Sergüzeş; Dilber ile Sezai’nin Seyhan Gezisi…

Samipaşazade Sezai’nin doğumunun 160. Yılı anısına’
 
Ben Sezai ,bir bisikletim Seyhan barajında… Ne dilber benim farkında, ne ben onun farkındaydım. Ta ki  hayatımın aşkını bir balıkçı tezgahında buluncaya kadar.

 
Güzel bir aralık günü, Dilberler sekisi, regülatör köprü derken, onu gördüm
 
‘Sezai …Sezai… Tanrım  ne kadar güzel  bir ses,  insanın pardon bisikletin içini gıcıklıyor. O an hayatımın aşkını tanıdım. Ancak bu aşk nasıl olacak o bir yayın. Neyse o konuyu sonra hallederiz.
 
-Sezai Çatalan yolunu kaybetmiştinde sana yolu göstermiştim. Sonra pek çok geziye beraber katıldık. O zaman sen genç ve gözde bisiklettin, benim de ayaklarım vardı. Devran döndü baraj sularına postalandım, bir balıkçı ağına takıldım…  
 
Balıkçı leğenindeki yayınlar bağrışmaya başladı- Beni kurtar seni Asya fatihi yapayım. Bir diğeri- Hem Asya, hem Avrupa fatihi olursun. Bir başkası- Sana dünyanın en güzel kadının aşkını vereyim. – Hop arkadaşlar ben insan değilim, yalnızca bisiklet Sezai yim.  Elbette hayatımın aşkı  Dilberi kurtaracağım. Dilber-Sana ‘ Geceleri hayaletlerin oynadığı bir Roma tiyatrosu, Roma Mezarlığı ve bir höyük göstereyim.

 
Hem de tekerlerin açılır. Ama önce nikah.
 
Sade bir törenle evlendik. Komşularımız Kardelen ve Cha chava nikah şahitlerimiz oldu ve Seyhan baraj gölünde balayımıza çıktık.

 
-Nerede bu Roma tiyatrosu ?- Şimdi şurada şu dönemecin altında. Tiyatro kaveaları uzaktan görülüyor. Eli sopalı bir adam- Kardeşim ne laf anlamazsınız buradan geçemezsiniz özel mülkiyet.- Baraj alanını devlet kamulaştırmadı mı?.- istersen benim sopama bir sor kamulaştırıp kamulaştırmadığını.- Nereden geçelim. Her taraf özel mülkiyetimiz. Ancak madem tiyatroya gideceksiniz havadan inebilirsiniz.- Ama biz uçmayı bilmeyiz. – Zamanında öğrenseydiniz kardeşim. Hem öğrenmiyorsunuz hem de tiyatroyu görmeyi istiyorsunuz. Eğitim önemli…

 
-Roma mezarlığına gidelim öyleyse.  Tüm yollar Roma’ya çıkar. Tüm yollar Roma’ya çıkarda, Roma mezarlığına çıkmaz. Yolların her tarafı, gölün içi dikenli tellerle çevrili.  Dik zeytin ağacı çevir etrafını, bir kondu koyuver içine. Nasıl geçeceğiz Roma Mezarlığına. Bir ses- Roma Mezarlığına değil ama seni mezara göndereyim istersen.- Beyim daha dün burası halka açık alandı, vatandaşlar eşit değil mi ?.- Ben halkım, ama eşitler arasında birinciyim. Bak bayrağımız ne güzel dalgalanıyor. Yoksa bayrağımızın dalgalanmasına karşımısın.

 
-Dilber şu höyüğü göster bari.- Kesin gösterebilirim. Çünkü arkeolojik sit alanı iyi korunmuştur. Höyüğe yaklaşıyoruz. Üzerinde ağaçlar, arada gizli bir ev.- Yaklaşma buraya vururum yoksa. – Kimsin sen ?. Hitit kralı Muvatalli nin 100. Göbekten torunu. Bak adım bile Murat. Büyük dedemin  mallarına sahip olmaya geldim. Uzun bir süredir sahipsiz kalmıştı da. – Ama burası tescilli bir sit alanı ?- Mülkiyet düşmanı mısın, dedemin malı diyorum anlamıyorsun.-Ben de Muvattalinin 99. Göbeğinden torunuyum. -Yüz doksan dokuzdan büyüktür. Hiç mi matematik öğretmediler.
 
Gün batıyor… Dilber üzgün ben üzgün.  Ayrılıyoruz, bu aşkın olamayacağı baştan belliydi…
 
Sabah balıkçılar Dilberi NİL  kıyısında, pardon Seyhan kıyısındaki ağlara sarılmış buldular. Bu balık buraya nasıl gelmiş dediler. Dilberin intihar ettiğini anlamadılar…

 



Sayı 24 (Ocak - Şubat 2015)

Bu yazı 1120 defa okundu.