Zamansız, Mekansız Giyecek: KOT PANTOLONLAR VE/VEYA JEAN PANTOLONLAR

Bu kez modası geçmeyen, sokakta, vitrinlerde her zaman karşılaştığımız, ilk üretiminin yapılmasından bu yana hâlâ severek kullanılan kot pantolon ve/veya jean pantolon üzerinde düşünelim istedim. Kot/jean pantolonların sadece kesimi, rengi değişti fakat kullanım amacı genişleyerek ve farklılaşarak gündelik yaşantımızın vazgeçilmezi arasına girdi.Her mevsim, günün her saati üzerimize geçirdiğimiz, incesiyle kalınıyla, rengarenk cümbüşüyle, her ortama çeşit çeşit kombinasyonlarla uydurularak zevkle giydiğimiz bu pantolonlar, kolay yıkanabilmesiyle, ütüye ihtiyacı olmamasıyla, uzun kullanım ömrüyle, ömrümüz boyunca giyecek dolaplarımızda yer almakta ve gelecek nesiller boyunca da kullanılacağı da çok büyük bir ihtimaldir. Hal böyle olunca, bu yazımla, bunca yıldır modası geçmeyen ve geçmeyecek bu ürünün altını çizmek istedim. Adını nereden, nasıl almış? Kısaca ilk kim, nerede üretmiş? Dünyada gelişimi nasıl olmuş? Güzel ülkeme Türkçe’mize nasıl yerleşmiş? Şöyle bir gözatalım:

TDK, güncel Türkçe sözlük karşılığı;
“Kot”: Giysi yapılan bir tür mavi, kaba pamuklu kumaş, blucin.
“Kot pantolon”: Bu kumaştan yapılan (giysi). Türkçe’de denim kelimesinin karşılığı olarak kullanılmaktadır.
“Denim”: Kot vb. yapımında kullanılan bir tür pamuklu kumaştır.
Bu kelime fransızca “serge de nimes (nimes şehrinden gelen kot)” kelime grubundan ortaya çıkmıştır.

 

'Kesimi ve rengi değişti fakat kullanım amacı genişleyerek gündelik yaşantımızın vazgeçilmezi oldu.'

 

Türkçe’de batı kökenli kelimelerin sözlük karşılığı:
“Jean”: Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon olarak geçmektedir.
Bu kelime italya’nın Cenova (Genoa) şehrinden, söylenerek ortaya çıkmıştır.
“Blucin”: “Bleu de genes” (Cenova mavisi) adıyla mavi renk jeanlar ortaya çıkar. Daha yakın ismiyle İngilizce “blue-jean”. “Jean” kelimesi daha çok pantolonun modelini tanımlamak için, jean yapımında öne çıkan kumaş için ise “denim” kelimesi kullanılmaktadır.

Bir başka açıklama da şöyledir;
İtalya’nın Cenova şehrinde 16’ncı yüzyılda üretilen ve sonra İngiltere’de popüler olan bir kumaş türü “jean”; pamuk, keten ve yün karışımından dokunmuştur. “Denim” kumaşının tarihi ise 17’nci yüzyıla Fransa’nın Nimes kasabasına uzanıyor. Aralarındaki fark kısaca; denim daha dayanıklı, jean ise daha pamuklu ve daha az dayanıklıdır.

Jean pantolonu kim keşfetti?
18’İnci yüzyılda dayanaklılığı nedeniyle işçi giysilerinde kullanılan denim kumaşlardan 19’uncu yüzyılda maden işçileri için pantolon yapıldı. Denimden pantolonunun seri üretimini 1853 yılında Bavyeralı bir göçmen olan Levi Strauss başlattı. İlk jean markası Levi’s olup, pantolonla başlayan üretim seneler içinde gömlek, elbise, ceket, etekle sürdürüldü. Amerikalı askerler tarafından dünyaya tanıtılan bu kumaştan giysileri, Wrangler ve Lee gibi firmalar da üretmeye başladı. 1950 yıllarında kot pantolonu, Amerika’nın asi gençleri ve James Dean, Elvis Presley, Marlon Brando gibi yeni nesil ve dünyaca ünlü sanatçılar giyince de jean çılgınlığı artık tüm dünyayı sarmıştı.

 

'Adana’da ilk kotlarımızı Amerikan Pazarı veya Kilis Pazarı’ndan alırdık.'

