Adana İşsiz Mi?

r

 

 

 

 

İstatistikler en çok işsizin Adana’da olduğunu söylüyor... Ama Adanalı çalıştıracak kalifiye işçi bulamıyor... Var burada bir terslik !

 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun çalışmasına göre, Adana yüzde 19,1 ile Diyarbakır ve Hakkari’nin önüne geçerek işsizlik rekoru kırdı. Türkiye’nin diğer illerinden bir farkını görmediğim hatta aksine fazlasıyla güzelliğini gördüğüm bu kent, en önemli 5 şehirden birisiyken neden hep haber bültenlerinde farklı görünüyordu? Yoksa Polyannacılık mı oynuyorduk, kendimize dev aynasından mı bakıyorduk? Bu sebeple acaba bir yanlışlık mı var diye düşünüp TÜİK ile görüştük. Öğrendik ki hesapta bir yanlışlık yokmuş. Sanayicisine gittik, işletmecisine gittik , esnafına gittik. Hepsiyle tek tek görüştük. Yetinmedik mektebine gittik hocasıyla görüştük, kurumuna gittik iş bulanıyla görüştük. Onlar söylediler biz yazdık. TÜİK Adana Bölge Müdürü Durmuş Ali Şahin’den Adana istatistiklerini ve bu istatistikleri nasıl elde ettiklerini öğrendik.

 

 

 

 

 

 

 

eran_ykleDurmuş Ali Şahin / TÜİK Adana Bölge Müdürü: 

“Adana’da işsizlik %19.1 ile Türkiye’de ilk sırada.”

 

Altınşehir Adana Kent Kültürü ve Sanat Dergisi: Adana’nın işsizlik konusunda sizdeki istatistiki verilerinden bahseder misiniz?

 

Durmuş Ali Şahin: 2010 yılı sonu itibariyle açıklanan istatistiklere göre de Adana işsizlik oranı yüzde 19,1 dir. 2010 yılı verilerine göre, Adana’nın 2 milyon nüfusu vardır. Bunun 147.200’i 15 yaş üstü işsiz nüfustur. 

 

c

AA: Bu bilgilerin doğruluğu %100 diyebilir miyiz? Bu veriler nasıl elde ediliyor?

 

DŞ: Elbette. 2007’de geçilen “Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi” ile TC kimlik numarasına sahip tüm vatandaşlarımızın bilgileri sisteme kayıtlıdır. Bu sistem ile TÜİK çok daha güncel ve doğru saptamalar yapabilmektedir. Tüm Türkiye’de örnekleme metodu ile örnek aileler seçilir, bu aileler her ay yenilenir. Sosyo-ekonomik sınıflamaya göre tüm hanelerin örneğe çıkma şansı eşittir. Buna o ilin Valisi de dahildir, işsizi de.  Adana’da da her ay 350-400 ailede anket yapılmaktadır. Kurumumuz işgücü istatistiklerini açıklarken, toplam nüfus üzerinden değil  15 yaş üzeri nüfustaki işsizleri hesaplıyoruz. İşgücü ile ilgili yaptığımız çalışmaların tamamında Avrupa Birliği ve Dünya Çalışma Örgütünün kullanmış olduğu metodolojiler uygulanmaktadır. Bu çalışmaların tamamı bilimsel temellere dayanmaktadır. Ancak İŞKUR’daki kayıtlı işsiz sayısı ile bizim çalışmalarımız neticesinde elde edilen iştatistiki verilerin teknik olarak aynı olması imkansızdır. Bu nedenle de mukayese edilmemelidir. 

 

 

 

 

k

 

 

Süleyman Onatça /İşadamı

“İşsizlik var diyorlar ama kayıt dışı olanların istatisliğini kim tutuyor ?”

