Heykel(siz) Kent

Dergimizin bu sayfaları Adanamız’a heykel kazandırmak için açılan kampanyaya ayrılacak.
 
Bu kampanya için sizlerden yazı bekliyoruz...
 
Çoktandır “Heykelsiz Kent “ olarak bilinen Adana’yı düşünüyorum...
 
 
 
Acaba Adana gerçekten heykelsiz mi, yoksa heykelleri mi etkisiz?
 
Şimdi Adana’daki bildiğim heykelleri sayacağım, zannederim sizler de bunlara bazılarını ekleyebilirsiniz.
 
• Balcalı Hastanesi önündeki dev,devden de öte, belki Türkiye’nin en büyük heykeli
 
• Üniversite’nin girişindeki heykel
 
• Üniversite kafeteryasının önündeki heykel
 
• Merkez Park’ta bulunan ve iki taş heykel sempozyumunda yapılan 20 heykel
 
• Merkez Park’taki Altınkoza Heykeli
 
• Mimar Sinan Amfisi’nin yanındaki Sinan Heykeli
 
• Anar Eyni / Mutluhan Taş’ın yaptığı, Kız Lisesi yanındaki Karacaoğlan’ın dışındakilerin yerini bilmediğim 7 heykel
 
• Yüreğir’deki Dadaloğlu Heykeli
 
• Ortopedia Hastanesi önündeki Lokman Hekim Heykeli
 
• Atatürk Parkındaki ünlü usta Bada’ya ait 4 adet heykel
 
• Sanatçılar parkındaki heykel
 
• Ve diğer Atatürk heykelleri
 
Türkiye’nin En Büyük Heykeli Bile Adana’da...
 
Kentimizde iki heykel sempozyumu düzenlenmiş ve 3 yılda bir devamına karar verilmiş. Bu sempozyumlar Altınkoza Film Festivali’nden sonra en çok para harcanan etkinliklerin içinde....
 
Kentte bir çırpıda 40 civarında heykel sayabiliyoruz ve “Heykelsiz Kent(!) Adana” var hala gündemimizde.
 
Heykelsiz miyiz?
 
Heykellerimiz mi Etkisiz?
 
İlk soruya dönüyorum: Heykelsiz miyiz, yoksa heykellerimiz mi etkisiz?
 
Gezdiğim her dünya kentinde Adana için heykelleri inceliyor, fotoğraflarını çekiyorum.
 
Genellikle 3 tip heykel var.
 
Birincisi kentlerin süsleri haline gelmiş, bir duyguyu, bir espiriyi yansıtanlar...
 
Bazen heykelin yanına oturup heykelin parçası olabiliyorsun. Veya bir adak dileyip kendini mutlu edebiliyorsun. Bir bakıyorsun gerçek bir duvarın ardından başını uzatmış sana bakan bir çocuk görüyorsun vs.
 
İkincisi anıtsal olanlar...
 
O şehir ve devletin büyüklerini simgeliyor veya bir savaşı, bir olayı hatırlatıyor. Bizdeki Taksim Heykeli veya Atatürk Parkı’ndaki heykel gurupları buna örnek. Dünya şehirlerinde bu heykeller artık yüz yıllık yaşlarıyla şehirleri süslüyorlar.
 
Üçüncüsü şehrin simgesi haline gelmiş olanlar...
 
Bunların büyük olması da gerekmiyor. Örneğin Kopenhag’daki Deniz Kızı yaklaşık bir metre boyunda...
 
Brüksel’deki günde en az on bin kişini ziyaret ettiği Manneken Pis ise sadece otuzbeş santim.
 
Yani bir kente heykel yapılması değil, o heykelin kenti süslemesi önemli. Kentin özelliklerini, yani duyguları ve geçmişini insanlara aktarması önemli.
 
Bunun için ustalara ısmarlanan ve aktaracağı duygu veya düşüncesi tartışılmış, en önemlisi nereye konacağı, yüksekliği önceden kararlaştırılmış heykeller yapılması önemli.
 
Şimdi düşünün dev büyüklükte ve Adana’nın en önemli yerine konmuş (Balcalı Hastanesi önündeki) heykel size çağdaş eğitimi mi anlatıyor, yoksa sadece bir beton yığını mı? Çukurova Üniversitesi’ndeki eğitimi simgelemek için yapıldıysa, bu haliyle betonlaşmış bağnaz bir eğitimden başka bir şey anlatmıyor bence.
 
Heykelin Yeri
 
Bir de heykellerin yerinin seçilmesi var. En iyi heykellerimizden biri olan sanatçılar parkındaki sanatçılar heykeli, önüne Seyhan Belediyesi’nce arabesk bir havuz yapılarak yok edildi örneğin. Hiçbir Adanalı buna ses çıkarmadı. “Bizim heykelimize ne yapıyorsunuz?” demedi.
 
Bazen şehirden kulağıma geliyor. “Haluk Uygur iyi hoş da, sadece fotoğraf sanatını öne çıkarıyor.” diye. Ama arkadaşlar benim en iyi bildiğim şey o ve ben de onu öne çıkarıyorum. Ama şu gerçek: Adana, Türkiye fotoğrafının en önündeki kent; onu bu konuda dünya tanıyor.
 
Keşke heykeli de bilseydim, onu da fotoğraf kadar öne çıkarabilseydim. Ama çağrımı tüm fotoğrafçılara yeniden yineliyorum:
 
“Bana fotoğraftan heykel yapabilir misiniz? Taştan, tahtadan, kağıttan yapıldığına göre, niye fotoğraftan yapılmasın?
 



Sayı 1 ( Mart - Nisan 2011 )

Bu yazı 3806 defa okundu.