Adana'nın Kırmızı Paletleri

paletler111

Çukurova Yemyeşil bir tuvaldir...

Kadın ressamları ise ‘Kırmızı Paletler’...


Şair Teyfik Fikret “Elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer” diyor. Yeşil Tuval üstün kırmızı paletler yazımın ilk cümlesi bu. Peki gerisi? Gerisi, badehu...


Çukurova yemyeşil bir tuvaldir... Yaz kış dört mevsim çiceklidir, renklidir. Kırmızı Paletler ile daha da renklidir, anlamlıdır. Kırmızı Paletler Adanalı kadın ressamların simgesidir. Aslında Kırmızı Paletler diye bir ad-simge yok. Bu yazıyı yazarken düştü aklımdan kalemimin ucuna, “kadın ressamlar” anlamında. Adana Kırmızı Paletler ile ilgili bilgileri, 1998-2000 yılları arasında Adana Ressamlar Derneği’nin başkanlığını yapmış olan ressam Ülker Sime’den aldım.

 

Adana Ressamlar Derneği
Dernek, kadın resim sanatçıları tarafından  1991 yılında kurulmuş. Dört kişilik kadın kurucular: Güngör Arıbal, Hamide Akata, Şükran Somay ve Ganime Karabucak. Bugün dernek yönetim kurulunda 2’si erkek, 3’ü kadın  5 üye var. Başkan Meliha Özgürbüz, Veysel Kubat, Yalçın Gürsel, İnci Gürsoy, İnci Küçükusta.


Kırmızı Paletler’in çoğunlukta olduğu Adana Ressamlar Derneği karma ve kişisel yüzlerce resim sergisi açmıştır. Başarılı geçmişi, başarılı çalışmalarla sürmektedir.Toplum geleceğine daima pembe, mavi şafak ağırması olmaktadırlar. Kırmızı Paletler’in herbirinde ilginç yaşam ve sanat öyküleri de vardır.
Örneğin bunlardan yaşamı paletindeki renklerde ve eserlerinde devam eden Nazife Yeğenoğlu Güleryüz’ün; İsviçre’nin Sion kentinde Galerie Du Vieux-Sion’da, 1976’da açtığı resim sergisindeki “Bakire Kız” tablosu Papa tarafından satın alınmıştır.


Hatice Kumbaracı Gürsöz ise; Baykuş ocağından(*), Güzel Sanatlar Akademisi’nden, bir Sanat Evliya Çelebi’si... Pakistan, Almanya, Türkmenistan ve Yunanistan’da sergiler açtı. Abdi İpekçi Dostuk ve Barış Ödülü sahibi, sanat kitapları olan bir yazar ayrıca. Nazife Yegenoglu Güleryüz’ün 1976’da açtığı resim sergisindeki “Bakire Kız” tablosu Papa tarafından satın alınmıştır.paletler222


Karabucaklar
Karabucaklar ise ailece bir sanatçılar topluluğu... Ressam Ganime Karabucak, Adana Ressamlar Derneği’nin kurucusu bir Kırmızı Palet. Ganime Karabucak’ın tuvalinde; çiflikte atlar, havada atlar, ahırda atlar, hipodromda atlar, atlar, atlar, atlar... Ayrıca  Kırmızı bir paletde yedi renkli gökkuşağı... Mevlana’dan döne döne arayışlar... Mevsimine göre,  menekşeler, laleler ve top top nergisler... Onların arasında portakal, turunç, limon, mandalina çiçekleri, bal arıları... Ve yarışmalar, birincilikler, şiir kitapları... Bir de Hikmet Karabucak var Karabucaklar’dan... Ünü yurtdışına taşmış... Kendi gibi naif eserleri. Eserleri deyince kapış kapış gidiyor, çok revaçta.


Daha kimler var kimler Yeşil Çukurova’nın, pardon Tuvalova’nın, Kırmızı Paletler’i arasında. Ayfer Yılmaz, Figen Can, Rüveyda Şekerli, Serap Özergin ve Şerife Ballı.
(*)Baykuş İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nin amblemidir.


