Turhan ve İlhan Selçuk'un Adana'daki Evleri

Annem okuduğu kitapların içinde çiçek kuruturdu. Ondan kalan kitapların arasından hala solgun çiçekler çıkar. Turhan’ın duvarında bir Arap hançeri vardı. Bir kılıç vardı, oluklarında kan izi olan. Bu bizi etkileyen temel çelişkiydi belki de...”

İlhan Selçuk/Söz Çizginin kitabının önsözü

İnsanlara nerelisin diye sorduğunuzda, kimi doğduğu yeri söyler... Kimisi ise nüfus cüzdanında yazanı... Ama bir kısmı da uzun süredir yaşadığı yeri memleketi olarak görür.

Bu yüzden sıklıkla kavram kargaşası ortaya çıkar. Eskiden göç ve yolculukların daha seyrek olması nedeniyle bu kargaşa daha azdı şüphesiz. Ama asker, polis gibi rotasyona tabi olan meslek sahiplerinin çocukları bu kargaşayı o zaman da yaşadılar...

Belki de yurt savunması gibi önemli bir konuda görev yapanlara bilerek rotasyon yaptırırlardı ki, yurt olarak sadece bir yeri bilmesin, memleketin tümünü kenti olarak algılasın. Tabi ki görev uğruna gezenlere nerelisin diye sorulursa, alacağı cevabın da Türkiyeliyim olma ihtimali yüksekti.


Nereliler?

Şimdi burada durup, biraz düşünelim. Doğduğu yer Milas olan Turhan Selçuk şu an yaşasaydı, “Nerelisiniz” diye sorulduğunda acaba ne cevap verirdi? Ardından bir kez daha düşünüyorum, doğduğu yer İzmir olan İlhan Selçuk’a da aynı soru sorulsaydı, o ne cevap verirdi?

Bugün bu soruyu kendilerine sorma şansımız yok. Ama bu iki önemli ustanın sanatsal çalışmalarının ulusal, hatta evrensel sınırlarda olduğunu peşinen kabullendikten sonra , yahu bu önemli insanlar nereliydi acaba diye sorgulamaya başlarsanız eğer, çaresiz üç şeyin peşine gideceksiniz;

Birincisi onlara en yakın insanlara soracaksınız... Çocuklarına, iş arkadaşlarına vesaire... “Kendilerini nereli hissederlerdi?” diye.

İkincisi yaşamlarının tümünde izlenebilen kişilik özelliklerinin nereden başladığının izini süreceksiniz.

Üçüncüsü ise konak meselesi. Konak dediysek, koca koca paşa konakları değil elbet. Kim çadırını nereye kondurmuşsa orayı yurt bilmiş olduğu gerçeğinden yola çıkarak, yaşadıkları evler hangi kentlerde kalmış bilgisine ulaşmaktan bahsediyoruz.

Zaten İlhan Selçuk, Adana’da yayınladığımız, ağabeyi Turhan Selçuk’a ait “Söz Çizginin” isimli kitaba yazdığı önsözde, yaşadıkları ev ortamının kendilerinin var olmasındaki etkisini belirterek, bu konuda bize işaret veriyor;

“Annem okuduğu kitapların içinde çiçek kuruturdu. Ondan kalan kitapların arasından hala solgun çiçekler çıkar. Turhan’ın duvarında bir Arap hançeri vardı. Bir kılıç vardı, oluklarında kan izi olan. Bu bizi etkileyen temel çelişkiydi belki de... (...) Eve alınan çocuk dergilerinde, çizgi romanlarda farklı bir dünya vardı. Babamın kılıcı, annemin çiçekleri, dergideki yıldızlar, bizim dünyamızı yarattı. Hep iyilikleri savunan insanlar olduğumuzu hayal ederdik. Turhan böylece çizgilerle kendi dünyasını yarattı. (...)”


İlhan Selçuk’un bahsettiği kanlı Arap hançeri (Aslı Selçuk Koleksiyonu)
 


Ne Kadar Adanalı?