 

Türkiye’de ve Adana’mızda kot;
Türkiye’de kot sözcüğünün yerleşmesinin nedeni, bu ismin Türkiye’de blucini ilk üreten kişinin soyadı olmasıdır. Fransa’ya yaptığı bir gezi sırasında blucini tanıyan Muhteşem Kot, ilk kot pantolonu Türkiye’de üretmeye başlamıştır. 1960 yılında “kot” adı markalaştırılmıştır.
1980’li yıllarda serbest piyasa ekonomisinin getirisiyle ithalat kapılarıaçıldığında yabancı jean markalarının ülkemiz piyasasına girmesiyle yerli üretim olan kot marka Türk blucin artık gözde marka olmaktan çıkmış, satışları düşerek firma 1992 yılında üretimi durdurmak zorunda kalmıştır.
Adana’da ilk kotlarımızı Amerikan Pazarı veya Kilis Pazarı’ndan almıştık. Ve gerçekten ömürlük pantolonlardı. Yıka yıka ne solar, ne çeker, ne yanı yönü sarkardı. Sanırım herkes ilk giydiği kot pantolonunu hatırlıyordur.
Jean pantolonlar zamanla ülkemizde ideoloji karşıtı bir ürün haline bile gelmiştir. Türkiye’ye ilk giriş yaptığı yıllarda kaçak olarak ülkemize geldiği ve ülke dışı üretim olmasından dolayı, Millî görüşü benimseyenlerin (daha çok ABD karşıtlarının) şiddetle karşı çıktığı bir ürün olmuş, bu ideolojinin kesinlikle reddettiği uzun bir süreçten geçmiş, fakat Türk firmalarının üretime el atmasıyla ve ürün kullanımının çok rahat, çok kolay, çok kullanışlı, çok cazip olmasıyla, kendini halkımıza kabul ettirmesinin ardından bu durum da hızla ortadan kalkmıştır. Kapitalizmin, rahatlığın, pratikliğin, pazarlama yöntemlerinin gücünü jean pantolonlarının 120 yıllık geçmişinde ve geleceğinde rahatlıkla görmekteyiz.

“Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan?” misali bu kot pantolon işinde de, “Türkiye’den mi Dünya’ya yayıldı, Dünya’dan mı Türkiye’ye geldi” gibi bir durum da söz konusudur; Ünlü tarihçimiz Prof. Dr. Halil İnalcık’ın, Devlet-i Aliyye isimli kitabındaki tezine göre, kot, yani kaba pamuklu kumaş ilk kez 16. yüzyılda Batı Anadolu’da üretilmişti. “15-17. yüzyıllar arasında, Denizli ve Akhisar yöresinde çok fazla pamuk yetiştiriliyordu. Türk pamuğu ince elyaf değildi. Dolayısıyla yapılan kaba pamuklu elbiseleri, köylü ve fakir insanlar kullanırdı. Daha sonra pamuklular Hindistan’dan gelen mavi boya (indigo) ile boyanmaya başlandı. İzmir’e getirilen bu kaba mavi pamukluların ilk ihracatı 16. yüzyılda Fransa’nın Marsilya kentine oldu. Buradan da İspanyollar tarafından amerika’daki kolonilerine götürülüp çiftliklerde çalışan Afrikalı zenci köleler ve Kızılderililer’e giydirildi.
Prof. Dr. Halil İnalcık, osmanlı arşivinden belgelerle, tarihimizi kendilerine göre yontarak değiştirmeyi sevenbazı batı tarihçilerine, doğruları kabul ettirme aşamasına getirmiştir. Elbette bunun kesin kararını yine bilim ve tarih verecektir. İlk çıkış Osmanlı topraklarından olsa, batı da olsa Amerika, bu kumaşı ve bu kumaştan yapılan pantolonu büyük bir sanayi haline getirerek Dünya üzerine giydirmeyi başarmıştır.Önce işçi kıyafeti olarak başlayan kot pantolonun/kumaşın bu macerası, artık her kesimden (zengin-fakir-burjuva-işçi-ortadirek-prenses-sanatçı-öğrenci-patron) her ideolojiden (sağcı-solcu-dinci-laik-milliyetçi-halkçı-batılı-doğulu-kuzeyli-güneyli), her yaştan, her ırktan insanların gardırobunda gece/gündüz kullanımı için, düğmeli, fermuarlı yırtık, eskitilmiş, dantelli, cepli, cepsiz, kırmızı, yeşil, mavi, mor, siyah, beyaz, taşlı,  geniş paçalı, dar paçalı, uzun, kısa, şekilden şekle girerek sürmektedir.