 

Bunun üzerine konu ile ilgili bilgileri başka açıdan da almak üzere bir iş adamına başvurduk. Geçmiş dönem Adana Sanayici ve İş Adamları Derneği (ADSİAD) başkanlarından olan, kendi başkanlığı sırasında kentte işsizliğin azaltılmasına yönelik çeşitli çalışmalar yaptığını bildiğimiz, DASİFED (Doğu Akdeniz Sanayici ve İş Adamları Dernekleri Federasyonu) Onatça Grup Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Onatça’ya konuyu danıştık.

 

Adana’da 475 bin Yeşil Kartlı var. Yani bunların hepsi kağıt üzerinde işsiz.

 

Altınşehir Adana Kent Kültürü ve Sanat Dergisi: Daha önce yapmış olduğunuz araştırma sonuçlarına da dayanarak kentimizdeki işsizlik istatistikleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Süleyman Onatça: TÜİK’in rakamlarını doğru kabul etmek durumundayız. Ancak, anket metodlarının, sordukları soruya verilen yanıtların doğru istatistiği ortaya çıkarmadığı görüşündeyim. Sosyal güvencesi olmadan çalışanlar ‘İşsizim’ diyerek beyanda bulunuyor. Dolayısıyla istatistiklere işsiz olarak geçiyor. Örneğin, seyyar satıcılık yaparak geçimini sağlayan işsizim diyor. Bu gibi örnekler kentte işsizlik oranını yükseltiyor. İş başvurularında ‘Beni sigortalı yapmayın’ talepleriyle karşı karşıya kalıyoruz. ‘Babamdan dolayı aldığım maaş kesilmesin, yeşil kartım iptal olmasın’ diyenlerin sayısı az değil. Bu durumda olanlar da işsiz gözüküyor. Adana issizlikte rekortmen olduğu gibi yeşil  kartta da rekortmen iller arasında. Bu kentte 475 bin yeşil kartlı var. Nüfusumuza oranladığımızda bunun anlamı şu: Her dört kişeden biri yeşil kartlı. Bu yüzden başta inşaat sektörü olmak üzere birçok alanda işçi bulunamıyor. Kayıtdışı artıyor. Artan kayıtdışı işsiz oranımızı yüksek gösteriyor. 

 

AA: Aslında istatistiklerde işsizlik görünmesine rağmen bu insanların iş sahibi olduklarını mı söylüyorsunuz?

 

SO:  Tabi ki tamamından bahsetmiyorum. Ancak, bir tarafta ‘işsizim’ diyen, diğer tarafta çalıştırmak üzere eleman arayan bir grup var. Ben bu çelişkiye dikkat çekmek istiyorum. Otomotiv sektöründe  kaporta boya kısmında çalışacak elemana ihtiyaç var ancak yetişmiş eleman yok. Oysaki yetişmiş bir usta, bir  doktor, bir öğretmen kadar maaş alıyor . Bir başka sıkıntı kimse çocuğunu meslek liselerine göndermiyor. Her baba anne benim çocuğum doktor, mühendis, avukat olsun istiyor. İşletmeler eleman ihtiyaçları için ilan veriyorlar. Gelenlerin çoğu iyi üniversite bitirmiş gençlerden oluşuyor ve ‘Ne iş olursa yaparım’ diyorlar. Oysa iş dünyasının talebi kalifiye elemandır. Özellikle ara personele otomobilden inşaata makineden gıdaya hemen her sektörde ihtiyaç var. Örneğin biz kendi çabalarımızla, Toyota ile MEB arasında bir protokol ile Adana Motor Meslek Lisesi’nde laboratuvar kurduk. İhtiyacımız olan personelin yetişmesine destek oluyoruz. Buradaki öğrenciler okullarında teoriyi atölyelerimizde pratiği öğreniyor. Okul bitiminde yetişmiş oluyorlar ve iş dünyası işe hazır bu personeli hemen alıyor.

 

 

q

Muharrem Gelen / Milli Eğitim Müdür  Yardımcısı

Madem ara personel yetiştirilmesi önemli... Bu personeli de meslek liseleri yetiştiriyor... Öleyse yolumuz belli... Milli Eğitim Müdürlüğünün konu ile ilgili  Müdür Yardımcısı Muharrem Gelen’e konuyu bir danışmak istedik.

