Dabbe Nedir?

 Ünlü Fizik Bilgini Stephen W. Hawking,

Kur’an’ın haber verdiği Dabbet-ül Arz mıdır?

 

Ve İnsan fıtraten*, hiçliğe karışıp yok olmayı değil, sonsuz yaşamı arzular.iPad-2-Wallpapers-Dark-Angel

 

İnsan, yaşamı ve kainatı sorgulayan, ölümlü olduğunun idrakinde yaşayan tek varlıktır.

Ve İnsan fıtraten*, hiçliğe karışıp yok olmayı değil, sonsuz yaşamı arzular.

Ölüm realitesinin duvarında sonsuza açılan bir kapı arayışı bundandır.

Dünya, insanlar açısından, hayat macerasının sergilendiği sahnedir. Bu sahnede olaylar, kainat yasalarının (Sünnetullah) çizdiği sınırlar içinde gelişir. Dünya hayatı ışık-karanlık, iyi-kötü, güzel-çirkin, inanan-inanmayan diyalektiği içinde akar.

* * *

Yaradılışa inananlar ile maddeyi tanrı zannedenler düşünce tarihi boyunca tartışmaktadır.

Ataeist bilim adamlarına göre insanlar Tanrı’yı, Cennet ve Cehennemi ölüm korkusunu aşabilmek için icat ettiler. Materyalistlere göre, “hiçbir şey yoktan var olmaz” ; her şeyin yaratıcısı madde, hayat ve insan rastlantıların ürünüdür. İnananlar ise; Alemlerin Rabb’ine, kainatın, yoktan varedilerek yaratıldığına iman ettiler; “madde evreninin başlangıcı vardır sonu da olacaktır” dediler.

 

Akıl – Vahy ilişkisi

Değerli okurlarım, İlahî vahiyle inen, hazır bilgidir, rehberlik eder, yolu gösterir.

Bilimsel metodlarla elde edilenler ise, insan ihtiyaçları ve çabasının ürünüdür; ölçülebilir kullanılabilir türden bilgilerdir. Her ikisi ile de varılacak yer ise, aynıdır; sonuçlar, vahy - akıl / din-bilim çatışmasını değil, vahy-akıl / din-bilim buluşmasını gösterir. Her iki tarafın bulguları, başında ya da sonunda mutlaka örtüşürler; tıpkı; maddenin yoktan var edildiği gerçeğinin, tam tersini iddia edenler tarafından ispat edilmesi gibi... “Madde ezelidir, hep vardı, sonsuzdur, yok olmaz” diyenler, Big Bang kuramı ile tam tersini kendi buluşlarıyla kanıtladılar. Allah, inkâr dikenini batıranlara çıkarttırıyor... Çağdaş bilim evrenin 13 milyar 700 yıl önce hiçlikte bir an’da var olduğunu tespit etti. Yani kainatın başlangıcı olduğu tespit edildi, sonunun olacağı da artık biliniyor.

Yazımızın konusu işte bu son (kıyamet) ile ilintili; Dabbet’ül Arz!

 

Kur’an, Neml Suresi 82. ayet:

“ O söz, tepelerine indiğinde, yerden onlar için bir dabbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince inanmadıklarını söyler ”

Dabbet’ül Arz, İslâm eskatolojisinde (öte-dünya bilgisi) yer alan bir terimdir.

Kıyamete çok yakın zamanda çıkacağına inanılan bu varlık, topraktan çıkacak ya da topraktan yaratılacaktır. Yorumcuların kimine göre dabbe bir tür hayvandır; kimine göre ise dabbe konuşan bir yaratıktır. Prof. Y. Nuri Öztürk de bu tartışmaya katılmış, “dabbe’nin çıkacağından değil, dabbe’nin çıkmış olabileceğinden” söz etmiştir. Öztürk şöyle söylüyor:

“Dabbe, debelenen şey demektir. Kur’an bunu hayvan için de diğer canlılar için de kullanır. Demek oluyor ki, dabbe, yerine göre, hayvan türünden bir canlı olabileceği gibi, insan da olabilmektedir. Neml 82’de ise, dabbenin hayvan olması mümkün görülemez... Çünkü O (dabbe) konuşacaktır ve hikmetli, ibretli bir biçimde konuşacak, uyarı yapacaktır.”

