İsa'dan Sonra 13. Yy Yumurtalık, Tarsus, Kozan Fakuşağının Altınları...

İsadan Sonra 13. Yy Yumurtalık, Tarsus, Kozan Fakuşağının Altınları...

cid_440CE30A-E751-4851-9F19-17B29898440F
Almanya'nın Hildesheim kentinde, pazar yerinde haçlı seferlerine katıldığını söyleyen yaşlı adam bir hikaye anlatıyordu. Tiyatro sahnelerinde geceleri ruhların kendi acıklı hikayelerini anlattığı, kızları kaçırılan annelerin üzüntüden taş kesildiği, harika kaleleri olan, kutsal toprakların yanındaki bir yerde altın parıltılarıyla kaplı bir tepe vardı. Burası sihirli ve kutsaldı. Arınarak burada altı hafta kalanlar istediği her şeye sahip oluyordu. Bir köylü ekmeği yendikçe ekmeğini  çoğaltan bir sofra sahibi olmuştu da kıymetini bilmemişti. Almanya'da açlık vardı. Eski askerler böyle bir sofrayla askerlerini doyurarak kutsal toprakların fatihi olmayı, küçük bir çocuksa bu topraklardaki altınları heybesine koyup annesine bir ev almayı hayal ediyordu. Çocuğun adı Condrad'tı.

Hildesheim'li Condrad sonunda papaz oldu. Eğer Çukurova prensi I. Leon, Çukurova kilisesiyle, Roma  papalığını birleştirerek, krallığının kutsanmasını ve  kabulunu  istememiş, papalıkta bu işle  Condrad'ı görevlendirmemiş olsaydı bu hikaye yazılamayacaktı.

Akka'dan gemiden inen Condrad maceralı bir yolculuktan sonra Antakya üzerinden Anavarza'ya geldi. Krallığın kutsanması için, papalığın otoritesinin kabülü yanında bin yıldır bulundukları bölgede yaşıyor olmak ve anıtsal yapılarda imzalarının olması şartı gerekmekteydi. Ermeniler Çukurova'ya İsadan sonra 10. yy'da gelmeye başlamışlardı, kiliseler ve bazı kaleler dışında anıtsal yapıları yoktu. Sorun nasıl çözülecekti.

Levon'un kardeşi dahiyane bir çözüm buldu. Haçlı, Bizans yapılarına Ermenice kitabeler yerleştirilecekti. Anavarza'daki Donjon kule, Silifke kalesi, Kız kalesi yapıları böylece düzenlendi.  Condrad Donjon kuledeki kitabenin yerine sonradan yerleştirildiğini anladı, ancak görmezden geldiler. Çukurova kilisesi yetkilileri de Roma otoritesinin kabul edilemez olduğunu biliyorlardı ancak bilmezden geldiler. İstanbul anlaşmanın olanaksızlığını biliyor ancak onlarda görmezden geldiler.  Sonuçta  Tarsus'ta Bizans, Papalık, Roma Cermen imparatorluğu temsilcileri, Bağdat halifesi Nasır'ın temsilcisi yanında kral taç giydi.

Condrad işini bitirdikten sonra hayalini kurduğu yerleri görmeye gitti. İsos harabeleri, tiyatrosu, taş tutan anneler, su yolları,  küçük basal taşlı kale ve Toprakkale'ye geldi. Toprakkalenin üstü tarafındaki Fakıuşağın' daki kutsal ormanda altı hafta perhiz yaptı ve arındı. Sonra dağlara  ün, saygınlık  ve altın için çıktı. 'Tanrım yalnızca bana altın ver, ülkeme zengin ve güçlü bir insan olarak döneyim'.

Kutsal Meryem ormanlarına geldiğinin altıncı günüydü ve artık büyük ödülü almanın zamanı gelmiş olmalıydı. Gecenin karanlığında, ay ışığının altında bekledi; altınları ne zaman alacaktı. Aya dakikalarca baktı, ' efendimiz ben zavallı inanana, bol altın ver senin için altın nedir ki'. Hiç bir yerden altın gelmedi. Sinirlendi nerede yanlış yapmıştı. Küskün bir şekildi Toprakkale'ye  dönerken, Fakuşağında,heyelan bölgesinde altın ayaklarının dibindeydi. Her taraf parlıyordu. Elindeki torbayı parlayan madenle doldurdu.

Ertesi gün ülkesine dönmek için Yumurtalığa hareket etti. Bir gemi limanda bekliyordu. Erkenden gemiye yerleşti. Gümrük muhafızları gemiye geldiler ' Deklare edilecek eşyası olan var mı' diye sordular. Ülkeden dışarıya altın çıkarılması yasaktı ve ağır cezai yaptırımı vardı. Condrad ne yapacağını bilemedi. Heybesinin içinde hayalları vardı ve ülkeye kralın daveti üzerine gelmişti, ancak muhafızlar bunu bilmiyorlardı. Heybesini açmasını istediler.'Keşke altınları almasaydım, hükümdarın verdiği, hediye ve parayla annesine zaten bir ev alabilecektim, daha fazlasına gerek yoktu, şimdi annem evlatsız kalacak' diye düşündü. 'İsa efendimiz, heybemdeki altını toprak yap, beni bu dertten kurtar, annemi oğulsuz bırakma; sana tüm hayatımı  adayacağım'.

Bagras-kalesiMuhafızlar heybeden dökülen parıltılara baktılar ve seslerini çıkarmadan seyahata çıkmasına izin verdiler. Ne olmuştu, muhafızlar neden ses çıkarmamışlardı, heybesini açarak  altınlarına baktı, yanındaki bir diğer yolcu' bu kadar piriti İtalya'ya götürmek iyi bir fikir değil' dedi. Pirit altın parıltılı az değerli bir mineraldi.

Condrat topladığının altın olduğuna emindi, ancak kutsal baba Condrad'ı beladan kurtarmış ve altını pirite çevirmiş olmalıydı. İtalya üzerinden Almanya'ya döndü, annesine bir ev aldı. Söz verdiği üzere bir manastıra yerleşerek ömrünün kalan kısmını dua ederek geçirdi.

 

Memluklu-mool-askerleri-13Yumurtalkta-her-ulustan-tccarlar-iftiler-askerler

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 




Sayı 18 (Ocak - Şubat 2014)

Bu yazı 3098 defa okundu.