SOSYAL MEDYA’NIN YENİ RENGİ: ADANA

 
Hep diyoruz ya; Adana varlığını halen sürdüren en eski yerleşim yerlerinden biri. Konumu ve inanılmaz verimli toprakları sebebiyle tarihi boyunca da hep yerleşim yeri olmuş, hiç boş kalmamış. Dolayısıyla sayısız medeniyet ve kültür barındırmış üzerinde. Ve bu binlerce yılın mirası da hala rengarenk bir kent olarak yaşamımıza yansıyor.
 
Eskiden basılı ve görsel medyada sadece Adliye kavgalarıyla anılırdı Adana. Dünyanın en güzel, en eğlenceli ve önemli kentlerinden biri olmasına rağmen (nedense) hiç sahip çıkanı olmadığından olsa gerek, ülkedeki imajı bununla sınırlıydı. Neyse ki sosyal medya hayatımıza hızla giriş yaptı ve kentte yaşanan digger sosyal olaylar da ülke gündemine girmeyi başardı.
 
Sosyal medya büyük güç. Doğru kullanılırsa bir insanı, olayı, durumu hatta bir kenti kısa sürede ‘Rock Star’ yapabiliyor. Ve ne mutlu ki bize artık sosyal medya’nın yükselen yıldızı Adana; daha doğrusu ‘Adanalılık’…
 
 
Evet; bilimsel buluşlar, devasa sanatsal başarılarla girmedi belki gündeme Adana. Daha çok Adanalıların ilginç yaşam biçimleri ve alışık olmadıkları bazı hareketleriyle zirveye oturdu. Aşırı sıcaktan bunalınca güneşe tüfekle ateş ettiği için (yazın hepimizin yapmak istediği bir şeydir aslında) tutuklanan genç, belki de bu yükselişin kıvılcımı oldu. Aşırı sıcaktan bunalan gençlerin, sağanak yağmur yağan bir gün, yağış sebebiyle tıkanan trafikte halk otobüsünden inip bileklerine kadar suyun içinde ve yolun ortasında sevinçten halay çektikleri görüntü düştüğünde ise yer yerinden oynadı. Kavga için ikinci katın balkonundan atlayan adam, kamyon kasasını yüzme havuza çeviren adam, kimlik soran polisten kaçmak için motosikletini bırakıp nehre atlayan çocuk, sevgilisi kendisine dönsün diye nehrin üzerindeki 3 metre yükseklikteki köprüye çıkıp hayatıyla(!) tehdid eden genç, motorsiklet üzerinde motorsiklet taşıyan adam, Kaleşnikof tüfeği olmadan yatamayan genç, bunaltıcı sıcak sebebiyle Adanaspor taraftarlarının tribününe su sıkarak serinleten itfaiye, kız arkadaşına asılan bir dostunun arabasını yakan genç (olaydan üç ay once kız arkadaşının arabasını da yaktığı ortaya çıktı), bomba imha ekibinin gecikmesine sinirlenip şüpheli pakedi tekmeleyen adam, besmele çekemediği halde üç kez hacca gittiğini iddia eden gaspçı ergen ve sayılamayacak çok “gariplik”, sosyal medya ahalisinin en güldüğü ve şaşırdığı olaylar listesinde en başlarda.
 
 
Sadece olumsuz şeylerle değil elbette anılması. Mesela sevdiği kızla ilk buluşmasına geç kalmak üzere olan bir gencin ricası üzerine duraklarda durmayarak hızla giden dolmuş şoförü, kentin kültürüne ait kendine has tabirleri, terimreli ve şivesi ya da kentin güzelliklerini gösteren fotoğraflar, kebap ve şırdan fotoları ile ve ‘başka şehirde yaşayamam’ sloganıyla Adana ve Adanalılık şu aralar zirvede. ‘Başka şehirde yaşamayam’ slonganı bir dönem hashtag de oldu ve tabi iki taklitleri üremekte gecikmedi. Şimdi ülkenin dört bir yanında yaşayan insanlar kendi yaşadıkları yer için de aynı sloganı kullanarak paylaşım yapıyorlar. Yani Adana yine bir “ilk” olmayı ve taklit edilmeyi başardı.
 
“Peki neden Adana (veya Adanalı) böyle.” sorusuna en özet yanıt; Başta dediğimiz gibi binlerce yıldır harmanlanan sayısız kültür, kendine has iklim özellikleri ve her ırktan insanın birbiri içinde eriyip ‘Adanalı’ parantezinde toplanması sonucu burası gerçekten ülkenin en renkli, en eğlenceli kimi zaman da en tuhaf kenti. Adana’yı ve Adanalılığı anlamanın tek yolu ise vaktinizin bir kısmını buraya ayırmanız, Adana’yı ‘yaşamanız’ olabilir ancak.
 
 
Hep şikayet ettiğimiz husustur ya; Adana tüm güzelliklerine ve değerine rağmen hiç sahiplenilmeyen bir kenttir diye; İşte sosyal medya, onlarca yıldır mülki amirlerin ve yerel yöneticilerin yapamadıklarını yapıyor nihayet. Facebook, Twitter, Instagram gibi ortamlar sayısız “Adana Kültürü ve Haberleri” sayfalarıyla dolu. Ve bu sayfalar öyle ya da böyle, ülkenin en eğlenceli ve ‘merak edilesi’ kenti olduğunu gösteriyor herkese. Biz Adanalılar da gururla bu paylaşımları izliyor ve diyoruz ki “başka şehirde yaşayamam”.
 
 
 



Sayı 32 (Mayıs - Haziran 2016)

Bu yazı 1328 defa okundu.