Koleksiyonculuk mu? Cloud mu?


Annem, ona iş yerinde verdikleri pulları, bir albüm içinde bana getirmişti. Yanında bir de ahşap cımbız vardı. PTT'nin o sene bastığı hemen hemen tüm seriler, annem sayesinde bana gelir, sonra da albümüme girerdi. Ben en çok ''Osmanlı Padişahları'' serisini severdim. Hem diğer pullardan daha büyükçeydi hem de rengarenklerdi. Hangi yıllardı tam hatırlamıyorum ama henüz Osmanlı Padişahları'nın siyasi imge olarak kullanılmadığı, ''T''nin ''PT''den ayrılmadığı çok eski yıllardı.

Bir ara da gençliğimizin dergisi Blue Jean'in sarkı sözleri sayfalarını özenle klasörlediğimi hatırlarım. Ama belki de o meşhur sözü hiç bir kız arkadaşıma söylemediğimden, koleksiyon merakım zaman içinde kayboldu gitti... 

Oysa bizim ev koleksiyonculuğunu geliştirebileceğin en elverişli ortama sahipti. Annemin büfesindeki Nuh Nebi'den kalma hiç kullanılmayan sürahi takımlarından, ata yadigari bakır tepsilere; babamın A serisi jilet gibi keskin para koleksiyonundan Atatürk takvimleri koleksiyona kadar her şeyi bulabilirdiniz bizim evde. Aslında o yıllarda kime gitseniz benzer örneklerle karşılaşabilirdiniz.

Bugun ise durum sanki daha farklı. Tam emin olamasam da, şahsen, bunun değişen ve gelişen teknolojiye bağlı olduğunu düşünüyorum. Artık bir şeylere daha kolay ulaşabiliyor olmak söndürdü belki de bu merakın küçük yaşlardaki kıvılcımını. Bugün tek tık ile binlerce pula anında ulaşabilir, isterseniz satın alabilir, isterseniz de resimlerine ekranda büyüterek bakabilirsiniz. Ve artık o kadar çok şarkı sözü elinizin altındaki hangi birisini klasörde saklayasınız. 

Ve daha önemlisi neden? 

Çok değil daha 3-5 seneye kadar harddisklerimizde MP3ler biriktirirdik. Arkadaşlarla takas ederdik divx filmleri. Çoklu CD çantaları, harici harddiskler... Uzun süredir bunlara ihtiyaç duymadığınızı farkında mısınız? Çünkü artık hepsine kısa bir araştırma ile ulaşabileceğimizi biliyoruz... Hem de cilt cilt Meydan Larousse'lar, Büyük Britannica'lar biriktirmeye ihtiyaç duymadan. Daha da ilginci aradığınız bilgiye artık ansiklopedilerde kütüphanelerde aramıyorsunuz. Hatta bugün aradığınız bilgiye ulaşma derdinden daha çok hangisini tercih edeceğiniz daha bir önem kazanmış durumda. Her zaman bulabileceğimiz şeyleri biriktirmiyoruz artık. Biriktireceklerimizi de ''Cloud''a yüklüyoruz. Henüz tam hayatımıza girmedi ama çok değil birkaç sene sonra aldığımız bilgisayarda bir harddiske ihtiyaç duymayacağız belki de. Artık yanımızda Smartdiskler taşımak zorunda kalmayacağız. İş yerimizdeki dosyayı eve taşımakla uğraşmayacağız. Harddiskmiz ve tüm belgelerim, internet üzerinde bir yerde olacak. Hangi bilgisayarda, hangi mekanda olduğun önemli olmadan internet üzerinden ulaşacaksın tüm dosyalarına.

Zaten eski kitapları, mecmuaları, gazete kupürlerini saklamana hiç gerek yok. Şimdi gidiyorsun Adana Kent Kütüphanesine, bırakın ulusal basını, Adana'daki tüm yerel basın dijital ortama taşınmış. Senin doğduğun gün memlekette neler olmuş, hangi gazete neyi manşet yapmış git oku... Dijital ortamlara aktarılmamış olsaydı, internete taşınmamış olsaydı, başka türlü nasıl ulaşacaktık ki? Sahaf sahaf mı dolaşacaktık bir bilgi aradığımızda?

Acaba işte tüm bunlar mı bitirdi koleksiyonculuğu? Peki gerçekten bitti mi koleksiyonculuk? Yoksa sadece yeni bir konsepte mi büründü? Belki de aslında koleksiyonculuğun sonunda değil, başındayız. Bugün geleneksel şekilde biriktirdiklerimiz, daha doğrusu biriktirmeye değer bulduklarımız artık çok daha önemli şeyler. Bugün neyi koleksiyonlarımıza kattıklarımızı daha özenle seçiyoruz. Artık her bulunanı biriktirmiyoruz da, daha çok bulunamayanı biriktiriyoruz sanki. 

Postmodern bir koleksiyonculuk mu yaşıyoruz? 
Daha mı doğru yapıyoruz?


Bu yazı aynı zamanda  24 Ağustos 2013 tarihli Milliyet Gazetesi Güney Eki'nde de yayınlanmıştır.




Sayı 29 (Kasım - Aralık 2015)

Bu yazı 1685 defa okundu.