Biz onların her ikisinin de dünyalı olduğunu biliyoruz. Ve 1938 ile 1942 yılları arasında Adana’da yaşadıkları da bir gerçek. Ancak onların evrenselliklerine hiç halel düşürmeden, Adana Turhan ve İlhan kardeşleri ne kadar etkiledi, daha doğrusu Turhan Selçuk ile İlhan Selçuk ne kadar Adanalı, bunu anlamaya çalıştık.

Bu merakımız da asla bir şehir fanatizminden beslenmiyor. Asıl amacımız; daha çok aynı yıllarda Arif ve Abidin Dino Kardeşleri, Arif Nihat Asyaları, Yaşar Kemalleri, Orhan Kemalleri, daha sonra da Yılmaz Güneyleri, Şahin Kaygunları yetiştiren bu kentin sanata kattığı büyüyü, Turhan ve İlhan Selçuk özelinde bir kez daha incelemek. Tabi ki bir beklentimiz de var... O yıllarda kentimizden neredeyse hiç boş insan çıkmadığını görerek, elde edeceğimiz sonuçların yeni yeni büyülü insanların yetişmesine de yardımcı olmasını umuyoruz.

Şimdi isterseniz bir, iki, üç diye sıraladığımız maddeleri takip ederek, “Selçuk Kardeşler ne kadar Adanalıydı?” sorusunun peşine düşelim.

Allahına Kadar!

Birinci madde olarak en yakınlarına soralım demiştik. Bu yüzden öncelikle Turhan Selçuk’un kızı Aslı Selçuk’a sorduk, sorumuzu;

“Babanız nereli?”

Aslında o bu sorunun cevabını , “Söz Çizginin” sergisinin Adana’daki açılışında yaptığı konuşma ile vermişti;

“ Dedemim görevi nedeniyle ailenin her bireyi başka bir yerde doğmuş. Ama biz Adanalı biliniriz”

Konuşmasındaki bu sözlerden, yukarıda belirtiğimiz nedenlerle nereli oldukları hakkında kesin bir şey söyleyememekle birlikte, Adanalı olmaktan mutluluk duydukları izlenimini edinmiştik o zamanlar.

Uzun yıllar Cumhuriyet Gazetesi Bölge Temsilciliği yapması nedeniyle İlhan Selçuk ile yakın dostluğu olan, yazar, Çetin Yiğenoğlu’ya da benzer bir soru sorduk;

“İlhan Selçuk, birçok özelliğiyle Allah’ına kadar Adanalıdır” diye cevap verdi.

Dilerseniz bir de ikinci maddeye bakalım.

İlk Eserin Doğduğu Yer

Onları var eden, sanatsal, düşünsel ve benzeri özellikleri hangi kültürün, hangi olayların itkisiyle oluşmuş?

“Abidin Dino Evine Dönüyor” ve “Söz Çizginin” adlı kitaplarda bu makalenin yazarlarından S.Haluk Uygur şöyle yazmıştı;

“Eğer bir sanatçının doğum tarihi olarak, eserinin ilk yayınlandığı zaman kabul edilirse, doğum yeri de ilk yapıtını verdiği yer olmalıdır”

(Aslı Selçuk’un da “Söz Çizginin” eserini yayına hazırlarken bu ifadeyi görüp onayladığı bilinmekte)

Bu savı ortaya attıktan sonra tabi ki Turhan Selçuk’un ilk eserlerini nasıl verdiği ve ilk karikatürünün nerede yayınlandığını da anlatmamız gerekir.

