Barcelona’dan Çıktık Yola Vardık Adana’ya

Onlar bir buçuk milyon bizse iki küsür ...
 

Göç alıp verme derseniz aşağı yukarı aynıyız.
 

Denize kıyımız var mı, var tabi ki…
 

Tarihi turistik değerlerimiz var mı yok mu, siz söyleyin.
 

İklim derseniz dokuz ay hep bahar… yine aynıyız…
 

Katalonya’nın başkenti değilsekte Çukurova’nın kalbiyiz…
 

Ama bir Barcelona değiliz, olamıyoruz…
 

Okudum bir yazıda, İstanbul’la kıyaslamışlar Barcelona’yı, sanki benzer bir yanları varmış gibi. İstanbul’a büyük haksızlık, dünyanın en güzel şehri, sadece boğazıyla dünya kentlerinin içinde eşsiz... Hisarlarıyla, tarihi eserleriyle, büyüklüğüyle, güzelliğiyle, konumuyla dünya güzeli bir kent.

 

Barcelona ise daha çok Adana’ya benzer yukarıda saydığım nedenlerden...
 

Tek farkla onlar sanata sanatçıya eserlerine önem vermişler, ön plana çıkarmışlar. Şehrin kurumları mimarları, mühendisleri, sanayicileri, iş adamları, yönetenleri şehirle hemhal olmuşlar. Bütün kamusal alanlar kent mobilyalarıyla döşenmiş, yapılan her proje halka ulaştırılmış, hayata katılmış.
 

Yoksa birkaç Gaudi eseriyle olmaz kentin dinamizmi… İnsanı ön planda tutmuşlar, göçle gelene de şehirde yaşayana da yaşanabilir bir kent sunmuşlar. Şehrin fakirlerinin oturduğu denize yakın yerler ilk etapta dönüştürülmüş, güzelleştirilmiş... Bu güzellikleri gören yaşayanlar ise güzellikleri koruması gerektiğini yüreğinde hissetmiş…
 

Mahalleler tek tek ele alınıp kendine özel çalışmalar yapılmış, meydanlar sokaklar her köşede karşınıza çıkan özgün heykellerle süslenmiş. Şehrin ürettiği herşey düzenlenen fuarlarla alışveriş dünyasına sunulmuş, modern fuar merkezleri kurulmuş. Yıldız projeler başarıyla uygulanmış, lüks oteller, tarihi bölgelerin restorasyonu, simge binalar yapılmış. Ama ayrık otu gibi durmamışlar, şehrin geri kalanıyla sarmallar oluşturmuşlar.
 

Hızlı göçlerle özensizce alelacele yerleşim yapılan işçi mahallelerinde ise, yapılan rehabilitasyon ve iyileştirme çalışmaları bölgenin yaşam kalitesini artırmıştır. Ortak kullanım alanları özel alanlar kadar özenle planlanıp düzenlenmiş. Böylece şehrin bütün enstrümanları birbirinden ayrılmaz ve birbirinin değerini yükselten artıran bir bütünün parçaları olarak, şehrin değerine değer katmış…
 

Mimari açıdan ortak hareketin önemini görerek, belediyede kurulan ve iş üreten mimarlar grubunun onaylamasıyla yeni projelere izin vermişler… Ben bilirim ben yaparım dememişler…
 

Yemek kültürünü de, eğlenceyi de, dünya markalarıyla alışverişi de günlük yaşama sokunca şehri-Barcelona olmuş.
 

Anlattıklarım orada olanlar, anlatma sebebimse birçok şehri içinde barındıran Adana’mız içinde umut olsun, güzellik olsun ve hepimiz için olsun diye…




Sayı 21 (Temmuz - Ağustos 2014)

Bu yazı 1354 defa okundu.