Sanattaki Felsefe: Sanat Rastlantıya Bırakılamaz

Sanatçı, duyarlılıkları düzeyinde filozoftur

IMG_2467

 

İnsanın olduğu her yerde felsefe vardır. Felsefe yapmak en genel anlamda insanı düşünmektir. Felsefe tüm insan yaşamında etkindir ve felsefe kültürün vazgeçilmez bir parçasıdır. Bilim, sanat, felsefe ve siyaset kültürü oluşturan eşit ağırlıkta araştırma alanlarıdır. Bu dört alan sürekli olarak birbirlerini etkiler. Felsefe, öbür kültür alanlarına kendilerini bir bütün olarak temelden kavrama olanağı sağlar. Bu yüzden felsefe sanatın zorunlu bir öğesidir. Felsefenin yöntemi kavramsal araştırma yöntemidir. Bilim tek tek olgulardan yasalara yükselmeye çalışır. Sanat duygusal, düşünsel çerçevede insanı bir bütün olarak ele alır. Siyaset toplumsal örgütlenme biçimlerinden giderek insan değerlerini tartışır.

 

 

Bir Sanat Alanıyla İlgiliyseniz, Öbür Alanlardan da Destek Almalısınız

 

İnsanların bir bölümü kültüre dolaylı olarak ya da şöyle bir ucundan katılır. Bir bölümü de doğrudan doğruya kültür etkinliği içindedir. Kültür etkinliği gösteren insanlar kültür alanlarından yalnızca biriyle ilişkili olsalar da öbür alanlara da yönelmek gereksinimini duyarlar, tek bir alanda sıkışıp kalmak onlara yetmeyecektir. Bu da bilimin, sanatın, felsefenin ve siyasetin tek başına bir anlama gelmediğini gösterir. Bu alanlardan birinde göstermelik değil de gerçek bir etkinlik içindeyseniz kendinizi öbür alanlardan da destek almak zorunda hissedersiniz. Bu alanlardan birinin öbüründeki görünümünü belirlemek her zaman olasıdır. Sanatın felsefeden, siyasetin bilimden ya da daha doğrusu bunların birbirlerinden neler alabileceklerini göstermek  hiç de zor olmayacaktır. Ama burada konumuz gereği sanattaki felsefeyi belirlemeye çalışacağız.

 

Sanatçı Bilinçle Gören Bir Filozoftur

 

Önceki sayılarda da belirttiğim gibi her gerçek sanatçının yetkin bir sanatsal görüye ulaşmış olması gerekir. Sanatçıyı, gören adam diye tanımlayabiliriz. Buradaki görme gözle olmaktan önce bilinçle görmedir. Sanatçı bilinçle bakar; gözüyle, kulağıyla, parmağıyla görür. Sanatçının  özgün bir görüye sahip olması büyük ölçüde felsefenin katkısı ile sağlanabilir. Bu da her gerçek sanatçının kendi koşulları içerisinde bir filozof olduğunu ya da kendince filozof olduğunu gösterir. Elbette sanatçıdan bütün bir felsefenin sorumluluğunu bekleyemeyiz. Her düzeyli insanın olduğu gibi sanatçının da düşüncelerini felsefi bir temele dayandırma zorunluluğu vardır.

 

Sağlam Bakış İster

 

Gelişi güzel eğilimlerle, sıradan yönelimlerle sanata yöneldiğimiz zaman elde edeceğimiz sonuçlar da  rastgele olacaktır. Sanatta işi rastlantıya bırakamayız. Her kültür adamı için, bu arada sanatçı için, önemli olan; insan karşısında, dünya karşısında sağlam bir bakış geliştirebilmektir. Her gerçek sanatçı kendine göre, kendi eğilimleri çerçevesinde, kendi duyarlılıkları düzeyinde bir filozoftur. Gerçek sanat yapıtları insanı bize felsefi bir derinlikte gösterir ve bunun içerisinde sanatın insanı sezgisel düzeyde duyurma olgusu da vardır. Felsefedeki felsefe ise insana insanı tartışarak gösterir. Bu açıdan felsefedeki felsefe başkadır, sanattaki felsefe başkadır.

Selam Olsun“Dar Kapıdan Geçenlere”...

ahmetihsancay@altinsehiradana.com




Sayı 4 ( Eylül - Ekim 2011 )

Bu yazı 2784 defa okundu.