 

Altınşehir Adana: Sanayiciler, hatta küçük işletmeciler bile ara personel sıkıntısından bahsediyor. Bu durumda meslek liselerine oldukça talep olmalı?

 

İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Muharrem Gelen: İlimizde mesleki eğitimde 7 adet mesleki eğitim merkezimiz, 48 Meslek Lisesi ve 19 Halk Eğitim Merkezimiz ile mesleki eğitim faaliyeti yürütmekteyiz. Örgün mesleki eğitim dışında ayrıca yılda 60.000 kişiye yaygın eğitim hizmeti veriyoruz. Meslek liseleri ile ihtiyaç duyulan her türlü ara personeli çeşitli programlarla yetiştirmekteyiz.

 

 

 

 

Bugün sanayicilerimiz fabrikalar açsa meslek liselerinde patlama yaşanır

 

AA: Şehrimizde sanayi, teknoloji ve meslek lisesi üçgenini nasıl yorumlarsınız?

 

MG: Özellikle teknik üniversitelere girişlerde, meslek liselerine öncelik verilmesi, okullarımızın daha yüksek standartlara ulaşmasına ve talep edilmesine destek olacaktır. 
Adanamız’da sanayicinin istediği, talep ettiği her alan ve dalda ara elemanı yetiştiriyoruz. Ancak mezunlarımızın okudukları alan ve dallarda işe yerleştirilmeleri işveren tarafından tercih edilmemektedir. Buda pahalı bir eğitim olan mesleki eğitimin sonuçlarının arzu edilen seviyede olmadığını gösteriri. Halbuki bizim hedefimiz her meslek lisesi mezununun hem kaliteli bir eğitim alarak yetişmesi hem de okulu bitirdiğinde alanında iş bulmasıdır. Buda ekonomik açıdan istihdama büyük katkı sağlayacaktır. Bugün sanayicilerimiz fabrikalar açsa meslek liselerinde patlama yaşanır. Asıl hedefimiz sanayici ile birlikte meslek liselerinde teknolojik yenileşme ile birlikte aranan ara elemanı yetiştirme arzusundayız. Bunun için meslek liselerindeki laboratuarların özel sektörle birlikte yenileme, çağın gereklerine uygun hale getirilmesi hedeflerini taşıyoruz. Bu vesileyle bölgemiz işverenlerinin arzu ettikleri her alanda arz ve talepleri karşılayabilecek mesleki eğitim yapılanmasına sahibiz. Biz istihdam için mutlaka ama mutlaka mesleki eğitim diyoruz.

 

f

 

 

Etkilendiğimiz bir uygulama...

 

Detaylarını Motor Meslek Lisesi Okul Müdürü Mehmet Sarı’dan öğrendiğimız bır uygulama bizi çok etkiledi. Motor Meslek Lisesi'nin bahçesinde önünden geçerken de görebileceğiniz Toyota, Fıat ve Temsa’nın kendi finans destekleri ile kurdukları ve tüm bilgisayar, ekipman ihtiyaçlarını karşılayıp hatta araç bile bağışlayarak öğrencılerin pratık yapmalarını sağladıkları kendi atölyeleri bulunmakta. Firmaların okulun mevcut öğrencileri arasından, kendi sınav ve mülakatları ile seçtikleri öğrenciler, ikiniı sınıftan itibaren bu markaların atölyelerinde pratık yapıp, üçüncü ve dördüncü sınıflarda da markaların kendi fabrikalarında staj şansı yakalıyorlar. İlk mezunların hemen hemen hepsi, bölgedeki servis ve plazalarda mezun olur olmaz işe girme garantisi bulmakla beraber, direk marka üzerinde staj yapmış, 3 yıldır markayı tanıyan bir personeli ışe almak işletmelere de ayrı bir kolaylık sağlıyor. Bu işe Adana’da ilk destek veren Toyota markasına, şahsi desteklerinden ötürü Süleyman Onatça’ya, ardından Fıat ve Temsa Global markalarına dergimiz ve şehrimiz adına teşekkür ederiz.

