Page 93 - Alt

Basic HTML Version

Adana’da ilk kotlarımızı
Amerikan Pazarı veya
Kilis Pazarı’ndan alırdık.
Türkiye’de ve Adana’mızda kot;
Türkiye’de kot sözcüğünün yerleşme-
sinin nedeni, bu ismin Türkiye’de blu-
cini ilk üreten kişinin soyadı olmasıdır.
Fransa’ya yaptığı bir gezi sırasında blucini
tanıyan Muhteşem Kot, ilk kot pantolonu
Türkiye’de üretmeye başlamıştır. 1960 yı-
lında “kot” adı markalaştırılmıştır.
1980’li yıllarda serbest piyasa ekonomisi-
nin getirisiyle ithalat kapılarıaçıldığında
yabancı jean markalarının ülkemiz pi-
yasasına girmesiyle yerli üretim olan kot
marka Türk blucin artık gözde marka
olmaktan çıkmış, satışları düşerek firma
1992 yılında üretimi durdurmak zorunda
kalmıştır.
Adana’da ilk kotlarımızı Amerikan Pazarı
veya Kilis Pazarı’ndan almıştık. Ve gerçek-
ten ömürlük pantolonlardı. Yıka yıka ne
solar, ne çeker, ne yanı yönü sarkardı. Sa-
nırım herkes ilk giydiği kot pantolonunu
hatırlıyordur.
Jean pantolonlar zamanla ülkemizde ide-
oloji karşıtı bir ürün haline bile gelmiştir.
Türkiye’ye ilk giriş yaptığı yıllarda kaçak
olarak ülkemize geldiği ve ülke dışı üretim
olmasından dolayı, Millî görüşü benim-
seyenlerin (daha çok ABD karşıtlarının)
şiddetle karşı çıktığı bir ürün olmuş, bu
ideolojinin kesinlikle reddettiği uzun bir
süreçten geçmiş, fakat Türk firmalarının
üretime el atmasıyla ve ürün kullanımının
çok rahat, çok kolay, çok kullanışlı, çok
cazip olmasıyla, kendini halkımıza kabul
ettirmesinin ardından bu durum da hızla
ortadan kalkmıştır. Kapitalizmin, rahatlı-
ğın, pratikliğin, pazarlama yöntemlerinin
gücünü jean pantolonlarının 120 yıllık
geçmişinde ve geleceğinde rahatlıkla gör-
mekteyiz.
“Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı
tavuktan?” misali bu kot pantolon işin-
de de, “Türkiye’den mi Dünya’ya yayıldı,
Dünya’dan mı Türkiye’ye geldi” gibi bir
durum da söz konusudur;
Ünlü tarihçimiz Prof. Dr. Halil İnalcık’ın,
Devlet-i Aliyye isimli kitabındaki tezine
göre, kot, yani kaba pamuklu kumaş ilk
kez 16. yüzyılda Batı Anadolu’da üretil-
mişti. “15-17. yüzyıllar arasında, Denizli
ve Akhisar yöresinde çok fazla pamuk
yetiştiriliyordu. Türk pamuğu ince elyaf
değildi. Dolayısıyla yapılan kaba pamuklu
elbiseleri, köylü ve fakir insanlar kullanır-
dı. Daha sonra pamuklular Hindistan’dan
gelen mavi boya (indigo) ile boyanmaya
başlandı. İzmir’e getirilen bu kaba mavi
pamukluların ilk ihracatı 16. yüzyılda
Fransa’nın Marsilya kentine oldu. Bura-
dan da İspanyollar tarafından amerika’da-
ki kolonilerine götürülüp çiftliklerde çalı-
şan Afrikalı zenci köleler ve Kızılderililer’e
giydirildi.
Prof. Dr. Halil İnalcık, osmanlı arşivin-
den belgelerle, tarihimizi kendilerine göre
yontarak değiştirmeyi sevenbazı batı ta-
rihçilerine, doğruları kabul ettirme aşa-
masına getirmiştir.
Elbette bunun kesin kararını yine bilim ve
tarih verecektir.
İlk çıkış Osmanlı topraklarından olsa, batı
da olsa Amerika, bu kumaşı ve bu kumaş-
tan yapılan pantolonu büyük bir sanayi
haline getirerek Dünya üzerine giydirmeyi
başarmıştır.
Önce işçi kıyafeti olarak başlayan kot pan-
tolonun/kumaşın bu macerası, artık her
kesimden (zengin-fakir-burjuva-işçi-or-
tadirek-prenses-sanatçı-öğrenci-patron)
her ideolojiden (sağcı-solcu-dinci-laik-
milliyetçi-halkçı-batılı-doğulu-kuzeyli-
güneyli), her yaştan, her ırktan insanla-
rın gardırobunda gece/gündüz kullanımı
için, düğmeli, fermuarlı yırtık, eskitilmiş,
dantelli, cepli, cepsiz, kırmızı, yeşil, mavi,
mor, siyah, beyaz, taşlı, geniş paçalı, dar
paçalı, uzun, kısa, şekilden şekle girerek
sürmektedir.
95