Adana ve Moda

 

Geçmişte bir restoranda, bir sinemada Adanalı bayanları çok şık döpiyesler; erkekleri takım elbise, şapka, papyon kravat ile görmek mümkündü

 

İnsanoğlu varoluşundan bu yana örtünür.

Hepimizin de bildiği gibi ilk çağlarda ağaç yaprakları ile, daha sonraki süreçlerde ise avladığı hayvanların derilerinden kendilerine kıyafetler üretmiştir. Giyim, insanın bedenini örten giysi, aksesuar, makyaj ve bunları kullanma biçimidir.

Varoluşun gelişim sürecini ve geldiğimiz noktayı düşününce, hayretlere kapılmamak mümkün değil.

Giyim; coğrafi koşullar, cinsiyet, yaşam tarzı ve kültürün etkisi ile tarih boyu değişime uğramıştır. Kültür, geleneksel giyim tarzına da yansımış. Hiyerarşik yapı, ekonomik durum, toplumsal statü, meslekler, uğraşı alanları, giyim tarzında belirleyici olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde de Adana, verimli topraklar üzerinde kurulmuş olmanın avantajını bilen ve bunu her anlamda iyi kullanan ve modaya yön veren bir il olmuştur. Altınkoza diye adına festivaller düzenlediğimiz veya Beyaz Gelincik diye uğruna filmler yaptığımız ‘pamuk’ bizim topraklarımızda yetişmesi ve sanayimizin bu yolda gelişmiş olması, bu ürünü giyimde farklı şekillerde kullanabilmemize şans tanımıştır.

 


 

Moda Ne Demek?

 

Moda deyince ilk aklımıza gelen şey insanın kendisine yakıştığı şekilde giyinmesidir.

Değil mi?

Bakın Türk Dil Kurumu ‘moda’yı nasıl tarif ediyor;

“Moda değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren ‘geçici yenilik’ demektir.”

Oysa Osmanlı kadınının modası bu tanımlamaya uymuyor. Çünkü o, ne geçici yenilik, ne de eski bir tarz. O zamanki bindallılar yerini beyaz gelinliğe bıraksa da, morundan kırmızısına, sarısından yeşiline albenili renklerle Osmanlı kadınının giysileri hala kına gecelerinde ve halk oyunları gösterilerinde tercih edilen bir giyim şeklidir. Bu giysiler, Şehrazat’ın, Şahdiyar’a anlattığı, hiç bitmeyen “Binbirgece Masalları” gibi nesilden nesile aktarılır.

 

Adana Geçmişte de Günümüzde de Şık

 

Geçmişte bir restoranda, bir sinemada Adanalı bayanları çok şık döpiyesler, erkekleri takım elbise, şapka, papyon kravat ile görmek mümkündü.

Burada sizlere bir nostalji yapmanızı önerebilirim. Annelerimizin albümlerini karıştırırsanız siyah beyaz fotoğraflarda bu bahsettiğim giyimleri görebilirsiniz.

Bu fotoğrafları günümüzle karşılaştıracak olursak Adanalı hanımlar ve beyler hala şık giyiniyorlar ve modayı takip ediyorlar. Geziyorlar, araştırıyorlar ve en önemlisi yakıştırıyorlar.

Bunu en yakından görebileceğimiz yerlerden biri Ziyapaşa Bulvarı. Eski Metro Sinema Sokağı’nda yürüyüş yaparken etrafımızda göreceğimiz beyler ve hanımların şıklığı göz kamaştırıyor.

 

Şalvar Dünya Modasında

 

Şehrin ilçelerine, kasaba ve köylerine baktığımızda ise; Adanamızın simgesi haline gelen ‘şalvar’, dedelerimizin, ninelerimizin yani yaşlı insanların giydiği vazgeçilmez bir giyim şekliydi. Özellikle kırsal kesimlerde çiftçilikle uğraşan insanlar hala şalvarı severek giyerler. Bizim insanımız rahatına düşkündür. Toprakla uğraşırken resmen toprakla bütünleşirler ve rahat bir giyimi olduğu için de şalvarı tercih ederler.

Batılı modacıların da etkisiyle ‘Şalvar’ modasını herkes takip ediyor, hatta gece yaşamına dahi taşıyabiliyor. Tabii moda tasarımcılarının bakış açısıyla daha modernize edilmiş şekillerde ve renklerde. Bir başka moda sohpetinde buluşmak üzere.

Sevgiyle kalın.


 




Sayı 1 ( Mart - Nisan 2011 )

Bu yazı 3194 defa okundu.