Martıların Sırrı
Edirne bir deniz kenti olmamasına rağmen Selimiye’nin minarele-
ri arasında martıların dolaştığını görüp şaşırabilirsiniz. Bu martı-
lar ilk defa Sinan tarafından, yumurtaları harçta kullanılmak üzere
Edirne’ye getirilmiş. Meriç, Tunca ve Arda Nehirleri’nin birleştiği
geniş sulak alanlar da onların yaşamasına uygun ortamı sağlayınca
Edirne’de kalmışlar.
Selimiye’nin minareleri arasında dolaşmaları ise, Selimiye’den ken-
dilerine de pay çıkarıyor olmalarından olsa gerek.
S
ohbetlerde
konu
mimarlıktan
açıldıysa eğer, Mimar Sinan ve
Selimiye’den dem vurulmadan geçil-
mez. Büyük ustanın ustalık eserim dediği,
Selimiye’nin hakkı verilir gibi olur ama
niye büyük eser olduğu çok fazla tartışıl-
madığı için, eserin değerini tam bulduğu
söylenemez. Hatta bazen bu değer bilin-
memezlik nedeniyle kötü bir tabirle “sidik
“Kalfalığımı İstanbul’daki Şehzade Camisi’nde icra
ettim. Üstadlığımı ise Süleymaniye Camisi’nde tek-
mil ettim. Ama cümle makdurumu bu Selim Han
Camisi’ne sarf edip, yed-i tülamı ayanve beyan eyledim.”
SELİMİYE’DEKİ
KUTSAL DÜNYA
yarıştırılmaya” girildiği bile olur. Ondan 1
metre daha yüksek bir kubbe öne sürüle-
rek veya yeni inşa edilecek bir camiyi bir
kaç metrekare daha büyük yaparak bu ya-
rış sufli bir hale bile sokulabilir.
Halbuki Selimiye’nin büyüklüğü devasa-
lığından daha çok, mimarî ruhundan, sa-
natsal estetiğinden gelir.
Yazı ve Fotoğraf:
S. Haluk Uygur
46