Yaratıcılığın sınırlarını maksimum derecede zorlayan bu kumaş türü, pantolona  ek olarak ceket, mont, şort, elbise, tulum, gömlek, yelek, çanta, ayakkabı, eldiven, bebek-çocuk kıyafetleri olarak dolaplarımızda yerlerini alırken, evlerimiz içinde paspas, duvar panosu, halı, tablo, örtü, koltuk olarak da kullanılmaya başlandı. Bu kumaşla kitap defter kaplayanlarımız bile oldu. Teknoloji’nin gelişmesiyle bu kumaşların üzerine sanat eserleri adapte edilebilmektedir. Maddî olanağınız varsa pırlanta düğmeli bir jean pantolona sahip olabilirsiniz.
Ve daha kim bilir beyin kıvrımlarımızın arasından bambaşka bir şekle bürünüp,hangi amaçla, nerede ve kimler tarafından kullanılacak? Bunu da insanoğlunun yaratıcılığına ve tarih kitabının gelecek sayfalarına bırakıp, mutlu, huzurlu şimdiler ve yarınlar diliyorum.

Sihirli Kumaşla İlgili Kısa Bilgiler:
Kotun bakımı/yıkaması nasıl yapılır?
Kot, bakımı çok kolay bir kumaştır. Yıkarken, rengini uzun süre koruyabilmesi için tersini çevirmekte fayda var. Kot pantolonlar ütü istemezler ama arzu ederseniz ılık ütüyle ütüleyebilirsiniz. Kotlar taşlı, tokalı ise bu aksesuarlara ek dikkat gerekmektedir.

Eskiyen kot pantolonları atmayalım.
Dizi, paçası yıpranan, yırtılan, eskiyen kot pantolonlarını atmayarak, yeniden kullanabiliriz. Bir kaç küçük sihirli dokunuşla, şort,  çanta,  cüzdan yapabilir ya da yaratıcılığınızı biraz daha zorlayarak küçük halılar, örtüler, vbg. Birçok ürün elde edebilirsiniz.

Kotun organiği var mıdır?
Piyasada organik kot kumaşlar mevcuttur. Tamamen doğal, kimyasal madde kullanılmadan yetiştirilen pamuklardan üretilmektedir.

  • Bazı kot modelleri numarasıyla birlikte efsaneleşmiştir. (501 Levı’s gibi)
  • Levi Strauss tarafından üretilen ilk seri kotun rengi kahverengiydi.
  • İlk üretici firma olan Levi’s eski ve orijinal ürünlerini toplayıp San Francisco’da müze ve arşivlerinde saklamakta olup, bunun için açık arttırmaları da takip ederek, eski ürünleri toplamaya çalışmaktadır.
  • Jean koleksiyonu yapanlar da mevcuttur fakat giymek için değil. Eski nesneleri toplamaya meraklı insanlar, vahşi batı, rock’nroll, ikinci dünya savaşı, punk, hippi, dönemlerinin jean pantolonları büyük bedeller ödeyerek satın almaktadır.
  • Kovboy dönemi tasarımlarının ağ kısımları yamalı, paçaları yırtıktı.

Kotların beyazlatma işlemi ile bazı hayatlar kararmaktadır. Nasıl mı?
Kot beyazlaştırma ve kota eskitilmiş görünüm verilmesi (kumlama) sırasında, uzun süre toza maruz kalanlarda görülebilen silikozis hastalığıyla.
Silikozis yavaş ilerleyen ve geri dönüşümü olamayan bir akciğer hastalığı olup, tedavisi bulunmamaktadır.
Avrupa’da 1960’lı yıllarda yasaklanan kot kumlama işi, 1990’lı yılların sonuna doğru eskitilmiş/beyazlatılmış görünüm verilen kotların moda haline gelmesiyle türkiye’de yapılmaya başlanmıştır.
Silikozis hastalığı, günümüz tıp teknolojisinde tedavisi olmamasına rağmen yüzde yüz önlenebilir bir hastalıktır. Gerekli önlemlerin alınması ve kanunî zorunlulukların eksiksiz uygulanması ile insanlarımız bu meslek hastalığından korunabileceklerdir.




Sayı 11 (Kasım - Aralık 2012)

Bu yazı 5421 defa okundu.