İlk Eser Adana'da

Yıl 1940 veya 41 olmalı.... Adana’da sadece iki lise var. Biri kızların gittiği, şehir merkezindeki Kız Lisesi... Diğeri ise Atatürk’ün teşvikiyle açılan Kız Lisesi’ne yerini verip, kendi şehir dışına çıkan Erkek Lisesi... Şehir dışında olunca da yollar taştan değil, çamur şüphesiz. Bir gün Turhan bu çamurlu yolları eleştiren bir karikatür çizer. Öğretmenleri, arkadaşları ve çevresi; “Turhan bu karikatürü gazeteye götürsen yayınlarlar, belki bizim yol sorunumuz da böylece çözülür” derler. O zaman Adana’nın iki önemli gazetesi vardır. Biri Yeni Adana ... Kurtuluş Savaşı gazisi bir gazete.... Diğeri ise Türk Sözü. Türk Sözü’nün sahibi, Atatürk’ün yakın arkadaşlarından, Halkevleri genel başkanı Ferit Celal Güven. Abidin Dino da o sıralarda Türk Sözü’nde çalışıyor. Atatürkçü ve Hitler karşıtı, sol görüşe yakın bir gazete. Ferit Celal genç Turhan’ın çizdiklerini görünce, yeteneği keşfeder ve onun karikatürlerini yayınlamaya başlar.

Artık Turhan (O zamanki ismiyle Burhan *) Türk Sözü’nün kadrosuna girmiş, Abidin Dino, Ferit Celal Güven ama en önemlisi Arif Dino ile arkadaş olmuştur.


Turhan Selçuk’un Türk Sözü Gazetesi’nde çıkan ilk karikatürü

 

Adana Sanat Akademisi

Arif ve Abidin Kardeşler o yıllarda sol düşünceleri nedeniyle Adana’ya sürgüne gönderilmişler. Günümüzde Abidin Dino Sanat Parkı olarak bilinen, o zamanın Halkevi bahçesinde, gençlere “Sanat Akademisi” denecek düzeyde sanat bilgileri vermekteler.

Bir yerlerde yazılı değil ama, Turhan’ın o yıllardaki çizgileriyle Arif Dino’nun o dönemlerde yaptığı karikatürlere baktığınız da aralarında önemli bir etkileşim olduğu hissedilmekte.


Turhan Selçuk artık Türk Sözü Gazetesi’nde çizmeye başlamıştır

 

Hem Turhan’ın, hem de İlhan’ın Halkevi’nin gediklisi olduklarını, Arif ve Abidin’in sanatta öğrencisi, kendinin Tepebağ Ortaokulu’ndan okul arkadaşı Yaşar Kemal için, İlhan Selçuk’un “Pencere” isimli köşesinde yazdıklarından anlıyoruz;

“ Adana’da İstasyon Caddesi. Halkevi’nin önünde yürüyen bir adamı karşı kaldırımdan gösterdiler;

-Kim bu?

-Abidin Dino...

İkinci Dünya Savaşı Yılları; Abidin Dino sürgün Adana’da; Yaşar Kemal öğrenci, kimi zaman Arif Nihat Asya’ya da takılıyor; hoca öğrencisiyle içiyor, gece yarısı bizim evin kapısına dayanıyorlar. Yaşar Kemal destan ve şiir vurgunu, halkevi kültür yuvası.(...) Anadolu halkını dünya edebiyatıyla ‘Kemalist yönetim’ tanıştırıyor; kültür devrimi yaşıyoruz; ’Aydınlanma’nın Adana’ya yansıması daha başka nasıl olabilir?

Hemite Köyü’nden Göğceli; Tolstoy’la Puşkin’le, Gogol’le tanışıyor ve de Abidin Dino’yla...

İlhan Selçuk’un sadece 13 Kasım 1992 tarihli bu yazısı bile, Kemalist ve toplumcu düşüncesinin kaynağının Adana olduğunu açıkça göstermektedir.

İlhan Selçuk bu gerçeği Ekim 2007’de Alpay Kabacalı ile yaptığı söyleşisinde şöyle tanımlıyor;

“(...)Adana’nın insancıl, insan sevgisine dayanan kültürü vardı. Kısacası, Adana, benim kişiliğimin biçimlenmesinde önemli bir rol oynadı. Ondan sonra da oradaki arkadaşlarımı unutamadım.

Adana’da uzun süre kaldık (1938–1942). Benim yetişkinliğimin kültürü orada oluştu.”

Turhan Selçuk da 16 Nisan 1983 tarihinde Yalçın Pekşen’in sorusuna verdiği cevapla bize ışık tutuyor;

-Adanalısınız galiba?

