Jamaika’nın Kara Aslanı Bob Marley

bobMelodik Devrimciler konulu yazı dizimizde son düzlüğe girdik. Bunun sebebi devrimsel nitelikte müzisyenlerin azlığı değil, bilakis uzun yıllar konu edilseler tükenmeyecek olmaları. Ama bir konuyu çok uzatıp, değerini düşürmemek gerektiğine inanarak yazı dizimizin sondan bir önceki konuğu Bob Marley’i iftiharla sunarım.

 

“Gerçek şu ki, herkes seni incitecek.
Yapman gereken tek şey, acı çekmeye değer birini bulmak.”

 

“Babam bana dedi ki; bana ettiğini evladından çekersin. Babama dedim ki; babana yapmasaydın benden çekmezdin.”

 

Bilindiğinin aksine Marley, Reggae müziğinin yaratıcısı değildir, lakin bu türün tüm dünyaca tanınmasını sağlayan, en bilinen temsilcisidir. Jamaika adasına özgün ve Rastafarian ilahilerinden kaynaklanan bir tür olan Reagge’yi Ska ile harmanlayarak dünyanın her tarafında bilinmesini ve sevilmesini sağlayan bir ikondur. Ayrıca Rastafarianizmin ve bu dine özgü Dreadlock saç stilinin de dünyaca tanınmasına vesile olmuştur.bob2 “Babam bana dedi ki; bana ettiğini evladından çekersin. Babama dedim ki; babana yapmasaydın benden çekmezdin.” İngiliz-Jamaikalı-Suriyeli-Yahudi karması Norval Sinclair Marley, İngiliz Kraliyet Donanması’nda bir kaptandı. Ailesinini tüm itirazlarına rağmen, kendinden oldukça küçük bir Afro-Jamaikalı olan Cedella ile evlendi ve 1945 yılında, Cedella henüz 18 yaşında iken, Jamaika’nın Nine Mile isimli bir köyünde Nesta Robert Marley’i dünyaya getirdi.

 

Dünyanın özellikle Bob Marley sayesinde tanıdığı bu model ne acıdır ki sonraları bir moda haline getirildi ve ‘Rasta’ olarak anılmaya başlandı. Yıllar sonra bir gümrük memurunun marifetiyle adı ‘Bob Marley’e dönüşen Nesta, Jamaika’nın Afrikalı köklerine bağlı bu bölgesinden edebi olarak oldukça beslendi. Özellikle bilgece hikayeler, masallar ve atasözleriyle dolu bu kültür, Bob’un sanatsal birikiminin temellerini oluşturdu. Uzun yol kaptanı olan babası, ailesine maddi destek sağlıyor, ama mesleği sebebiyle onları çok sık göremiyordu. 1955 yılında, Bob henüz 10 yaşında iken, babası bir kalp krizi sebebiyle öldü.

 

“Farkını yansıt, değiş, geliş, keşfedilmeyeni keşfet, yücelerin içinde yüksel. Sonunda tek ol!”
50’lerin sonunda Jamaika’nın başkenti Kingston’ın batısına taşındı Bob. Yaşadığı bölgeye, bir kanalizasyon hendeği üzerine kuurlu olması sebebiyle “Trench Town” deniliyordu. Düşük gelirli kalabalık ailelerin yaşadığı bu gecekondu semtinde hayat hiç kolay değildi. Bob ise müthiş dövüş becerileriyle kısa sürede sokakların saygısını ve bu saygının ifadesi olarak da ‘Tuff Gong’ lakabını kazandı. Yoksulluk, umutsuzluk ve karmaşa dolu bu getto kültürü, Bob’ın politik görüşünü şekillendirirken bir yandan da müzikal bilgisini ve yeteneklerini körüklüyordu. Sonraki dönemlerde Bob, bölgeye adanan bir çok şarkısı ile Trench Town’ı da ölümsüzleştirdi.

