Kavuk Kime Gidecek?
Konuk:
Sn. Şensoy, İsmail Dümbüllü’nün
kavuğunun sizde olduğunu biliyoruz. Peki
ne zaman bir başkasına devredeceksiniz?
Bir adayınız var mı?..
F.Ş.:
Bulun bir aday hemen devredelim.
Hadi hep birlikte düşünelim ve bir aday
bulalım. Arkadaşlar bu kavuk bana büyük
usta Münir Özkul tarafından verildi.1989
yılında “İstanbul’u Satıyorum’’ adlı oyunu-
muzu oynuyorduk. Oyunda büyük ustalar
Erol Günaydın ve Münir Özkul da var.
Münir Özkul başlangıçta çok tedirgin ol-
masına karşın hem oyun tarzımıza hem
bize ısındı ve bir gün elinde bir poşetle
geldi tiyatroya; “Bu kavuk Kel Hasan’dan
İsmail Dümbüllü’ye verilmiş O da bana
devretti. Şimdi sıra sende ben de şimdi
sana devrediyorum. Sonunda kavuk sa-
hibini bulmuş oldu’’ dedi. Ben de “Baba
bu kavuk sana böyle poşet içinde verilme-
di herhalde’’ dedim ve usulünce istedim.
Birkaç gün sonra tiyatromuzda tören
düzenledik ve alnımdan öperek kavuğu
bana devretti. Yani Kel Hasan’dan İsmail
Dümbüllü’ye, İsmail Dümbüllü’den Mü-
nir Özkul’a geçen kavuk şu anda bende
ama artık devretmenin zamanı geçiyor.
Bir yazar olarak yazdığım kitaplardan
çok daha fazlası yazılmayı bekleyen kitap
dosyalarım var. Artık oynamaktan çok
sadece yazmak istiyorum. Tüm dosyaları-
mı kitaplaştırabilmem için 30 yıl daha bir
zamanım olmadığına göre, hızlanmam la-
zım. Ben de bir an önce kavuğu devredip
bu sorumluluktan kurtulmak istiyorum.
Kavuk öyle istediğiniz kişiye verilemiyor.
Birincisi “Komik-i Şehir’’ olacak, yani şeh-
rin tanınmış komiği olacak. Aktif tiyatro
yapıyor olacak, muhalif olacak, halk tara-
fından çok seviliyor ve tanınıyor olacak.
Öyle bir süreçteyiz ki, tiyatro yapan bile
yok ki… Ünlü ve komikler var ama sürek-
li tiyatro yapan yok. Daha çok stand-up,
show yapanlar var… Ciddi bir aday sıkın-
tısı yaşıyoruz yani…
Konuk:
Salonunuz Ses 1885 çok görkemli
bir salon, salonunuzu koruyabilecek misi-
niz?..
F.Ş.:
Bilmiyorum çünkü biz orada kira-
cıyız. Her yıl dolar bazında ciddi kiralar
vermemizin yanı sıra her yaz döneminde
mutlaka bakım yapmak zorundayız. Ses
1885 bir müze. Her yıl bir tarafını elden
geçiriyoruz. Bir taraftan boya istiyor diğer
taraftan kadifeler yenileniyor vs. Kontra-
tımız gereğince onarım bize ait olduğu
için belimiz bükülüyor. Ama bırakıp gi-
demem çünkü biliyorum ki, bıraktığımız
anda hemen yerine bir AVM dikilecek
yan tarafımızda olduğu gibi… 1987 yılın-
da burayı aldığımızda gökyüzü görünü-
yordu. 1987 yazında 90 gün matinesuare
“Ferhangi Şeyler’’ turnesiyle onarıma para
akıttık ve adam ettik. Açıldığında ciddi bir
borcun içindeydik. O dönemde tiyatro-
lar dolduğu için borcumuzu ödeyebildik.
Ama şimdi durum öyle değil. 8 ay tiyatro
yapıyoruz, 4 ay kapalı dönemde tadilat ve
onarım yapıyoruz ve fakat 12 ay boyunca
kira ödüyoruz.
Konuk:
Bir dönem yanlış anımsamıyor-
sam Devlet Tiyatrosu, Ses 1885’e talip ol-
muştu. Birlikte kullanamaz mıydınız?..
F.Ş.:
Evet bir dönem Genel Müdür Lemi
Bilgin istiyordu. Ama Lemi Bilgin Devlet
değil, devletin memuru. Yarın o gider bir
başkası gelir ve koşullar değişir. Ben de-
dim ki, “salonu tamamen alın bana haf-
tada bir gün verin yalnızca; pazartesi bile
olabilir. Ben geleyim haftada bir gün ‘Fer-
hangi Şeyler’i oynayayım’’. Ancak yönet-
melik buna uygun değilmiş ortak kullana-
mıyorlarmış denildi. Dolayısıyla bu proje
de böylece kalmış oldu.
Kel Hasan Efendi’den
İsmail Dümbüllü’ye,
Münir Özkul’dan bana
gelen KAVUK için
aday arıyorum. Var mı
öneriniz?...
18 Ekim ADASO Söyleşi - Ferhan Şensoy
13