Page 85 - Alt

Basic HTML Version

87
ahmetihsancay@altinsehiradana.com
İşte Mustafa Kemal Atatürk’ün “Fikri hür,
vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştiriniz”
sözünün arkasında yatan temelin; zama-
nı yönetme gücü olan nesiller yetiştiriniz
anlamında olduğunu düşünüyorum. An-
cak böylece özgür düşünce, özgür vicdan,
özgür kültürle dogmaların esaretinden,
sultanların vesayetinden, başkalarının
ipoteğinden kurtulmuş nesiller için umut
besleyebiliriz.
İnsan yetiştirmek -elbette kendimizi de
kast ediyorum- gerçek bir sanattır. Burada
anlatılmak istenen ‘kendisinin, çevresinde
olup bitenlerin farkında olan, kendisinde
bu yaşananların sorumluluğunu duyan,
yaşama kendi gücünü katabilen insan’dır.
“İnsanı yetiştirme sanatı” kendini yöneten
ve yönlendiren insanı yetiştirme beceri-
sidir. Tüm çabalarımızın bu sanata sahip
olma yönünde olması gerektiğini düşünü-
yorum En büyük tehlike farkına varma-
dan bilim ve sanattan yoksun kalmaktır.
Bilim aklın rehberidir, sanat da yaşamı
bütünleştiren anlamdır. Bilimden yoksun
kalan toplum kaçınılmaz olarak dogmala-
rın tuzağına düşer. Sanattan yoksun kalan
toplum da bütünleştirici anlamını yitirir.
Yaşamı değiştirmek mi?.. Yaşamla de-
ğişmek mi?... Yaşamı biz mi değiştiririz?
Yoksa yaşam mı bizi değiştirir? Zamanı
yönetebilirsek, biz yaşamı değiştiririz. Yö-
netemezsek yaşam bizi zamanın akışı içe-
risinde sürükler götürür.
Zamanı yönetebilmek için; düzenleyici-
lik, yaratıcılık, ve uygulayıcılık erdemle-
rini kazanabilmek gerekir. Bu erdemleri
kazanabilmenin üç temel ilkesi olduğunu
düşünüyorum. Dürüst olup nesnel ba-
kabilmek, akıllı olup tasarlayıp plan ya-
pabilmek, çalışkan olup uygulayabilmek.
Bunları başarabilmek “son görü”lü olarak
mümkün değildir.
Son görü, “sonradan görebilme” şu tutum
ve davranışlara yol açar: Olanlara şaşıp
kalma, başkalarını suçlama, suçlu arama,
nasıl ve nedeni araştırmama, oralı olma-
ma, kendi sorumluluğunu kabul etmeme,
inkar etme, olayları doğa dışı güçlere bağ-
lama, doğa dışı güçlere sığınma, onlardan
medet umma, yaşadıklarından öğrenme-
me, yaşayacaklarını kader sayma. İşte “son
görü” tutumunun yol açtığı sonuçlar bun-
lardır.
Akılcı, uygar aşamaya ulaşamamış kültür
toplumlarının ve insanlarının tutumları,
davranışları da böyle olacaktır.
Oysa;
Öngörü, “önceden görebilme”:
Bir şeyin nasıl olabileceğini düşünme,
“ne” yi, “nasıl”ı, “neden”i merak etme ve
araştırma, “Ne” ile bilimi, “Nasıl” ile tekni-
ği, “Neden” ile felsefeyi bulma, Olasılıkları
araştırma, seçenek oluşturma, deney yap-
ma, kanıtla açıklamayı bularak bilimsel
düşünceye ulaşma. Plan program yaparak
geleceği denetleme gücü kazanma. Zama-
nı yönetebilme, önlem alma, önlemleri
ölçme, değerlendirme. Yaşadıklarından
öğrenerek yaşayacaklarını anlayabilme.
Vardığı sonuçları toplumla paylaşabilme
gücünü kazandırır.
İnsan toplumsal varlıktır ve bir toplulukla
ortak bir ülküye katılan ve bu ülküyü ger-
çekleştirmeye çalışandır. Sosyal bir varlık
olan insan, çevresiyle de ilişki içindedir,
bu ilişkide toplumun yüce amaçları he-
deflenir ve gerçekleştirilmeye çalışılır. Bu
insanın “ben” olarak kendisinden çıkıp
“biz” olarak hedefe doğru yürümesidir. Bu
nedenledir ki her insan, başka insanların
yarattığı ortamın üyesidir.
Yetkinlik yolunda ilerleyen insanın bu
işteki başarısı, ancak nesnel koşullarda
oluşan bir bilince sahip olması ve zamanı
yönetme gücü ile doğru orantılıdır.
Ahlâk,
korkunun ürünü değil,
akıl ile vicdanın
ortak sonucudur.