Athena’nın Torunları

Bu yazı dizisinde dünya tarihine girmiş kadın sanatçıları konu edeceğiz.
Bu sayı Camille Claudel

 

Yunan mitolojisinde baş Tanrı Zeus’un sanat, zeka ve bilgelik Tanrıçası Athena; bir kadın. Oysa dünya sanat tarihine baktığımızda, dünyaca ünlü kadın sanatçı sayısının azlığı dikkat çekici. Acaba sanatçı olmak için gerekli olan yaratıcılık, deha, hayal gücü gibi kavramlar kadınlardan esirgenmiş imtiyazlar mıdır? Yaratıcı olmak, seksüel bir ayrıcalık mıdır?
Kadınlar, tarih boyunca toplumda ve neredeyse tüm medeniyetlerde zanaatkar yani uygulayıcı olarak kabul edilebilir görülmüş fakat sanatkarlık ünvanına layık bulunmamışlardır.
Bu yazı dizisinde Athena’nın kızlarına değinmek istiyorum. Yani sanat yapan, adını dünya sanat tarihine yazdıran kadınlardan. Erkeklerin dünyasında tutunmaya çalışan; fakat kaderleri unutulmak olan sanatçı kadınlardan. Sayı açığını bir nebze olsun kapatabilmek umuduyla...

 

Taşın Tanrıçası, Rodin’in Büyük Aşkı Camille Claudel
Uzun boyu, beline kadar dökülen gür kızıl kahve saçları olan, lacivert gözlü, henüz 13 yaşında, ele avuca sığmayan genç bir kız Camille. Üç kardeşin en büyüğü. Kendisinden üç yaş küçük olan Paul Claudel, ilerde ünlü bir şair olacak. En küçük Louise ise Camille’in aksine sakin, uysal bir kız. Fransa’nın kırsalında yaşıyorlar.
Camille daha o yaşlarda karar vermiş heykeltıraş olmaya. Çamurları toplayıp, çuvalla eve taşıyor, annesinin tüm itirazlarına rağmen. Annesiyle aralarında hep bir duvar var; fakat babasıyla ve erkek kardeşi Paul ile güzel anlaşıyor. Annesi onu sürekli  “İlginç olmaya çalışma!” diye azarlıyor. Hayallerini ciddiye almıyor ve diğer genç kızlar gibi olmadığı için kızıyor. Camille’in bir ayağı topallasa da geleceği ile ilgili fikirleri yere sağlam basıyor. Hırçın, uçarı, söz dinlemez bir kız. Hayatı boyunca heykel yontacak ve hiç evlenmeyecek. Evlilik fikri onu boğuyor.

 

Mösyö Rodin’le Tanışma
Babasının işi gereği Paris’e taşınma kararı Camille’in ayaklarını yerden kesiyor. Kasaba hayatını sevse bile Paris onu büyülüyor. Hem babası ona söz verdi; annesinin tüm itirazlarına rağmen, kızını bir heykeltıraşın atölyesine yazdıracak. Kızının yaptığı yontuları gördükçe yeteneğine inanıyor.
Camille Paris’te çok mutlu. Bir grup kız arkadaşıyla, kendi küçük atölyelerinde heykel yapıyorlar. Artık 18 yaşında. Heykel eğitimi almak için başvurduğu akademiden “Eşsiz bir yeteneksiniz ama kız öğrenci kabul edemiyoruz.” yanıtını alıyor. Bir aile dostları, onu Mösyö Rodin’e takdim ediyor. Ufak tefek, kızıl sakallı, çekingen ve çirkin bulduğu bu adam hakkında İlk izlenimi çok olumsuz. Hatta küçümsüyor, çünkü Rodin 37 yaşında adını duyurabilmiş. Camille’in o kadar sabrı yok. Adı gazetelerde çıkmaya başladı bile, hem de 37 yaşına daha yıllar varken.

 

Rodin ve Camille
Camille, Rodin’in daveti üzerine atölyesine öğrenci olarak giriyor. Çok yetenekli ve hırslı bir öğrenci. Hatta Rodin’le tarzları birbirine benziyor. Önceleri büst yontuyor. Kardeşi Paul ve evdeki yardımcıları Helene yonttuğu ilk heykeller. Ve Rodin’in büstünü yapıyor. Rodin genç ve en yetenekli öğrencisine takılıyor ;“Beni biraz güzelleştirmediğinizden emin misiniz? Omuzlarımı Atlas’ınkiler gibi yapmışsınız. Ne yazık ki dünyayı taşıyamam ben”.
Fırtınalı bir gece,yanında ihtiyar yardımcıları Helene var. Aniden ayağa fırlıyor. Söz vermişti, Rodin’e İlahi Komedya kitabından cehennem kapıları tasvirini okuyacaktı. Annesi evde değil, ihtiyar Helene onu durduramıyor. Rodin’in atölyesine koşuyor. Rodin atölyede yalnız, taslağı üzerinde çalışıyor. Camille kapıda duruyor. Gözlerini adamın güçlü ellerine dikmiş. Aşkı biliyor, hissediyor artık. Kapıyı ardından kapatıyor.

