MODERN FİZİĞİN BABASI KİM? NEWTON MU, YOKSA EL- HEYSEM Mİ?

Dergimiz çıktığından beri bilim köşesinde sıra dışı bir yöntem izledik, bilim dünyasında yükselirken haksızlıklara uğramış insanların şaşırtıcı öykülerini anlattık. Tabiî bu sırada hakkını almış olanlardan bazılarının da aslında haksız bir yükseliş yapabildiklerine şahit olduk.

Bu sayımızda da geleneği bozmadan hak ettiği yere ulaşamamış bir bilim adamından, ayrıca onun teorileri üzerinde yükselerek önemli yerlere gelmiş başkaca bilim adamlarından bahsedeceğiz.

Sizlere El- Heysem’i anlatacağız bu sayımızda. Ona El- Heytem  diyenler de çıkmıştır. Ama ismi Latinceye Alhazen olarak tercüme edilmiştir.

İsminin Latinceye çevrilmiş olması sizlere ilginç gelebilir. Aslında çevrilen ismi değil, eserleridir. Tabiî ki Latin’in akıllı (!) çocukları bu eserlere sahip çıkıp bir Avrupa bilim tarihi yarattıkları için, El- Heysem isminin doğu kokuyor olması nedeniyle bu küçük değişikliği yapmışlar.

Böylece El-Heysem olmuş, Alhazen...

 

Yaşam Öyküsü

 

Devşirme sadece isimde olsa neyse... El- Heysem’in bilgilerinin hepsi Batılı bilim adamlarınca alınıp, kendi görüşleri gibi sunulmuş. Tabiî ki bu bilim adamları Heysem’in üzerine kendileri bir şeyler eklemişler, hatta

EL-_HEYSEM

 dünyayı etkileyecek sonuçlara ulaşmışlar, ancak  ve maalesef bu görüşlerin temelinin Heysem’e ait olduğu gerçeği  pek fazla konu edilmemiş.

Burada El- Heysem’in iki önemli buluşu üzerinde durup, gerisini araştırmayı sizlere bırakarak bitirmek arzusundayız. Ama öncelikle El- Heysem’in yaşam öyküsüne kısaca göz atalım isterseniz;

El- Heysem 965 yılında Basra’da doğmuştur. Basra’da başladığı öğrenimi, Bağdat’da matematik, fizik, mühendislik, astronomi gibi alanlarda devam etmiştir. Bağdat’ta gösterdiği başarıları duyan Fatımi Halifesi El- Hakim onu Kahire’ye çağırarak, Nil’in taşkınlarını önlemesi için görevlendirdi. İlk zamanlarda El- Heysem, bazı hidrolik uygulamalarla bunu başarabileceğini düşündüyse de, sonradan teorisi doğru çıkmadı. Hükümdarın gazabından korkarak deli taklidi yapmaya başladı ve El- Hakim ölene kadar gözden ırak bir yerde deli gibi yaşadı. Çalışmalarına hükümdar öldükten, kendi elli yaşını geçtikten sonra devam etti, ışık ve optik ile ilgili bugüne ışık tutan “Kitap-el Menazir 'i”yani “Optikler ” isimli kitabını yazdı. Bu kitap Latinceye “Opticae Thesaurus” yani “Optik Hazineler “ ismiyle ve Alhazen imzasıyla çevrildi. Bu kitap tam 600 yıl boyunca Batılı fizikçilerin üzerine bir şey koyamadığı bir hazine olarak kaldı. El- Heysem 1040 yılında (1038 de olabilir) Kahire’de öldü.

 

Evrenin Yörüngesini Kim Değiştirdi?

 

Şimdi de isterseniz dünyayı etkileyen görüşlerine gelelim;

Bunlardan birincisi daha çok astronomi alanını ilgilendiren bir konudur. Tabiî ki fiziği de ilgilendirir. Heysem’e kadar astronomi konusunda Aristo ve Batlamyus’un görüşü hakimdi.

Onların görüşüne göre; Evrenin merkezi dünya idi ve ay dahil, tüm diğer gezegenler (tabiî ki Güneş de) dünyanın etrafında bir daire çizerek dönerlerdi. Dünya ise sabitti. El- Heysem yaptığı araştırmalarla Batlamyus’un yanlış olabileceğini Kopernik ve Galile’den tam 600 yıl önce söyledi.

Yüz yıllarca uykuya yatmış olan ortaçağ Avrupası gerçeği Köpernik’ten duydu(16. yüzyıl). Ama kimse El-Heysem ismini duyamadı. Sadece akıllarda cılız bir Alhazen kalmış olabilir.