-Adanalı değiliz ama Adanalı biliniriz. Ben orada futbol oynadım. Liseyi orada bitirdim. O yüzden Adanalı biliyorlar. Çizgi işine de Adana’da başladım. Lisede bütün derslerim kötüydü. İki üç sene sınıfta kaldım ama resim dersinden hep on alırdım. Zaten lisede çizdiğim bir karikatür ilk olarak Türk Sözü gazetesinde yayımlandı.

Adana'daki Evleri

Üçüncü olarak, bir kimsenin evi nerede ise yurdu da oradadır demiştik. Tabi ki her ikisi de gittikleri yerde açıkta yatmadılar. Bir ev, bir konak edindiler. Ama günümüze kadar bu evlerden kaç tanesi gelebildi, hangileri biliniyor?

Turhan Selçuk’un yaşadığı evlerden biri İstanbul’da şüphesiz. Şu an kızı Aslı Selçuk oturuyor o evde.


Turhan Selçuk’un İstanbul’daki evi

 

Ama 1938 ile 1942 yılları arasında Selçuk Ailesi’nin yaşadığı bir ev var, çok zarar görmüş olsa da hala ayakta...

Adana’nın tarihi bölgesinde, çok güzel bir yerde... Bir tarafına tüm Çukurova’ya Toros Dağları’nın bereketini taşıyan Seyhan’ı almış, öbür tarafta sırtını 8 bin yıllık bir tarihe, Tepebağ höyüğüne yaslamış, geleneksel bir Adana evi...

Hani tam da İlhan Selçuk’un yazdığı gibi, çiçeklerin sayfa aralarını süslediği kitaplarla, duvara asılı kahraman kılıçları arasında, gaz lambasıyla değil, Kemal Aydınlanması ile ışıklanmış, Çocuk Sesi, Afacan, Baytekin gibi dergiler, Cumhuriyet gibi gazeteler dolu bir ev. Zarar görmüş ama taşıdığı tarihsel sorumluluğun bilinciyle hala ayakta.


Turhan ve İlhan Selçuk’un Adana’da 1938- 1942 yılları arasında oturdukları ev

 

Müze Ev

Şimdi yeniden soralım isterseniz;

“İlhan Selçuk ve Turhan Selçuk ne kadar Adanalı?”

Bu sorunun yanıtı, biraz da bu evin daha ne kadar ayakta kalacağı ile ilgili.

Buradan bugünlerde tarihi ev restorasyonu yarışmasına girmiş kurumlar için bir ip ucu verdik sadece...

Tarihi konakları restore etmek güzel bir şey. Ama restorasyondan sonra kimlik kazandıramadığınız yer yeniden eskimeye mahkum. Halbuki İlhan ve Turhan Selçuk kardeşlerin yaşadığı ev, çok rahatlıkla bir müze ev olabilir.

Bu ev müze olarak kaldığı sürece de Adanalı İlhan ve Turhan’dan bahsetme şansımız olacak. O müze yaşadığı kadar İlhan ve Turhan Kardeşler Adanalı olacak.

S. Haluk Uygur, M. Emin Arıcı, Aslı Selçuk


(*) Turhan Selçuk’un ilk başlarda nüfus cüzdanında yazılı ismi Burhan’mış. Yanlışlıkla Turhan yerine Burhan olarak geçmiş. Adana’da yaşadığı sürede de resmi kayıtlarda böyle geçiyor. Sonradan isimdeki bu yanlışlık Turhan olarak düzeltilmiş.

Not; İlhan Selçuk ve Turhan Selçuk’un evlerinin ortaya çıkması için Çetin Yiğenoğlu’nun verdiği emeğe sonsuz saygımızı sunarız. Ayrıca yazımıza gösterdiği ilgiye de teşekkür ederiz.


Türk Sözü Gazetesi’nde Burhan Selçuk olarak imzalanmış bir Turhan Selçuk karikatürü


 


İstanbul’daki İlhan Selçuk Anıtı ve Aslı Selçuk




Sayı 28 (Eylül - Ekim 2015)

Bu yazı 2615 defa okundu.