PROMETHEUS’UN ARMAĞANI

 

…bir yüce duygu

İşler iliklerine kadar insanın,

Nereden gelir? Batan güneşlerden mi?

Engin denizden, coşkun rüzgardan mı?

Mavi gökten mi? İnsanın içinden mi yoksa?

Bir nefes, bir can ki bu sürer götürür

Düşünen, düşünülen ne varsa dünyada

Sel gibi akar her şeyin içinden…

 

William Wordsworth

 

           Biliyoruz ki, dünya üzerinde hiçbir uygarlık sanatsız var olmadı. Tarih öncesi dönemlerde yaşayan insanlar; mağaralara sığınıp, duvarlara resim yaparak çevrelerindeki dünyaya, inançlarına, isteklerine şekil vermeye çalıştılar. Biçimlerin özgürce yaratılması olan sanat, yüzyıllar boyu düşüncelerimize, isteklerimize ve dünyayı algılamamıza yön verdi. İlk günden itibaren soruların peşine düşen, varoluşunun nedenlerini arayan insan, sanatın bu güzelliğinden ilham aldı. 

         Araştırmalar gösteriyor ki din, felsefe, bilim, sanat birbirine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Her sanat eseri, var olan bir şey ile ilgilidir; belli bir varlığı anlatır, ondan bir kesit ortaya koyar. Örneğin plastik sanatlar kimi zaman bir doğa parçasının yansıması, kimi zaman da bir duygudur. Tiyatro belli olayların simgelenmesidir. Şiir ya da bir müzik eseri, doğanın ve insan ruhunun en hoşa giden anlatım biçimidir. Bilim, var olanı ve gerçekleri ararken, sanat bunun ötesine bakarak görülmeyeni duygularıyla keşfetmeye çalışır. İşte sanatçının hissettiği ve ürüne dönüştürdüğü bu gerçeklik hali ise sanatın özüdür. Tarih boyunca tüm bu saydıklarım ortak bir insanlık mirasını oluşturur, rahatlıkla doğanın kendisi bir sanattır diyebiliriz. 

          Sanatçı üretimiyle toplumların, geleceğini ve duygularını etkiler, özgün fikirleriyle; toplumu oluşturan bireylerin düşüncelerini, iradelerini, duygularını ve ruhlarını değiştirir ve bizler sanat eserlerini bir mucize gibi alırız. Her sanat eseri bize bambaşka pencereler açarak, o ana kadar görmediğimiz güzellikleri, duymadığımız hisleri algılamamızı sağlar. Bu yönüyle sanat, çevresini çabucak etkiler, güçlü bir ışık kaynağı gibi ulaşabileceği her yeri aydınlatır. Çevresindeki her şeyin güzelleşmesine katkı sağlar. Ancak, sanat eserindeki güzelliği anlamanın ve ondan haz almanın yolu, toplumun bu alanda alacağı sistemli bir sanat eğitimiyle mümkündür. Bu yüzden uygulanan tüm okul programlarında nitelikli ve özgün sanat eğitimine daha fazla yer verilmelidir. Bu eğitim; genel kanıya göre yalnızca yetenekli çocuklar için değil, herkes için gereklidir.  Uygarlığın ilerleyebilmesi için; felsefi görüşe sahip, doğayla uyumlu, meraklı, sorgulayabilen,yaratıcı, özgüveni gelişmiş, sanattan anlayan, yaşadığı çevreyi güzelleştirme sorumluluğu duyan, görgü kurallarını bilen, estetik duyarlılığa sahip, önceki uygarlıkların mirasını koruyan bireyler yetiştirmek biz eğitimcilere düşen en önemli görevdir.

 

         Sanat yoluyla parlamaya başlayan akıl hiçbir zaman olduğu yerde kalamaz, aydınlık daima yayılmak, genişlemek ister, tıpkı suya atılan bir çakıl taşının suda yarattığı dalgalar gibi. Mağara duvarlarında izlerini bırakanlar da, Rönesansın ilk ışığını yakanlar da bu dalgaların parçalarını oluşturur.  

         Asırlar boyu çalışarak insan olan insan, doğalı yapaya dönüştürerek hayvanlar dünyasından kurtulan insan, bu yüzden büyücü olan, toplumsal gerçekliği yaratan insan, her zaman gökyüzünden yeryüzüne ateşi getiren Prometheus, her zaman müziğiyle doğayı bütünleyen Orpheus olacaktır. İnsanlık ölmedikçe sanat da ölmeyecek daima yaşayacaktır.

 

 

 

 

                        1. Resim: Albrecht Dürer/ Melencolia

                     2. Resim:  Prometheus by Gustave Moreau

 

                Kaynaklar:

           Tunalı, İ. (2013) Yeni bir aydınlanmaya doğru, Remzi Kitabevi
           Fischer, E. (2010) Sanatın gerekliliği (11. Basım, Çev. Cevat Çapan) Payel Yayınları

                HYDE, Lewis;  Armağan Sanatsal Yaratıcılık Dünyayı Nasıl Değiştirir?, Çev: Emine AYHAN, Metis Yayınları, İSTANBUL, 2008, s.17.

 




Sayı 31 (Mart - Nisan 2016)

Bu yazı 1652 defa okundu.