Mutluluk ve Hüznün Eşiği: Kapılar

Gittiğim yerlerde şehrin eski dokusunun olduğu yerleri gezmek, oraların fotoğrafını çekmek isterim. Özellikle kapılar çeker ilgimi. Kimi yılların eskiliğini, kimi yılların ihtişamını taşır üzerlerinde. Şimdinin aynı atölyeden çıkmış, hiçbir estetik yanı bulunmayan, demir doğramadan yapılmış, ruhsuz kapıları değildir aradığım. Aradığım o üzerlerinde eski zamanın izleri, bezemeleri, tokmağı, yılların eskitemediği hatta üzerlerini tutmaktan parlayan metal kolu olan, bir tarafları kırık, bir tarafları örümcek ağları ile kaplanmış olsa da eski ahşap kapılarıdır. Çünkü aradığım şimdi olmasa da bir zamanlar var olan yaşanmışlık izidir.

Kapılar... Bazen tebessümle açılan yüzümüze, bazen de en acı vuruşla çarpılandır... Gündelik yaşamın anlamlarıdır kapılar… Yüreğimizin bile kapıları vardır. Bazen sevgi ile açılan bazen hırs ve nefretle kapanan… Korunaklı bölgemizdir kapılarımızın arkası, saklandığımız, kendimizi güvende hissettiğimiz yerlerdir. İnsanların kapılarını açık bırakıp uyuyabildikleri, komşularını ziyarete gittikleri dönemler vardı evvelden.. Yürekleri gibi açık bırakırlardı onları da. Şimdilerde her ikisinde de kilitlerimiz var ruhlarımızı sürgülediğimiz.....

Eski evlerin o görkemli, kendine has ruhu olan kapıları da yok artık... Hani avluya açılan tahta, iki kanatlı, pirinç tokmaklı, her açılışında melodik bir gıcırtı dağıtan etrafa... Şimdinin kapıları da hizmetkâr ruhlu oldular önlerinde durunca otomatik olarak açılan ve kapanan.

Kapı fotoğrafları ile insan fotoğraflarını birbirlerine çok benzetirim. İkisi de bir yaşama ve hayata açılır sanki. Bu yaşlı eşiği aşınmış kapıdan kimler geldi kimler geçti acaba... Hangi mutluluklarla açılıp hangi hüzünlerle kapandı… Merdivenlerinden kimler indi? Kimler çıktı? Ya o basamaklarındaki çocukluk izleri…

Ya bu kapı tokmağı ve kapı kolu. Hangi haberi sevinçle vermek için uzun süre çalındı veya hangi üzüntülü durumu haber vermemek için uzun süre tutuldu.

Kapılar, ne kadar gizemli yerler. Bazen hepimiz merak ederiz. Burada kimler yaşıyor? Arkalarında nasıl hayatlar saklıyorlar acaba? Mesela bu kapı acaba içerdekini dışardakinden mi yoksa dışardakini içerdekinden mi koruyor? Hiç düşündünüz mü? Kapı ne kadar önemli hayatımızda. Veya hiç merak etmediniz mi? Kapıyı çarpıp çıkmasaydım hayatım ne kadar değişecekti diye. Bu ben mi olacaktım.

Kapılar çocukluğumuzun hem özgürlük, hem de eve kapatılma nesneleri. Kapı önü oyun alanı, kapı arkası dayak veya kızma alanları. Galiba çocukluğumuzda daha çok önem verdiğimiz, büyüdükçe bizim için önemini yitiren ilgimizi çekmeyen kısa sohbet alanlarımız. Bir dönem için önüne vardığımızda derin bir soluk aldığımız yer. Şimdi ise ne o eski sokaklar kaldı, ne de o eski kapı önü sohbetleri ve oyunları. Artık demirden apartman giriş kapımız var. Belki de komşularımızla bile selamlaşmadığımız ve hiçbir zaman bize ait olduğunu hissetmediğimiz.

"Kapı önü" deyip geçmeyin. Kapının önü bizim evden çıkıp dünyaya açıldığımız ilk adımdır. Bizi komşuya, arkadaşa, yaramazlığa, okula, işe götüren ilk basamak. Kapının önünde neler yoktur ki. Komşular, sokaklar, sokak satıcıları, çöpler ve çöpçüler, bekçiler, sucular, tüpçüler, çocuklar, merdivenler, geceler, gündüzler, sabahlar, akşamlar, arabalar, kediler, köpekler, dostlar, düşmanlar, bakkal, manav, diğer binalar, gökyüzü, insanlar, ve yine insanlar. Kapı önü deyip geçmeyin. Sevgiliye kavuşmanın ve ayrılmanın da önü değil midir kapılar.

Hangi kapıya baksam; bazen bir başka kapının, sisler ardında kalmış görüntüsü belirir arkasında... Kimi kol demirli, kimi örümcek ağlı, kimi küçücük anahtarlı, kimi asma kilitli, kimi taze boyanmış, kiminin boyaları solmuş, kiminin kapının dokunulmaz güzelliğini sergileyen boyaları dökülmüş, kimi yüzyıllık... Bir yaşam boyunca içlerinden girip çıktığımız veya geçtiğimiz kapıları oturup da kim hesaplamıştır ki... Aslında hayat iç dünyamıza açılan ve kapanan kapılarla doludur. Yaşam boyu geçtiğimiz binlerce kapının ardında, aslında aradığımız kendimizdir.

Hayat kapılarla doludur. Ne çok kapıyı kapattık, ne çok kapı kapandı yüzümüze. Her karar vermekliğimizin belirlenmesinde bir kaç kapı çıkar karşımıza. Ve girmek zorundayızdır birinden. Gireriz kapıdan ve sürükleniriz bizi götürdüğü hayata. Arkamıza dönüp bakmayız çoğu zaman. Ve her kapının sonunda bir kapı daha vardır. İşte orada seçme şansı yoktur. Herkes geçer ve gider o kapıdan. O kapının ardından gelen yoktur, bir haber de yoktur gidenlerin ardından......




Sayı 30 (Ocak - Şubat 2016)

Bu yazı 1794 defa okundu.