Giyinmek Sanatına Bir Bakış

Moda demek insanlara belli kalıplar sunmak demek değil...
Herkes kendi tarzını belirleyecek.

Dünyada varolan  toplumlar sahip oldukları  kültürlerini  hayatlarının her bölümüne yansıtırlar. Bunların başında da giyinme gelir. Her halk yaşam biçimine uygun giyinme tarzı ortaya çıkarmıştır. Bu tek tek insanlar için de böyle olmalı.

Yaşınız veya Kilonuz Önemli Değil!
Tarzınız Var mı?
Artık moda denilen olgunun insanlara belli kalıp içinde alternatif sunmasına karşı çıkılıyor. Herkes kendine uygun bir giyinme tarzı belirliyor. Bu sanatsal bir davranış biçimi… Zaten moda sanattır bence…
Daha önceleri yaşınıza uygun (bu nasıl bir şeyse?) renkleri giymeniz önerilirdi. Daha ağırbaşlı renkler ve daha tutucu kesimler…
Ama şimdiki giyim anlayışında giyim zevkinizin, renk ve kesimlerin yaşınızla birlikte değişmesi gerekmiyor... Size yakıştığına inandığınız doğru, canlı renk tonunu bulduğunuz takdirde yaşınız veya kilonuz ne olursa olsun kullanmalısınız.
Hangi yaşta ve kiloda olursanız olun herkes şık görünmek ister. Şık görünmenin temel unsuru da biçim veya renkler değişse bile, size ait bir tarzın oluşmasıdır.
Sinemaya, şık bir restorana yahut bir toplantıya giderken seçtiğiniz giyim tarzınız “İşte ben bu kişiye aitim” diye mesajlar vermelidir. Bunun bize dayatılan güzel insan modeliyle de hiç ilişkisi yoktur. Bu modele uymayan kişiler bile kendini gösteren bir tarza sahip olmuşlarsa dikkati çekerler. 

Artık Güzel Giyinmek
Pahalı da Değil!
Oluşturulan tarz o kadar etkilidir ki, çoğu zaman gündüz giydiğiniz bir kıyafetin sadece takılarını değiştirerek gece de etkili olmasını sağlayabilirsiniz.
Eskiden böyle bir tarz oluşturmak daha zormuş. Çünkü o zamanlar Adana’da kaç tane kıyafet mağazası var ki? Mecburen herkes terziye diktirmek zorunda kalırmış (bugün buna houte couture deniliyor). Tabi ki ekonomi de iyi değil o zamanlar, insanların her gideceği yer için ayrı bir kıyafet diktirmesi zor. Dolayısıyla kişiye özgü tarz oluşturmak da kolay değil..
Şimdi giyinmek için bu kadar uğraş vermeye gerek yok. İlle çok paranızın olması da gerekmiyor.
Çünkü kentimize birçok marka geldi, bir çok mağaza açıldı ve sadece vakit ayırarak her bütçeye uygun kıyafet bulmak hiç te zor değil. Bilinçli ve doğru alışveriş yapmak gerekiyor.
Bunun için mağaza çalışanlarından yardım almak yeterli.
Adana’da Dolaşırken Gördüklerim
İsterseniz Adana’nın şık sokaklarında biraz gezintiye çıkalım. Bakalım insanlar nerede nasıl giyiniyorlar, fikir alalım…
Ziyapaşa Bulvarı’nda yürürken bir kafede oturan hanımlar veya beyler görürsünüz. Onlar oldukça şıktırlar. 
Hanımefendi gayet rahat bir jean pantolon üzerinde şık bir bluz giymiş… Ve kemer… Ayağında ise platformlu şık bir ayakkabı… Güneş gözlüğünü gözünden çıkarmadan hem kahvesini yudumluyor hem yanındaki beyefendi ile sohbet ediyor.
Beyefendi ise kendine has tarzı ile göz kamaştırıyor. Onun da üzerinde bir jean pantolon ve gömleği de aynı kumaştan… Boynuna doladığı fularıyla çok şık bir metroseksuel erkek örneği…

Mavi Blazer, Pembe Gömlek,
Beyaz Pantolon….
Bir de Mendil Var!
Yine Ziyapaşa Bulvarı’nda bir akşam  yemek yediğim sırada içeri giren bir beyefendiden bahsetmek istiyorum:
Üzerinde lacivert renk bir blazer ceket var… Pembe bir mendili aksesuar olarak kullanmış. İçerisine giydiği pembe tonlarındaki spor gömleği ile çok uyumlu… Altında beyaz jean görünümlü pantolonuyla gerçekten modern, şık ve metroseksuel…Bu haliyle  daha konforlu, daha rahat bir kent yaşamının, şık giyinmeyle nasıl örtüştüğünü gösteriyor çevresindekilere… Yeni anlayışa göre artık şıklık illaki resmi giyimli olmayı gerektirmiyor.

İlhan Atış Örneği
Örneğin  Valimiz Sayın  İlhan Atış, hergün takım elbiseyle çok şık bir görüntüye sahip. Hafta sonları ise, sportif ve rahat giyimiyle de şık. Böylece heran giyimiyle dikkatleri üzerine çekiyor.
Kısacası  sinemaya, kafeye veya alışverişe, nereye giderseniz gidin, giyimde kendi tarzınızı oluşturmayı unutmayın. Biliniz ki, farklı olmak ayrıcalıktır. Ve unutmayınız ki giyinmek bir sanattır.




Sayı 2 ( Mayıs - Haziran 2011 )

Bu yazı 3375 defa okundu.