NAZAN AŞKALLİ ‘ZAMBAKTAN BİR MASAL’

Fotoğraf ve Özgürlük...
Fotoğrafı çekerim ve asarım. Kim ne anlarsa anlasın. Ya da herkes kendi entellektüel birikimine göre başka başka anlasın.
Ya da, daha farklı  bir yöntem ile yanlarına hikayelerini yazayım. Bakan tüm izleyiciler de aynı şeyi anlasın. Hem zaten izleyiciler sergiye fotoğrafçı neyi anlatmak istemişi görmek için gitmiyor mu? Bu sayede fotoğrafçının anlatmak istediği , daha kolay ve doğru anlaşılır hem. Üstelik izleyiciye yardımcı olmasının neresi kötü? Ve fotoğrafçının öyle bir lüksünün olması da sorun değil bence.
 
İşte size fotoğrafçılar arasındaki birçok farklı görüş. Bu yöntemlerden istediğimizi seçme hakkımız var. Çünkü hepimiz özgürüz.  Ben not ya da hikaye yazmayan fotoğrafçılardanım ama neden olmasın da diyebiliyorum. 
Size bugün böylesine özgür bir fotoğrafçının özgür kitabından bahsedeceğim. Nazan Aşkalli'nin 'Zambaktan Bir Masal' kitabından. Öylesine özgür bir kitap ki! İçindeki hikayeler, fotoğrafların seçimi, amacı ile özgür bir kitap...
 
 
Yeni çıkan kitapları almak
Yeni çıkan fotoğraf kitaplarını sanatçıya destek amaçlı alan biri olarak sosyal medyada gördüğüm 'Zambaktan Bir Masal' kitabını da aynı duygu ile satın aldım. Editörünün Akgün Akova olması da kitabı hemen almam için bir nedendi.
Nazan Aşkalli kitabın gezgin yazarı. Kitapta birçok kahraman var. Filler,dağ gorilleri, kumun üzerinde beliren kırmızı mürekkep balığı...
Aşkalli kitabında, bir bakıyorsunuz İnle Gölü’nde bir kadın oluyor, başka bir sayfada, yıldızların en çok eğlendiği yer olan Finlandiya'da beyaz bir ren geyiği olarak çıkıyor karşımıza. Sonra bir bakıyorsunuz kuzey ışıklarını toplayıp bir KAR TANESİ oluvermiş...
 
 
Bazen ben...
Bazen ben...
Bazen Ben... diye başlayan kitabın daha ilk bölümünde , insanlığa, doğaya duyarlı ve özlem duyan bir kadının merakını ve coşkusunu da içine alarak şehir kalabalığından yada insanların gürültüsünden kaçışını hissediyorsunuz. Sonra bakıyorsunuz ölümlerden de dönse , had safhada zorluklar da yaşasa Afrika Nazan'ın kara sevdası oluvermiş.. Afrika'da yaşamın ne kadar zor olduğunu bir de Nazan Aşkalliden dinliyorsunuz. Öyle içten hikayelendirilmiş ki! Massai'li annenin ninnisini de kilometrelerce uzakta ki odamdan duyabiliyorum. Nakura Gölü’ne gidebilmek için gümrük memuru babun maymunlarını mutlaka görmeliyizi hissettiriyor satırlarında.
 
Filler hakkında bir hikaye ile ne kadar şey öğrenebilirsiniz? Ben bu kitap ile çok şey öğrendim. Sonra Dian Fossey'i öğreniyorum. Ruandalı dağ gorilleri ile tanıştığımızda neler yapmalıyız artık biliyorum. Daha önce belgesellerde izlediğim Ruanda'da ki iç savaşı , Aşkalli’nin kitabında içim acıyarak hatırlıyorum. Ruanda'lı bir çocuğu gelişmiş ve teknolojik bir ülkeye götürsek. Mesela New York'a. Orayı başka bir gezegen insanları ise uzaylı olarak algılar mı diye düşünüyorum...
 