 

bob3

1960’ların başında adanın müzik endüstrisi şekil almaya başlamıştı ve bu gelişim de Amerikan Soul ve R & B’unun adaya özgün icrası ve aksanıyla yorumlanmasından doğan Ska adlı bir yerli popüler Jamaikalı müzik formu doğurdu. Yoksul Jamaika’da hızla yayılan bu tür, getto gençleri için yıldız olma yolunda somut bir hedef oldu. Oğlunun müzik kariyeri hayallerinden habersiz olan Cedella, bir an öne hayata atılmasını istiyordu. 14 yaşında okulu bırakan Bob, istemese de bir kaynakçı çırağı oldu. Kısa bir süre sonra gözüne saplanan minik bir çelik kıymık, kaynakçılığı bırakıp kendini tamamen müziğe adamasına neden oldu. 16 yaşında müzisyen Desmond Dekker ve yapımcısı Leslie Kong ile tanışan Bob, ilk 3 single’ını kaydetti. Sunumu başarısız olan bu plaklardan beklediği ünü elde edemediği gibi, sömürücü zihniyetin yeni kurbanı olarak umduğu parayı da kazanamadı.

 

1963 yılında Bob Marley çocukluk arkadaşı, Bunny Wailer, Joe Higgs ve Peter Tosh tarafından dünya müzik tarihine geçecek bir efsane kuruldu: The Wailers. Yıllar sonra BBC tarafından ‘yüzyılın şarkıları’ listesine konulan ‘One Love’ın da içinde bulunduğu bir kaç single yayınlayan grup, Jamaika’nın yoksullukla mücadelesini anlattıkları duygusal armonileriyle yerel anlamda hızla ünlendi.  “Güneş parlıyor, hava güzel, ayakların dans etmek istiyor; ama yine de aklının bir kenarında dursun: Birileri şu an acı çekiyor.” 1966 yılında annesi Cedella Amerika’ya taşınmaya karar verdi. Ayın yıl Rita Anderson ile evlenen Bob, Donald Marley takma adıyla kaçak işçi olarak çalıştığı bir kaç ay için annesine katıldı, fakat sonra Jamaika’ya ve müzikal kariyerine geri döndü. Aynı yıl adayı ziyarete gelen Etiyopya’nın son imparatoru Haile Selassie’den çok etkilenen Bob ve karısı, Rastafarian dinini benimsediler.

 

Rastafarianizm, Mısır kökenli Ra dinlerinin Hıristiyanlık ve Yahudilik ile karışımından oluşan bir dindir. Musa’nın asıl yol gösterdiği kutsal kavimin siyahlar özellikle de Etiyopyalılar olduğunu savunur. Rastafarianizim’de kutsal vadedilmiş topraklara Zion (bir anlamda cennet) denilmektedir. Bu dinin mensupları saçlarını hiç taramazlar ve kesmezler. Uzayıp dolaşan saçlar sonunda ‘Dreadlock’ adını verdikleri şekle bürünür.

 

bob4

Dünyanın özellikle Bob Marley sayesinde tanıdığı bu model ne acıdır ki sonraları bir moda haline getirildi ve ‘Rasta’ olarak anılmaya başlandı.

 

1971 yılında Bob Marley Amerikalı şarkıcı Johnny Nash ile bir film müziği için işbirliği yapmak üzere İsveç’e gitti ve CBS Records ile sözleşme imzaladı. Artık yerel müzisyenler değil, tüm dünyaca tanınan efsanelere dönüşme yolu açılmıştı.

 

Bob Marley silueti, bayrağı ve hatta saçları içi boşaltılmış birer moda ikonuna çevirilmeye çalışılsa da, mirası; dünyanın iyi insanlarının yüreklerinde yükseliyor.

 

“Müziğin en iyi tarafı şu ki, sana çarptığında acıtmaz.”
1970’lerde yükselen işsizlik, karneye bağlanan gıda malzemeleri, yapısal uyum politikaları ve IMF’in kıskacında boğulan Jamaika (ne kadar tanıdık değil mi?) Bob’ın sivri dilli sözlerine yansıyor, bu isyanı neşeli ritmlerle dans ettirerek yaşatan Reagge de Bob Marley sayesinde dünya müzik endüstrisinde yer ediniyordu. Üst üste çıkan albümler, Avrupa, Amerika ve Afrika turneleri ile sonradan birer marşa dönüşecek olan ‘Getbob7 Up Stand Up’, ülkemizde anlamı bir türlü çözülemeyerek ‘Kadın yok ağlamak yok’ olarak algılanan, aslında ‘Hayır kadın, ağlama’ anlamına gelen ‘No Woman No Cry’ gibi şarkılarla dünyayı sallamaya başladı. Hele ki ‘I Shot The Sheriff’ isimli şarkının Eric Clapton tarafından icra edilmesi Bob Marley’i uluslararası bir yıldız haline getirmişti.