 

 


 

m

Peki nerede bu işsizler? Sanırım hepsi Türkiye İş Kurumu’nun kapısındadır diye düşündük ve İŞKUR Adana Bölge Müdürü Haşim Meydan ile  görüşmenin en doğru yol olduğuna karar verdik.

 

AA: Edindiğimiz bilgilere göre 140 bin işsizimiz varmış? Acaba sizdeki istatistikler ne gösteriyor?

 

Adana İŞKUR Bölge Müdürü Haşim Meydan: Eylül 2011 verilerine göre, yani ilk 9 aylık dönemde, 32 bin yeni başvurumuz var. Eski yıllardan gelen ama güncel olduğuna da emin olduğumuz kayıtlarımızla beraber bizdeki son durumun 58 bin kişi olduğunu söyleyebilirim.Yani TÜİK’in verilerinin üçte biri diyebiliriz.

 

AA: Peki diğer işsizler gelip İŞKUR’a kayıt mı olmuyor acaba?

 

HM: Aslında tam olarak öyle olduğunu düşünmüyorum. Adana’nın genç nüfus oranın diğer illere göre çok daha fazla olduğunu biliyoruz. Lise eğitimini tamamlamış olan bu gençlerin ise bir bölümü hala üniversiteye hazırlanmakta olan, diğer bir kısmı da yeni mezun diyeceğimiz statüde. Yani kâğıt üzerinde işsiz olmakla beraber aslında iş arayan bir grubu temsil etmiyor.Ama bunlar istatistiklere işsiz olarak yansıyor.

 

AA: Bu ‘işsiz’ ordusuna siz nasıl yardımcı oluyorsunuz?

 

H.M: Yine kayıtlarımıza göre bu yılın ilk 9 ayında 44 binden fazla kişiyi çeşitli işlere ve işverenlere önermişiz ama bunların sadece 8 bini bu işlere yerleşmiş. Bu oranın az olmasında işverenin, işçiyi beğenmemesi ve işçinin söz konusu işi beğenmemesiyle karşılaşıyoruz. Adana’daki firmalarımızın talepleri doğrultusunda iş garantili 550 kurs ve işbaşı eğitim programı açmış olmamıza rağmen bu kurslara sadece 4500 kişi katıldı. Daha geçen hafta Organize Sanayi bölgemizden bir fabrika için açtığımız iş garantili bir kursumuz için 1000 kişiden fazla potansiyel kayıtlı işsizimize SMS ve posta göndermiş olmamıza rağmen, sadece 8 adet dönüş oldu.Diğer iletişim metotlarımızla birlikte toplamda 90 kişiye ancak ulaşabildik. Oysaki bu, talep edilen işçi sayısını dahi karşılamamakta.

 

AA: Bu konuda bir uzman olarak Adana’da gerçekten bir işsizlik sorunu var diyebilir misiniz?

 

HM: Gerek şahsım, gerekse kurumum adına, Adana’da işsizliğin, gerçekten birinciliğe ulaşacak kadar vahim olduğunu düşünmüyorum. Okuma yazma bilmeyen, belirli bir yaşı geçmiş, bir mesleği veya becerisi olmayan, vasıfsız ve hiçbir işe yerleştiremediğimiz işsizlerimizin olduğu bir gerçek, yine kayıtlarımız arasında üniversite mezunu olanların olduğu da doğrudur, yine de bunların oranlarına baktığımızda ve bu oranları ülke geneli ile kıyasladığımızda Adanamız bu birinciliği hiç de haketmiyor. Konu aslında her zamanki gibi Adana imajının yanlış oluşturulmasında. 
Nasıl her zaman Adana’dan sadece adliyesiyle bahsediliyorsa, bu işsizlik konusu da buna benzer bir şeytan oyunu sanki. Mutlaka işsiz bir kesim vardır, ama bu işsizlik konusu Adana’da, bir başka şehirden fazla değil. Hele ki birinciliği alacak bir konumda hiç değil.Biz Adana’da bir suçlu aramadık ama Adana’nın da hiç suçunu bulamadık...İşverenin işçiyi beğenmesinden ziyade, işçinin söz konusu işi beğenmemesiyle daha çok karşılaşıyoruz.

