Page 47 - Alt

Basic HTML Version

45
Uzun sözün kısası dozer giriyor tepeye ve
kenarından kenarından tepeyi yok etmeye
başlıyor. Tepenin en yüksek yerine yakla-
şıldığında aksilikler bir birini kovalamaya
başlıyor, Makine sık sık diş kırıyor, hatta
bir ara makinenin operatörü hastalanıyor.
Bunun üzerine bir güç bu tepeyi yıkma-
mızı istemiyor diye araştırmaya girince,
tepenin başında bir mezar buluyorlar.
Kurulan meclis(!) bu mezar olsa olsa bir
evliyaya aittir diye kara verip, bugün tür-
benin bulunduğu yeri kule gibi bırakı-
yorlar. Daha sonra mezarın etrafına bina
yapılıp türbe haline getiriliyor ve Çoban
Dede ismi yakıştırılarak bugünkü haline
sokuluyor.
Durum böyleyken geçenlerde Şato
Restoran’da yaptığımız bir sohbette, bir
dostumun anlattıklarını da sizinle paylaş-
malıyım. Dostuma her şartta kefil olurum
ama, yöremizde kendi uydurduğu öyküye
bir gün sonra kendi de inanan çok sayıda
insan olduğu için, öykünün gerçekliğini
onun kefilliğine bırakmaktan başka çarem
yok.
Dostumun dediğine göre Çoban Dede;
şehrin sıkıcı ve ikiyüzlü ortamından ka-
çıp, burada bir iki koyunuyla bohem ha-
yatı yaşayan biriymiş. Üşenip kesmediği
için de sakalı da uzayıp gitmiş. O yıllar
birer yağız delikanlı olan dostumun dayısı
ve arkadaşları onu tanırlarmış. Delikanlı-
lar şehirden uzak diye okulu kırdıklarında
buraya gelir, şarap içerlermiş. Her geldik-
lerinde de Çoban Dede onlara katılır bir-
likte sohbet edermiş. Çoban Dede’nin ta-
nıdığı , akrabası az ama yine de onlara bir
vasiyette bulunmuş. İstediği de öyle çok
bir şey değil. “Ben ölürsem cenazemi, hah
şuraya, gölü tüm açıyla gören şu tepenin
başına gömün” demiş. Öldüğünde tanıdı-
ğı az, ama tanıyanların çok sevdiği Çoban
Dede’yi kırmamışlar demek ki, bizim do-
zerci o mezarı buluvermiş.
Dostumun anlattığı başka bir şey daha
var… O; o yılların belediye başkanının
tepeyi yıkma işini, seçimde hep kendi
yanında olan bir tanıdığına verdiğini, an-
cak işi alanın mesleği olmadığı (ve tabi ki
makine parkı yeterli olmadığı) için uygun
olmayan bir makineyle tepeyi yıkmaya ça-
lıştığını söylüyor. Çoban Dede Tepesi’nin
bulunduğu yer de konglomera dediğimiz
çakıl taşlarından oluşmuş bir yapısı olun-
ca, makine sık sık diş kırmış.
Bu öykülerin hangisi doğrudur bilmem
ama bugün Çoban Dede Parkı ve Türbesi
Adana’nın en çok ziyaret edilen yerlerin-
den biridir. Sizin de muhakkak ziyaret et-
menizi öneririm.
halukuygur@altinsehiradana.com