Nazan Aşkalli küçükken saçlarını dağıtacak diye korktuğu rüzgarı şimdilerde ne kadar çok sevdiğini anlatmış Dades Vadisi’nden geçerken. Ölüm sıradan olabilir mi? Varanasi'de öyleymiş. Ben ise en çok Allahabat'taki  “Maha Kumb Mela” Festivali’ni merak ettim. Bizim kültürümüzde de duyduğum 'yıldız haritası' uzak doğuda da varmış. Kamboçya'lı rehberin hikayesi ise çok güzeldi. Nürnberg'i dul bırakan çırağın hikayesini mutlaka okumalısınız...
 
Maha Kumb Mela” Festivali
 
Tarih, Kültür ve Efsane dolu bir kitap...
Tanrı Ganesh'in efsanesini tekrar hatırlatıyor bana Aşkalli. Gideceği yerlerin hikayelerine, tarihlerine, kültürlerine ne kadar hakim olduğunu anlıyorum kitabın her sayfasında. Gitmeden araştırmış ya da orada gördüğünü gelip merak edip öğrenmiş besbelli. Gezdiği yerler hakkında bilgi ediniyorsunuz. Tarih dolu, kültür dolu, efsane dolu bir kitap....
 
Fotoğraf kataloğu değil.
Kitap gezdiği birçok ülkedeki görüntüleri hikayelemek üzerine yazılmış. Bir fotoğraf kataloğu değil. Hikayeler ve yazılar fotoğraflarına anlam katmış. Bir fotoğraf kataloğu yerine çok daha doyurucu ve zengin bir kitap olmuş. Mesela Amerika'nın Utah eyaletindeki Zion Parkında çektiği ağaç fotoğrafı, Novahalar’ın efsanesine çok anlamlı olmuş. Eminim hikayesine uymadığı için birçok fotoğraftan da vazgeçmiş. Hikayeleri için seçtiği fotoğraflar da çok başarılı bence.
 İlk sayfadan itibaren kitabın duygusunu kapıyorsunuz. Özellikle Akgün Akova'nın yazım dilini seven biri olarak severek okuduğumu belirtmek isterim. Ayrıca kitabın kağıdı, tasarımı çok güzel ve kaliteli olmuş. ALFA Basım Dağıtımdan çıkan kitabın tararım ve uygulamasını DATE-İst yapmış.
 
Kitabı bir de siz okuyun lütfen...
Yazar, kirlenen dünyaya sürekli vurgu yapmış! Gördüğü yerleri çok akıcı bir dil ile hikayelendirmiş ve izleyicinin giderse aynı duyguları yaşayacağını düşündürüyor . Ayrıca Aşkalli Yangon’da gördüğü küçük rahibin ne hissettiğini hiçbir zaman bilemeyeceğinin bilincinde bir gezgin.
 Nasıl bir dünyası olduğunu herkese haykırıyor kitabında. Siz de cesaret edin diyor. Çünkü kendisi Aziz Francesco gibi cesur biri. En önemlisi Aşkalli'nin dile gelmeyen yalnızlığını da hissediyorsunuz kitabında.

 
Son olarak; Ben kitabı çok sevdim. Hep merak ettiğim Myanmar'a gidersem bende bir zambağa dönüşür müyüm acaba diye hayaller kurmaya başladım bile. Neden olmasın? Bir gün satır aralarındaki yolculara hiç yüz vermeyen Aşkalli ile tanışırsam; dev gibi sessizlikte yüzmeyi öğrenip öğrenmediğini soracağım. Emeği geçen herkese teşekkürler...
 
Kaynak: Nazan Aşkalli ‘Zambaktan Bir Masal’
Fotoğraflar: www.nazanaskalli.com
 
 
 
 
 



Sayı 33 (Temmuz - Ağustos 2016)

Bu yazı 1648 defa okundu.