Kur’an’ın, Hz Peygamber’den sonra en büyük müfessiri kabul edilen Hz Ali, Neml 82’deki dabbeden söz ederken şöyle diyor: “O, kuyruğu olan bir dabbe değil, sakalı olan bir dabbedir”

Müfessir Elmalılı H.Yazır da aynı kanaattedir. Yani kıyamet alâmeti olarak gösterilen dabbe, bir insandır..

Y.N. Öztürk Kur’an’dan bakarak şu tespitleri yapıyor: “Dabbet’ül Arz göklerden inmeyecek yerküreden çıkacaktır. Yani dabbe bir dünyalı olacaktır. Dabbet’ül Arz, bir insandır, konuşmakta, uyarı yapmaktadır. O; bedeniyle değil, beyni, bilgisi ve ruhuyla öne çıkacak olan bir varlıktır.” Öztürk, yorumunu şöyle noktalıyor: “Dabbet’ül Arz, çıkmıştır, şu anda yaşamaktadır ve Kur’an’ın sözünü ettiği uyarıları, yine Kur’an’ın gösterdiği tarz ve üslûbla insanlığa ulaştırmakta, dünyanın sonunun yaklaştığına ilişkin uyarılar yapmaktadır.”

 

Dünya kaynakları 700 - 800 yıl içinde tükenecek! Uzayda koloni kurmaya hazırlanın!

 

Prof. Öztürk vardığı sonucu şöyle ilan ediyor:

“Dabbet’ül Arz denince, bizim aklımıza, mesela, insanlığı, kıyametin yaklaştığı yolunda sürekli uyaran ve nitelikleri

Kur’an’daki tanıtıma uyan ünlü dahi fizikçi Stephen Hawking gelmektedir.”

(Hawking, kısa süre önce, insanlık âlemini, “Dünya kaynakları 700 - 800 yıl içinde tükenecek! Uzayda koloni kurmaya hazırlanın!” diyerek uyarmıştı...)

* Fıtrat: Yaradılış

Fıtraten: Yaradılıştan gelen, yaradılıştan kaynaklı.

 

Dabbe’tül Arz, İnternet mi?

Adnan Oktar bağlıları (ki onlara göre bu kişi mehdidir), “Dabbet’ül Arz, bilgisayar teknolojisidir, internettir” diyorlar. Çağdaş Kur’an müfessiri Prof.Dr. Süleyman Ateş, bu yorumun zorlama olduğunu söylüyor ve itibar etmiyor.

Geride kalan yüzyıllar içerisinde Dabbe için çok sayıda görüş dile getirilmiştir.

Hatta treni, yer yüzeyinde hareket ettiği için, Dabbe’tül Arz ilan edenler bile olmuştur.

 

Görüldüğü üzere, uzayın sonsuz derinliklerinde uzanan kainatın sırlarla örülü coğrafyasına dalındığında; yolların çok, cevapların ise yetersiz olduğu gerçeğiyle başbaşa kalıveriyoruz.

Yüce Kur’an, bu gerçeği, “Size ilimden (bilgiden) pek az şey verilmiştir” ayetiyle haber veriyor.

 

Sebebleri ararken deliye döndüm. Çaldım, Allah’ın kapısını. Kapı açıldı, meğer içerden çalmışım...

 

 

Hiçlik Nedir?

