Page 49 - Alt

Basic HTML Version

Selimiye’nin Ruhu; Işık
Ben o ruhu Edirne’ye son gittiğimde bir
kez daha yaşadım. Bir saatte gezer çıkarım
diye düşündüğüm caminin içerisinden
günün sonunda ancak çıkabildim. Eserin
tüm sırlarına ulaşabilmenin ancak içinde
yaşamakla mümkün olabildiğini hisset-
tim. Caminin içini sarmış olan o ruhla
ibadet ettim. Sanki içimdeki kötü şeyler
boşaldı ve yeniden iyi şeylerle doldu…
Selimiye’yi anlamak isteyen insanlarda
eserin böylesine etkili olmasının nedeni
bence içindeki ışık. Hepinizin de bildiği
gibi ışık insanın ruhunu etkileyen sihirli
bir özelliğe sahip. Güneş ışığı ile karşıla-
şan insanlar ruhen daha iyimser, bedenen
daha atik, zihnen ise daha yaratıcı oluyor-
lar.
Karanlık ortamların insan üzerine sıkı-
cı bir etkisi olduğunu hepimiz biliyoruz.
Kötü şeyler aklımıza hep bu yüzden gece-
leri geliyor.
Ters Lalenin Sırrı
Mimar Sinan, Selimiye’nin müezzin mahfilinin doğudaki ayaklarının başındakine zorla görü-
lebilecek kadar küçük bir ters lale figürü yapmış. Kimisi bu figüre için “Cami’nin kubbe ağırlığı
nedeniyle çökme miktarını gösteriyor” diyor. Yani lalenin en alt noktası ile zemin arasındaki
mesafe ölçülüyor ve binanın ne kadar çöktüğü gözleniyormuş. Belki doğrudur.
Bir efsaneye göre ise; caminin arsasında bir lale bahçesi varmış. Bahçenin sahibi kadın arsasını
bir türlü vermemiş. Sinan onu zor ikna etmiş. Bu ters kadına olan kızgınlığını göstermek için
de o küçücük ters laleyi oraya işlemiş. Koca Sinan’nın kini de böylesine küçücük olur işte.
Sultan Selim Yaptırdığı Camide
Namaz Kılamadı
Kanuni’nin yerine tahta geçen II. Selim
(Sarı Selim) şiir yazan, adına bir divanı
bulunan sanatçı ruhlu biri olduğu için hiç
sefere çıkmamış. Ancak bir gün rüyasın-
da Kıbrıs’ı fethedeceğini, eğer bu gerçek-
leşirse gaza parasıyla bir cami yaptırması
gerektiğini görmüş. Kendisi şehzadeliği
sırasında bu kentte görev yaptığı için de
Selimiye Camisi’ni çok sevdiği Edirne’de
yaptırmaya karar vermiş.
Ancak 1569-1575 yılları arasında inşa edi-
len camide, kendisi 1574 yılında öldüğü
için namaz kılamamış.
Göğe Yükseliş
Selimiye’nin içine girdiğinizde ışığın nere-
deyse dans ederek sizi sardığını ve onunla
birlikte havalanarak göğe doğru yükseldi-
ğinizi hissediyorsunuz.
Tabiî ki camide bu duyguyu oluşturan en
önemli özellik kubbesi ile ilgili. Mimar
Sinan’ın “Ustalık eserim” demesinin ne-
deni de; bugüne kadar başka mekânlarda
denediği kubbe tasarımlarını en gelişmiş
seviyeye ulaştırmasından olsa gerek.
Mimarîde “Poligonal Çardaklı Kubbe” de-
dikleri bu uygulama ile içine girdiğinizde
kubbe göğe doğru yükseliyormuş veya ha-
vada asılı duruyormuş hissini veriyor.
Çünkü diğer tüm camilerdekilerden fark-
lı olarak, 31,5 metre çapındaki bu kubbe
yanlarda başka kubbelerin üzerine otur-
tulmadan yükseltilmiş. Bu tarz; kubbeyi 8
tane fil ayak taşımasına ragmen, ayakların
cami duvarlarına çok yakın olmasını ve
içeride bütünlüklü, bölünmemiş geniş bir
hacim yaratmasını sağlamış. Böylesine ge-
niş bir hacim ise, insanda ferahlık ve yüce-
lik duygusunun oluşmasına neden oluyor.
Kubbenin hemen yanındaki geniş pence-
relerden gelen ışık, duvarlara açılmış pen-
cerelerin ışığından da takviye alarak içeri-
sine büyülü bir aydınlık sağlamış.
Aydınlık, yükseklik, büyüklük kavramları
birleşince Allahın yücelik duygusunu his-
setmemiz sağlanıveriyor.
Altın Oran; Estetik Uyum
Caminin mimarî başarısının ikinci nede-
ni ise estetik uyumla ilgili… Estetik uyum
kavramı subjektif bir şey zannedilse de,
aslında insanın genetik formasyonuna
girmiş ve matematiksel olarak izah edi-
lebilecek bir şey. Örneğin baktığımızda
bacak/vucut oranının bozuk olduğu bir
insanı hemen anlarız. Tabiî ki bunun tersi
de doğru.
İşte Selimiye’nin içine girdiğinizde ruhu-
nuza güven ve huzur veren bu matematik-
sel estetiği (izah edemeseniz bile) hemen
anlıyorsunuz.
Aslında bilimsel bir konu olan ve
Selimiye’nin inşasında temel matematik-
sel düzen olan Altın Oran kavramını ve
camideki uygulamasını burada anlatma-
yacağım. Ama usta, güzelliğin ve sağlam-
lığın sembolü olan bu oranı kullandığını,
zaten cami duvarlarında iki yere simetrik
olarak yerleştirdiği bir işaretle anlatmış.
47