 

Bob Marley artık isyanın kara bayrağı, ırkçılığın, sömürünün, yoksulluğun, adaletsizliğin karşısında dans eden bir Afro-Jamaika aslanı idi. Savaş ve sömürü karşıtı tavırlarıyla milyonlarca insanın kalbini fethederken, çıkarlarına ters düştüğü çevrelerce iki kez suikast girişimine, bir çok konserinin engellenmeye çalışılmasına ve sürekli susturluma çabalarına maruz kaldı. Onlarca albüm yaptı, sayısız ödül aldı. Kazandığı en önemli iki ödülden biri 1978 yılında Afrikalı insanlara yapılan insancıl yardımlara ön ayak ve destek olduğu için Birleşmiş Milletlerce verilen ‘Barış Madalyası’ idi. Diğeri ise anavatanı Jamaika’nın en büyük ödülü ‘Merit’ idi. Ne yazık ki bu ödülü eline alma şansı olmadı.

 

bob5

“Artık hep hayal ettiğimiz yeni bir başlangıcı değil; hiç düşünmediğimiz mutlu bir sonu istemeliyiz.”
Bob Marley, müzikten sonraki en büyük tutkusu olan futbol oynarken ayak başparmağında açılan yaradan dolayı deri kanseri olmuştu. Parmağı kesilerek kurtulabilirdi aslında ama Rastafarianizm inancına göre mezara tek parça girmeliydi, bu yüzden parmağının kesilmesini istemedi. 1981 yılında durumu ağırlaşan Bob, son günlerini anavatanında geçirmek için bindiği uçakta fenalaştı. Acil tıbbi müdahale için Miami’ye inen uçaktan alınan Bob, 11 Mayıs 1981 tarihinde, henüz 36 yaşında iken buradaki bir hastanede gözlerini yumdu. Son sözleri oğlu Ziggy’ye söylediği ‘Para, hayatı satın alamaz’ oldu.

 

Yaşarken efsane olmayı başarabilen sanatçılardandı. Bilgeliğin, yeteneğin, cesaretin diplomayla, parayla, ünvanla değil, kişilik ve zekayla ilgili olduğunun en büyük kanıtlarındandı. Sadece müzisyen olarak değil, insan olarak da çok sevildi. Reagge’nin, Rastafarianizm’in, barışın, adaletin, iyiliğin simgesi olarak yaşadı. Ölümünden sonra bile bıraktığı eserleri ve adıyla bunlara hizmet etmeye devam ediyor. Dünyanın bir çok kıtasında onun adına festivaller düzenleniyor, albümleri hala milyonlarca satıyor, felsefesi ve sözleri kulaklarda çınlıyor, melodileri insanları dans ettiriyor. Her ne kadar kapitalizm tarafından (Che Guevara’ya yapıldığı gibi) Bob Marley silueti, bayrağı ve hatta saçları içi boşaltılmış birer moda ikonuna çevirilmeye çalışılsa da mirası, dünyanın iyi insanlarının yüreklerinde yükseliyor. Bob, şimdi Zion’da otunu tüttürerek bize sesleniyor; “Get up, stand up for your rights...”

 

bob6

BOB MARLEY’DEN DİNLEMEDEN ÖLMEYİN:

One Love
Soul Rebel
No More Trouble
Get Up, Stand Up
I Shot The Sheriff
No Woman No Cry
Revoluton
Could You Be Loved
Redemption Song
Iron Lion Zion




Sayı 10 (Eylül - Ekim 2012)

Bu yazı 5431 defa okundu.