 


 

Allah’ın Emri, Peygamberin Kavliyle

 

Ağustos olmasına rağmen bunaltan gri bir gökyüzü vardı. Sanki kendi gerginliğim yetmezmiş gibi, ilk kez gittiğim Karadeniz’in bu kasvetli havası, çikolatacı – çiçekçi arasındaki koşturmam sırasında üstüne bir de yağmuru eklediğinde; ‘yok artık!’ dedirtmıştı. Öyle yaz yağmuru falan da değıl, bildiğin sağnak yağıyordu. Üstelık Ağustosun ortasında. Takdir edersiniz ki bunlar, bir güneylı’nin pek de alışık olduğu şeylerden değildi. Bari akşam kızı isterken bir aksilik çıkmasa diye düşünüyordum. Ne de olsa müstakbel kayınpederimin şartını biliyorduk.

 

Öğretmen Olmazsan Kızımı Alamazsın!

 

‘Bızım oğlan’ dedi babam, bugün bu satırları yazdığım ajansı kastederek ‘o yerı(!), ataması olana kadar, oyalanmak için kurdular’ ama aslında bu söyledığine kendisi bile inanmıyordu. O da biliyordu öğretmen olmak ıstemediğimi ama kayınpeder gelmeden haber göndermıştı: ‘Öğretmen olmayacaksa hiç gelmesin.’  Zaten devlet’te çalışmamı isteyen babamın da ekmeğine yağ sürüyordu böylelikle. İşın özü, bir meslek sahibi olmamı ısteyen yoktu, özellıkle ‘öğretmen’ olmam ısteniyordu. Sırtını devlete dayasın, işi garantı olsun, devlet kapısı ıyıdır.

 

 

a

 

 

İşsizlik mi çok? İşsiz mi çok?

 

Adana’nın işsizlikte birinci sırada olduğunu duyduğumda çok şaşırmıştım. Biliyordum ki biz de dahil çevremizdeki bir çok işveren eleman sıkıntısı çekiyor. Peki neredeydi bu işsizler? Oysaki Adana işsizlikte birinci. Bir kez de buradan duyurayım o zaman. İnternet sitemizde son 6 aydır aynı ilan yayınlanıyor: ‘Eleman aranıyor” . Dergiye ve diğer işlerimize yardımcı olacak bir grafiker arıyoruz öncelikle. İnternet sitesi tasarımından anlayan bir de webmaster. Tüm gününü facebook’da, twiter’da geçiren haylaz oğlanlar var ya, müşterilerimizin sayfalarını, yönetmeleri için onlardan da arıyoruz. Dolgun bir maaşla çalışacak tecrübeli bir pazarlama ve satış uzmanı da arıyoruz, primle çalışan da... Sadece kendimize bakıyorum vasıflı da lazım vasıfsız da, tecrübelisi de lazım, yetiştirileceği de...  Peki ben mi abartıyorum sanıyorsunuz.

 

Adana Eleman Arıyor !