Rodin’in hayatında aynı anda birden çok kadın var. Modelleri, hayat kadınları, soylusu, akıllısı, çirkini...Ve yıllardır süregelen ilişkisi, vefakar kadını, hayat boyu vazgeçemeyeceği, çocuğunun annesi; Rose. Camille’in yeri ayrı Rodin’in kalbinde. “Sonsuz ilahem” diye hitap ediyor genç kadına. Camille, zamanla anlıyor ki Rodin’i, tüm o diğer kadınlarla ve en önemlisi Rose ile paylaşması lazım. Hep duygularının güdümünde hareket eden Camille için sevdiği adamı paylaşması zor, Rose’u hayatının sonuna kadar kabullenemeyecek ve ileri dönem eserlerine yansıtacaktır.

 

Kimi sanat tarihçilerine göre Rodin Camille’den çok etkilenmiş

 

Yaratıcılıkla Geçen 30 Yıl
Aşkın büyüsü ile kısa bir süre çalışmalarına ara veren Camille artık büst değil, çıplak ten çalışmak istiyor. “Tıpkı gerçek bir heykeltıraş gibi” diyor. Ve ilk önemli eserlerinden birisi, 24 yaşında yaptığı ve Paris sergisinde ödül getiren “Sakuntala”. Camille’in en önemli yapıtlarından biri olan Sakuntala, kaybolan sevgilisini bulunca sevinçten sarhoş olan bir kralı anlatır ve Rodin’le olan aşkına göndermedir. Eser çok takdir toplamasına rağmen, edepsiz bulunur ve başarının büyük kısmı Rodin’e biçilmek istenir. Bir kadın heykeltıraş olmak, Paris sanat camiası tarafından bile yadırganır ve gereken kabulu görmez. Ödül sonrası hiç sipariş almaması umutlarını kırar Camile’in. Umutsuz, kırgın ve maddi sıkıntıdadır. Karnındaki Rodin’in çocuğunu bir kaza sonucu kaybeder. Rodin’in siparişleri ve işleri, başından aşkındır ve zaten onun hayatında vefa borcu olan Rose’u vardır.
Rodin’le ilişkileri sarsılır. Camille, kendi küçük atölyesinde, yoksun bir hayat sürmeye başlar. Dağılan parçalarını toplamaya ve kendini yeniden yaratmaya çalışır. Bu dönem hayatının en önemli eserlerinden birini verecektir. “Olgunluk Çağı” adlı yapıtı sanatının zirvesidir. Camille, kendini yerde diz çökmüş, ellerini yalvarırcasına Rodin’e açmış ifadesini umutsuz olarak yontar. Rodin ona yüz çevirmiştir ve Rodin’in yanında duran, yüzünü çok çirkinleştirerek yonttuğu kadın Rose’dur. Bakanın içini yakacak kadar güçlü bir eserdir.
Camille,  15 yıl süren bu ilişkiden onarılmaz yaralar alır. Hem bir kadın olarak toplum ve ailesince dışlanır, hem de “kadın sanatçı” olduğu için hak ettiği değeri göremez. Hemcinsleri olan modeller bile “kadın heykeltıraş” olduğu için poz vermek istemezler. Camille artık yıpranmıştır. Ailesi ve toplum tarafından dışlanması, yapıtlarının yeterli kabulu görememesi, kaybettiği doğmamış çocuğu, maddi zorlukları ve Rodin’in tek kadını olamaması çöküşüne sebep olacaktır.

 

Akıl Hastanesi Yılları
Ailesi tarafından akıl hastanesine kapatılır. Son 30 yılını dört duvar arasında, yalvaran, kızan, yargılayan mektuplar yazarak geçirir. Taşın Tanrıçası, bu dünyadan acılar içinde, yapayalnız göçer. Camille, Rodin’in heykel anlayışını etkilemiştir. Birçok sanat eleştirmeni,  Rodin’in, Camille’le beraber olduğu dönemde heykele bakış açısında temel farklılıklar oluştuğunu ve hatta Rodin’in “Sonsuz İlahe” heykelini, Camille’in “Sakuntala”sından esinlenip yonttuğunu öne sürerler.
Camille’in eserlerinden kalanlar (çünkü birçoğunu hayattayken kendisi parçalamıştır) Paris’te Rodin Müzesi’nin alt katında sergilenmektedir.




Sayı 3 ( Temmuz - Ağustos 2011 )

Bu yazı 4167 defa okundu.