Sözü Stephen W.Hawking ile açtık onunla tamamlayalım:

Hawking, “Zamanın Kısa Hikayesi” adlı kitabını tanıttığı toplantıda kendisine, “Evren, Big Bang/Büyük Patlama anında ortaya çıktığına göre, ondan önce ne vardı?” diye soranlara; “Evreni oluşturan madde hep vardı, madde ezelidir” diyememiş, soruya, “Big Bang anı öncesi madde yoktu, bu sebeple Tanrı fikrinden söz edilebilir...” mealindeki cevabı vermişti.

Bilindiği üzere Bing Bang kuramı, uzay ve zamanın / maddesel kainatın başladığı anı anlatır.

 

Hawking, “Ceviz Kabuğu Üzerinde Evren” isimli kitabında ise “Evrenin yasalarını dikkate alırsak, kainatın, hiçlikten kendiliğinden var olduğunu söyleyebiliriz” diyor.

O zaman şu sonuç ortaya çıkmıyor mu; “Bu durum, mutlak yokluktan (salt hiçlikten) varlığın (evrenin) çıkması ise, bu, yaratılış değildir de nedir?”

Hiçliğin felsefî anlamını sözlük şöyle veriyor: Varlığın eksikliği, olmayışı, yokluğu (salt hiçlik)... Görüldüğü üzere hiçlik, varlığın tersi, yani, mutlak yokluk durumudur.

 

Hawking de aslında; Tevrat, İncil ve Kur’an’ın değişik çağlarda Peygamberlerin dilinden insanlara haber verdiği o aynı bilgiyi, mevcudadın (varlıklar aleminin) yoktan var edilerek yaratıldığı hakikatini, tekrarlıyor.

Arayış ve Çoklu Işıldayan Tek Pırlanta

Görüldüğü üzere sıradan insanlar da, bilim adamları da aynı arayışın içindeler.

Hepsi, varlıklar âlemini ve insanın yaşam macerasını sorguluyorlar. Arayış yolcuları; yola çıkarken başka, yolun ortalarında daha başka, yolun sonunda ise bambaşka düşünebiliyorlar. Mesela ataeist düşüncenin babası sayılan A.Flew, 1980’li yıllarda tanrıtanımazlıktan dönüş yaptı ve: “Özür diliyorum, Tanrı varmış” adlı kitabı yazdı. Hawking de şimdilik, kainatın hiçlikten ortaya çıktığını bir başlangıcı olduğunu kabul etti. Sıra evreni tasarlayıp Yaratan Yüce Kudret’le buluşmasında.

 

Değerli okurlarım, varlıklar alemi; çoklu ışıldayan Tek ve BİR’in tecellileridir.

Aynı pırlantanın fasedleriyiz... Nereye dönersek dönelim, O’nun yüzü ile karşılaşırız. Hz. Mevlana bu gerçeği şöyle anlatıyor: “Sebebleri ararken deliye döndüm. Çaldım, Allah’ın kapısını. Kapı açıldı, meğer içerden çalmışım...”

Değerli okurlarım, dünya hayatında yazdığımız; bir arayışın bestesidir. Kimbilir nerede nasıl son bulacak yaşam ezgimiz... Allah’ı göremedikleri için sorgulayanlar, kendilerine, “Kendi zihnimi görebiliyor muyum?..” diye sormalıdır... Hz Yunus cevabı şöyle veriyor: “Beni bende demen, bende değilüm. Bir ben vardır bende benden içerü...”

 

Sonuç: “Dabbetül Arz Çıktı mı?”

Prof. Y. N. Öztürk haklıysa, Dabbetül Arz gerçekten çıkmış ve bu varlık Stephen Hawking ise, görüldüğü üzere bizzat Dabbetül Arz’ın kendisi henüz bunun farkında değil...

Sırlar labirenti böyledir... İnsanı, “anladım” dediği anda yeniden sorularla dolu çıkmazlara sürükler.




Sayı 8 (Mayıs - Haziran 2012)

Bu yazı 5472 defa okundu.