Kopenik’i takip eden Galile ve Newton gezegenlerin yörüngesinin dairevi değil, elips olduğunu söylüyorlardı. Bu çok önemli, devrim yapacak bir görüştü. Çünkü böylece daha evvelden “ilahi istek” olarak bilinen mevsimler izah edilebiliyordu. Ama sıkı durun bu gerçeği onlar “Kitap El- Menazir” yani “Opticae Thesaurus”dan öğrenerek geliştirmişlerdi. Ama kaynaklarda El- Heysem ismi yer almadı.

El- Heysem isminin yer almadığı o bilimsel çalışmalar, bugün modern fiziğin kurulma çalışmaları olarak biliniyor.

 

Işığın Sırrını Kim Açıkladı?

 

El- Heysem’in dünyayı etkileyen ikinci görüşü ise, ışık kavramını izah edip, görmenin fizyolojisini açıklayarak, optik konusunu dünya bilimine kazandırmasıdır.

Biliyorsunuz modern fiziğin kurucusu sayılan Newton’un da 1704 yılında yazdığı ve tesadüfen El- Heysem’in kitabıyla aynı ismi taşıyan “Optics ” isimli bir eseri var.

Yere elma düşmesi öyküsüyle bilim dünyasına “Yerçekimi Kanunu”nu kazandıracak kadar önemli olan Newton’un bu kitabında ışık, görme ve optikler ile ilgili yazdığı görüşlerin önemli bir kısmı adeta El- Heysem’den alıntıdır.

El- Heysem daha 10. yüzyılda, ışığın ne olduğunu, ışık kaynaklarını, görmenin nasıl gerçekleştiğini, kırılmayı, perspektifi anlamış ve izah etmişti.

Ona göre ışık, güneşten gelip, dairesel olarak her yere yayılan bir şeydi. Sert bazı cisimleri geçemediği için çarpınca kırılıyordu. Dolayısıyla cisimlerden yayılan ışıklar bizim onları görmemize yol açıyordu.

 

Gözün Nasıl Gördüğünü Kim Açıkladı?

 

EL_HEYSEMN_GRME_LE_LGL_ZMLER

El- Heysem insan gözünün yapısını incelemiş ve neredeyse bugün bildiğimize benzer bir anatomik çizim yapmıştı. Bugün de tıbbın inandığı gibi El- Heysem gözün, beyinin bir devamı olduğunu düşünüyordu. El- Heysem’den önce görmenin, gözün yaydığı bir ışığın nesnelere çarpması ile olduğuna inanılırdı.

Ama o “öyle olsaydı biz karanlık bir odada da görebilirdik” diyerek kendi tezini ortaya koydu.

Daha sonra Newton’un geliştirerek anlattığı renklerin oluşumunu ve gökkuşağını  neredeyse o günlerde çözmüştü.

Kepler’in kullanarak dünyaya tanıttığı, sonradan fotoğraf makinesine dönüşecek olan “Kamera Obscura’”yı  o 600 yıl önce kullanıyordu zaten. El- Heysem ona “Beyt El- Muzlim ” diyordu, bununla güneş tutulmalarını inceliyordu. 

Güneş ya da ateş ışığını küçük bir delikten karanlık bir odaya göndererek, ışığın yayılan yönü boyunca bir ip germiş ve ışığın yayılışını göstermiştir. Ancak 17. yüzyılda Kepler aynı deneyi, aynı şekilde yapıp adına kaydetmiştir. Üstelik El- Heysem’den bahsetmeden.

EL_HEYSEMN_GZN_ANATOMS_LE_LGL_ZMLER

 

Son Söz

 

Bir son söz söylemek gerekirse;

Kopernik, Galile, Newton, Bacon veya Kepler çok önemli, büyük bilginlerdir. Dünya bilim tarihine damga vurmuşlardır. Her bilim insanının da daha önceki bilgilerden yararlanarak ileriye doğru gittikleri bir gerçek. Bu yararlanma genellikle eskiyi yanlışlama ve yeni bir şey söyleme şeklinde olur.

Bu büyük bilginlerin El- Heysem ile ilişkisi de ileri böylesine bir yararlanmadır. Ancak onu yalanlama yerine görüşlerini anlayıp geliştirme şeklinde olan bu yararlanmanın eksik bir yanı kalmıştır bence;

O da bu bilginlerin yararlandıkları kaynakları yeterince vurgulamamış olmalarıdır. Öyleyse şöyle diyebiliriz. Modern fiziğin kurucuları bu bilginler sayıldığına göre, modern fiziğin babası El- Heysem olmalı...

bilimciler




Sayı 13 (Mart - Nisan 2013)

Bu yazı 5351 defa okundu.