 

Durmuş Ali Cin / Erkek Kuaförü

 

Yaklaşık 20 senedir erkek kuaförüyüm. Tabi ki çekirdekten gelen usta-çırak ilişkisi ile pişenlerdenim. Kendi kalfalık belgemi 12 sene önce aldım, 4 yıllık kalfalığım süresince yaptığım birikimle 8 sene önce kendi işyerimi kurdum. Şu an 2 usta olarak çalışıyoruz ama hala bir koltuğum sahipsiz. Açtığım günden beri o koltuğu sahiplenecek bir usta bulamadım.Oysaki işlerimiz de iyi, çoğu zaman müşteri sıra beklemekten şikayetçi, biz ise hiç mola veremeden çalışmaktan. Çırak konusuna ise hiç değinmeyin. Artık kimse çocuğunu getirip, bir meslek öğrensin demiyor. Zorunlu eğitimin 8 yıl olmasının da faktörü var sanırım. Biz 15 yaşımızdayken kalfa olurduk, çoktan elimiz makas tutmuş olurdu. Şimdi 15 yaşındaki delikanlıya ne temizlik yaptırabilirsin ne mesleği öğretebilirsin.(Erkeğin maaşı söylenmez ama standart bir devlet memurundan 2 kat fazla kazandığını, 27 yaşında olmasına rağmen tamamen kendi birikimiyle aldığı bir evi ve iyi marka spor bir arabası olduğunu söylesem sanırım ayıp olmaz.)

 

 

Muhammed Bayram / Reklamcı

 

Ben bu işe 12 yaşımda başladım. O zaman bilgisayar falan yoktu. Tek tek yapardık serigrafiyi. Bugün her ne kadar ofset ve dijital teknolojisi gelişmiş de olsa özellikle az volümlü işlerde hala tek çözüm serigrafi. Çoğu zaman tek başıma olduğumdan dolayı işlere yetişemiyoruz. Hatta kabul edemediğimiz işler oluyor. Diğer taraftan tabela ve montaj işleri de var. Uzun süredir mesleği de öğretmeyi planladığım birini istiyorum ama bulamıyorum.

 

Nejat Tapsız / Terzi

 

Çoğu kişi her gece 12’lere kadar işyerimde çalıştığım için bana deli diyor. Ne yapabilirim ki; işimi yaparken aldığım zevk , TV izlemekten aldığım zevkten daha fazla. Zaten siparişleri de yetiştiremiyorum, açıyorum radyomu sıradan devam ediyorum. (Eliyle, üzerinde yaklaşık 50 adet poşetin durduğu masayı gösteriyor.) Ben bu mesleği İsmail Ustadan öğrendim. Bir kere ölçü alırdı ikinci bir provaya gerek duymazdı. Öyle 1-2 yılda da değil 10 yılda eskimezdi diktiği bir takım. Çok şükür bize de öğretti işin inceliklerini. Bugün birçok daimi müşterimin olması sanırım bundan ama ben de ustam gibi bu işin inceliklerini birisine öğretebilmiş olmayı çok isterdim. Benim de dikiş tutturamadığım tek konu birini yetiştirememiş olmak oldu sanırım.

 

Peki bu işsizler neden işsiz? Çünkü herkes devlete ‘kapak atmak’ istiyor ya da büyük işletmelere. Hiç bir geleceği olmadığını bilmesine rağmen tanınmış ilaç markasında röprezant olmak daha cazip geliyor. Ya da ‘Bireysel Pazarlama’ yazması memnun ediyor dünya markası olan bankasının verdiği kartvizitinde. Her ne kadar kendisi sokak ortasındaki stantta kredı kartı formu doldurmaya çalışsa da. Belediyeye girmek istiyor, ne iş olsa yaparım diyor yeter ki bir başımızı sokalım, sözleşmeli dahi olsa olur. Ama küçük gölde büyük balık olmayı öngöremiyor. Aslında Adana’da işçi arayan işyerleri var ama devlet yatırımı az olduğu için devlet işi yok. İşsizlik diye buna deniyorsa diyeceğım bir şey yok. Görüldüğü gibi işçi arayan arayana... Yeter ki işe yarasın...

 

mustafagokcen@altinsehiradana.com




Sayı 5 ( Kasım - Aralık 2011 )

Bu yazı 3541 defa okundu.