Taha Toros’un Yeniden Doğurduğu Palet; Mihri Hanım
Adana’nın  Kırmızı Palet sanatçılarından Altınşehir Adana sayfalarında yeniden buluşmalarımızda zaman zaman bahsedeceğiz. Ama burada kısaca bir de Türkiye’nin ilk kadın ressamlarından, Mihri Hanım’dan bahsetmek istiyorum. Onun  kadın olması nedeniyle Kırmızı Paletler’le ilgisi var ama, ortak diğer bir noktaları da yine Adanalılıkla ilgili...


Çünkü; çok kıymetli olmasına rağmen, unutulup gitmiş bu değerli ressamı ilk kez Adana’nın çok önemli araştırmacısı, Rahmetli Taha Toros yazıp çıkarmış meydana. Taha Toros adeta yeniden doğurmuş onu... Yani bir anlamda o da Adanalı bir Kırmızı Palet...Yüzyıl önce Osmanlı İmparatorluğu’nda meşrutiyet ilânı ile kadın haklarında umut ışıkları, Türk kızlarının, kadınlarının ilk kağıt, kalem, tual, boya, fırça denemelerine, resim yapmalarına yansımıştır.Cumhuriyet dönemine gelinceye kadar çok değerli kadın ressamlarımız yetişmiştir.


Bu kıymetli sanatçılarımızın en başında Mihri Hanım gelmektedir (1886-1954). (Ve onu Müfida Kadri Hanım, Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım, Bülent Ecevit’in annesi Nazlı Ecevit, Güzin Duran, Fahrunnisa Zeyd, Sabiha Bozcalı, Hale Asaf, Vildan Gizer, Naciye Tevfik, Meliha Tevfik takip eder, gider.)


Osmanlı İmparatorluğu’nda meşrutiyet ilânı ile kadın haklarında umut ışıkları, Tu¨rk kızlarının, kadınlarının ilk kağıt, kalem, tual, boya, fırça denemelerine, resim yapmalarına yansımıştır.paletler333


Mihri Hanım’ın Öyküsü
Bu öncü kadın ressamlarımızın hepsininde ayrı ayrı ilginç hayat hikâyeleri vardır, çoğu da acıklı. Biz burada isterseniz Mihri Hanım’dan bahsedip, diğerlerini başlıkta duyurduğumuz isim Grandma Moses ile birlikte gelecek sayıya bırakalım;


Mihri Hanım, Sultan Reşat döneminde Güzel Sanatlar Okulu’nun ilk kadın resim profesörüdür. Yaşamı, çok çalkantılıdır. Evlilikleri ve Avrupa seyahatleri bu çalkantıların artmasına neden olmuştur. Gazi Mustafa Kemal’in de portresini yapmıştır.Resim Çankaya’da Atatürk’e kendisi tarafından verilmiştir. Mareşal üniformalı bu resim, sonraki yıllarda Yugoslavya kralı Aleksandr’a hediye edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı’nda, Belgrad’ın bombalaması sırasında resim de harap olmuş, sonra da kaybolmuştur.


Mihri Hanım, Güzel Sanatlar Okulu’ndan, eşinden, yurdundan uzaklaşıp Amerika’ya gitmiştir. Orada binbir çileli yıllar içinde, çökmüş, titreyen elleri, parmakları fırça tutmaz olmuş, 1954 yılında Marmara mavisi gözleri kapanmış. Amerika’da kimsesizler mezarlığına gömülmüştür.paletler555


Mihri Hanım, gurbetten gönderdiği mektuptan bir cümle aktarırsam onun sıkıntılarını hepiniz anlarsınız:

 “...Bugün bana gençliğimi hediye etseler, sanat uğrunda çektiklerimi yeniden çekmek korkusundan reddederdim. Çektiğim meşakkatleri, bir ben bilirim, bir de Allah bilir... Heyhat ve yine heyhat. İşte sanatın esrarı buradadır. Sanatkarın yolu yürüdükçe uzar gider...”




Sayı 9 (Temmuz - Ağustos 2012)

Bu yazı 4351 defa okundu.