilli şehrin bir şanssızlığı da var... Belki de birden fazla.Şansızlığının en önemlisi ise; kendi insanları Adana’ya bahşedilmiş bu nimetin farkında değiller. Sıradan konuşmalarında bile “Adana’da ne var ki?” sözü en sık kullanılan söz haline gelmiş. Farkında olmayınca da kullanmakta zorlanıyorlar.“Su akar Adanalı bakar” meselesi...




Sayı 13 (Mart - Nisan 2013)

Bu yazı 11215 defa okundu.