Yazının 6000 Yıllık Serüveni: 2012 YILINDA DEĞİL, 6012 YILINDAYIZ

etem_alkanSizlere geçtiğimiz günlerde Karacaoğlan Edebiyat Müzesi’nde açılan bir sergiden bahsetmek istiyorum. Altınoran Doğa Gurubu üyelerinin “Toros Çiçekleri” fotoğraflarının üzerine Türkiye’nin en önemli hattatlarından Etem Çalışkan, Karacaoğlan şiirlerini kaligrafik bir estetikle yazmıştı. Fotoğrafların üzerindeki yazılar o kadar güzeldi ki, yazmıştı kelimesi yerine işlemişti kelimesini bile kullanabilirim.


Eserlerin güzelliği çok önemli, ama sergide beni şaşırtan başka bir şey de, Çalışkan’ın eserlere 6012 tarihini atmasıydı. Önce yanlışlık olabileceğini düşünsem de, her eserde aynı tarihin olması beni bu ihtimalden uzaklaştırdı. Hocaya sorduğumda ise; Etem Çalışkan’ın görüşlerini çok dikkat çekici buldum. İzninizle bu kısa söyleşiyi sizlerle paylaşmak istiyorum;

Altınşehir Adana: Biz şu an 2012 yılındayız, ama siz eserlerin altına 6012 yazmışınız acaba bir yanlışlık mı var?
Etem Çalışkan: Yanlışlık varsa eğer, o da 2012 yılındadır. 2012 yılı Hz. İsa’nın doğum tarihinin milat olarak alınması sonucu ortaya çıkmış. Ancak milat kavramı göreceli bir şey. Şu an Hristiyan dünyası etkin olduğu için takvim böyle, ama başkası için milat değişebilir. Örneğin kimisi insanoğlunun aya ayak basmasını milat olarak kabul edebilir. Ben, İsa’nın doğumunu miladın başlangıcı olarak kabul edenlerden değilim; çünkü ben insanlığın, adamlığın peşindeyim. Biz yazıyla beraber aydınlandık. Yani yazıyla beraber adamlık tarihimiz başladı.
Üstelik yazının icat edilmesi bilginin aktarılmasının da başlangıcı olduğu için, milat kabul edilen diğer tarihlerin bir bilgi olarak bize kadar gelmesini de sağlayan şey. Bu nedenle yazının icat edilmesi herkesin üzerinde hemfikir olduğu bir milat olabilir diye düşünüyorum.
Yazının icadını milat kabul edersek eğer, şu an içinde bulunduğumuz yıl da, 2012 değil 6012 olur.
Buna Yazı Miladı (Y.M) veya Adamlık Miladı (A.M) diyebiliriz. Adamlık Miladı’nın başlangıcı 6012 yıl önce 1-1-1 yani;  birinci gün, birinci ay, birinci yıl. Bana göre bu miladın öncesi yoktur. Çükü yazı yoksa tarih de yok.

A.A.: O halde size göre yılbaşı da değişiyor?
E.Ç.: Aslına bakarsanız tarihin 1.1.1 diye başladığını gösteren hiç bir belge yok. Ben, bu yüzden tüm dünyanın yeniden uyandığı çiçeklerin açtığı Mart ayının 1. Ay olması gerektiğini yani yılbaşının 1 Mart olabileceğini düşünüyorum.
Hatta Dünya Kadınlar Günü’nün de bu ay içerisinde kutlanılıyor olması vesilesiyle yazının önemine ithafen “Hurmalar Altında Cemile” hikâyesini de, yazıya kadın eli değmesi açısından önemli buluyorum.

A.A.: Hurmalar Altında Cemile kimdir ?
E.Ç.: Mezopotamya uygarlıklarından “Sümerler” tarafından icat edildiğinin ilk gününde esir ve köle tüccarlarının komşu ülkelerden Hurmalı Bahçe Köle Pazarı’na getirdikleri esirler arasındadır. Karacaoğlan’ın dediği gibi, “On beş yaşında da kırk beş belikliydi.” Gözleri kömür karası zeytuniydi. Adem babamızla Havva anamızın ikinci torunu olan Cemile, dik başlıydı.
Adamlık Miladı’nın (yazının icadı ve miladın başlangıcı) ilk yıllarında çok uzaklardan getirilen bir kızdı Cemile. Kaderi diğer köle kızlar gibi olmayacak, boyun eğmeyecekti. İstediğini de yaptı “Hurmalar Altında Cemile” oldu.
Yazı ustası ile karşılaşır Hurmalar Altında Cemile’nin yolu. Hurmalar Altında Cemile, kil tabletler hazırlayan yazı çırağının yanına sığınır. Önceleri garipsendiyse de, orada kalarak yazıyı öğrenir.
Artık Cemile diğer esir kadınlar gibi değildi. Çünkü yazmayı biliyordu. Erkeklerin yapmış olduğu depolama (arşivleme) işini artık Hurmalar Altında Cemile tek başına yapabilirdi. Hurmalar Altında Cemile, bu sırada babası kral olan ilk kadın şair Enhaduanna’nın tabletlerini okumaya başlar.

A.A.: Enhaduanna kimdir?
E.Ç.: Enhaduanna Sümerler’in Aşk Tanrıçası İnannaya yazdığı şiirler ile halkın beğenisini kazanmış. Öyle ki Akad Uygarlığı soyuna ait olan Enhaduanna Sümer Halkı’nı bir arada tutarak babası Sargo’nun kral olmasını sağlamıştır. Yani bir Akadlı’nın Sümer Uygarlığı’nın başına geçmesini sağlamıştır.

A.A.: Son bir sözünüz var mı?
E.Ç.: Dediğim gibi milat göreceli bir kavram. Başkalarına göre başka milat yok mu, tabiî ki var.

IMG_0201

Bir bakıyorsun bir millî takım üst üstte Avrupa şampiyonu oluyor, deniliyor ki: “Millî Takım bir milat yazdı.” Yani bazı olaylar kendi içlerinde de bir milat oluşturabiliyor.
Ama sonuç olarak, ben bunları da yazıya bağlıyorum. Bakın meselâ, uzaya insanların gitmesi de bir milat kabul ediliyor.
Uzaya gidişin kaynağı ilimdir, ilimin kaynağı ise yine yazı… Her şey kaybolur, yazı kaybolmaz. “Söz uçar yazı kalır” demişler.
Boşuna dememişler ya…
Bu söylediklerimiz, yazının 6000 yıllık serüveninden kısa bir anlatımdır.

 

 

 

 

 




Sayı 11 (Kasım - Aralık 2012)

Bu yazı 4829 defa okundu.