Page 84 - Alt

Basic HTML Version

Zamanı biz mi yönetiriz
Zaman mı bizi yönetir
?
86
Yazı:
Ahmet İhsan Çay
Z
aman başka etkenlerden bağım-
sız bir değişkendir. Her gün ömür
bankasındaki hesabımıza - kulla-
nalım veya kullanmayalım bakiyesi ertesi
güne aktarılmayan - 24 saat yatar. Biz ne
yaparsak yapalım ya da yapmayalım bu 24
saat kendi hızında geçer ve bu böyle sürüp
gider.
Zamanı yönetmek; kendi yapmak – ya
da yapmamak – istediklerimize uygun
biçimde zamanı kullanabilmektir. Bir ko-
nuda harekete geçmek için doğru zamanı
kaçırmak ise trenin gitmesiyle sonuçlanır.
“Doğru yapılanmış sabır,” doğru bir strate-
jinin zamanı yönetmesidir.
“Yanlış bir katlanma” ise, teslim olmanın
ve boyun eğmenin ifadesi olur. Bu kaderci
bir bakış açısıyla dünyada vakit geçirme-
nin ürünüdür ve bu bireylerin yaşamı, za-
man öldürmekle geçer.
“Doğru yapılanmış” sabır şu öğeleri taşır:
• Koşulları değiştirme çabası
• Kendi gücüne egemen olma
• Zamanı bir programa uygun olarak
kullanma
Doğru sabır ile teslim olma arasındaki en
önemli farklar da bunlardır.
Eğer:
• Koşulları başkasının iradesi belirli-
yorsa
• Egemen olan başkasının gücü ise
• Zaman başkasının denetiminde akıp
gidiyorsa söz konusu olan teslim ol-
madır, boyun eğmedir.
İster kişisel yaşamımızın özel konusu ol-
sun, ister bir toplumun ya da devletin baş-
ka toplumlar ve devletlerle olan ilişkisinde
olsun, doğru ölçüler bunlar olmalıdır.
Yaşamın akışına doğru yön verebilme ni-
yetini taşımayan, değiştirme gücünü gös-
teremeyenler, elbette zamanı da yönete-
mez, zamanı yönetme gücünden yoksun
olunca da geriye başa gelenlere katlanmak
için, kadere ya da kadersizliğe sığınmak
kalır.
Akıl ve vicdan insanın birbirini tamamla-
ması gereken iki niteliğidir. Vicdansız akıl
tehlikelidir, akılsız vicdan çaresiz.
Onun için tarih boyunca bütün egemenler
aklı bastırarak, vicdanı susturarak kitleleri
istedikleri gibi yönetmişlerdir. Değişik bir
deyişle zamanı kendi çıkarları doğrultun-
da toplum yararını gözetmeksizin yönet-
mişlerdir. Bunu da kitlelere inandırdıkları
dogmaların gücü ve sonucunda da elde
ettikleri itaatle gerçekleştirmişlerdir.
Dogmanın kaynağı inanç olabilir, gelenek
olabilir, töre olabilir, herhangi bir öğreti
olabilir. Sorgulamadan inanılan, eleştirile-
meyen, tartışılamayan her şey dogmadır.
İnsanın en büyük kazanımlarından biri
“eleştirel akıl” dır. Eytişimsel ve tarihi
maddeci bakış açısını bu yoldan geçerek
edinmiştir insanlık. Bilim ve aklın rehber-
liğinde eleştirel bakış açısıyla bakmaktan
vazgeçen veya sorulara böyle yaklaşama-
yan insanın aklı da işe yaramaz, vicdanı
da.
Ahlâk, aklın ve vicdanın ortak sonucu-
dur. Akılsız olanın vicdanı ahlâklı olmaya
yetmez. Vicdansız olanın aklı da ahlâka
ulaşmaz. Yineleyecek olursak ahlâk, kor-
kunun ürünü değil, akılla vicdanın ortak
sonucudur.
Her gün ömür bankasın-
daki hesabımıza - kulla-
nalım veya kullanmayalım
bakiyesi ertesi güne akta-
rılmayan - 24 saat yatar.