76
Kendi kendime araştırarak
Karagöz tasvirlerini öğrendim.
İstanbul’a ve Bursa’ya gidip
üstadlarla tanıştım.
A.A.:
Bu çok garip değil mi peki?.. Tiyat-
ronun altın çağında salonların dolu oldu-
ğu bir dönemde para kazanamıyorsunuz
ve ek iş yapıyorsunuz.
M.H.K.:
Evet ironik bir durum aslında.
Geniş halk kitleleri; sendikalar, dernekler
tarafından tanınıyorsunuz. Oyunlarınız
sürekli dolu gidiyor ama para kazanamı-
yorsunuz. Çünkü çok küçük paralar karşı-
lığında oynuyorduk. Yani bilet bedeli her
öğrencinin, işçinin alabileceği oranlarday-
dı.
A.A.:
Bu da yanlış değil mi peki?...Salon
kirası vermeyeceksiniz, Elektrik, su parası
ödemeyeceksiniz; dolu salonlara oyunlar
oynayacaksınız ama salt idealler uğruna
bilet fiyatlarını düşük tutarak sizler sü-
rüneceksiniz. Böylelikle aslında sanatı ve
sanatçıyı yoksun ve yoksul kılmış olmuyor
musunuz?..
M.H.K.:
Evet ne yazık ki öyle oldu. Bir
yerlerde yanlış yaptık elbette. Biz olaya
böyle baktığımız için ne yazık ki yerel ve
merkezî yöneticiler de ucuzcu bir yak-
laşım sergiledi tiyatro için. Hâlâ da öyle
yürümüyor mu? Bedava tiyatro sergileni-
yor ama çalışanlara yönelik bir iyileştirme
yapılamıyor ne yazık ki… Neyse politik
ortam, ülke çok gergin ve bizler ölüm teh-
ditleri alıyorduk. Babam ve eniştem an-
laşmışlar beni Almanya’ya gönderecekler.
Eniştem arabasıyla gelmişti. İki çocuğumu
ve eşimi ardımda bırakarak eniştemlerin
aracıyla Almanya’ya gittim. Gurbet, has-
ret sancıları, ekonomik sıkıntılar içinde
yaklaşık 2 yıl geçirdim ve 1980 yılı sonuna
doğru dayanamadım, döndüm.
Belediye Şehir Tiyatrosu Hayali ve
Askerî Darbe !!!
A.A.:
Türkiye’de 12 Eylül Askerî Darbesi
yapılmıştı. Belediye Şehir Tiyatrosu ku-
rulmuştu değil mi?..
M.H.K.:
Evet, atanmış belediye başkanı
Nuri Korkmaz vardı. Benden önce “Seferî
Ramazan Beyin Nafile Dünyası’’ adlı oyun
oynanmıştı. İkinci oyun olarak “Nalınlar’’
hazırlanacaktı. Ben de kadroya dahil ol-
dum, tekrar tiyatroya kavuşmuştum işte.
O gün bir de müjde gelmişti salona; Şe-
hir Tiyatroları Yasası meclisten geçmiş ve
Adana Belediyesi’ne kadro verilmişti. Kad-
roda Mehmet Kulaç, Cengiz Sezici, Peri-
han Doygun, Alinur Uğurpakkan , Ahmet
Ündağ, Hüseyin Akkaya, Döndü Akbatı
vardı… Daha sonra Hüseyin Akşen dahil
oldu kadroya. Bünyamin Satanoğlu’nu
da çağırdık 1-2 gün geldi sonra vaz geçti.
Bu arada provalara başladık, dekoru ya-
pıyoruz. Salona 2 Jandarma geldi. Ercan
Kont’un yanına gittiler. Beni çağırdılar ve
elime zarf tutuşturdular. 1402 sayılı sıkı
yönetim yasası gereğince iş akdimin fesh
edildiğini bildiriyorlardı. Buz gibi oldum,
herkes dondu kaldı. Belediye Başkan’ına
çıktım. “Oğlum buna ben bir şey yapa-
mam kusura bakma, şimdilik dışarıda kal,
sonra çözeriz’’ dedi. Bir anda dünyam ka-
rardı. Hem Almanya’dan yeni gelmişim,
işsizim, hem tiyatrosuzum artık. Diş de-
posu sahibi olan bir arkadaşımın yanın-
da çalışmaya başladım. Artık tiyatro bile
düşünemiyorum. Tamamen işime yoğun-
laştım. Bir süre çalıştıktan sonra DEVA
ilaçtan teklif geldi. Tıbbi mümessil olarak
çalışmaya başladım (1981). Çok başarı-
lı olmama ve ciddi primler kazanmama
karşın bir arkadaşıma yapılan haksızlığa
tepki olarak istifa edip ayrıldım. Tekrar
işsizdim. Borç harçla Paris Pasajı’nda bir
dükkan kiraladım, esnaflık yapmaya baş-
ladım. Daha sonrasında çok farklı işlerde
çalışarak yaşamımı sürdürmeye çalıştım
(Reklam ajansı, tencere pazarlama vs).
A.A.:
Öyle görünüyor ki, Tiyatro yaşamı-
nızda tek başına pek olamamış mutlaka
yanında bir işle götürmek zorunda kal-
mışsınız hep. Peki ne zaman tekrar şehir
tiyatrosuna döndünüz?..
M.H.K.:
Ben şehir tiyatrosuna döneme-
dim. Bir süre Adana Gösteri Sanatları
Merkezi adıyla tiyatro yaptık “Ayı mı Dayı
mı?’’ Epeyce güzel iş de yaptık. Ama be-
nim için kısa sürdü. Başkaca farklı işler
yaptım.
A.A.:
Peki bunca hengamede Karagöz ve
Kukla işi nasıl gelişti?
M.H.K.:
1991yılındaboşolankayınvalide-
min evini atölyeye çevirerek, kendi kendi-
me araştırarak karagöz tasvirlerini öğren-
dim. Kalktım İstanbul ve Bursa’ya gittim
ve üstadlarla tanıştım ve artık iyice içine
girmiştim. Ünver Hoca, Orhan Kurt gibi
ustalarla sohbetlere koyuldum. Önce Sey-
han Belediyesi Ramazan Etkinlikleri’nde
yer aldım, Veysel Sadak’la birlikte. Daha
sonra Adana’da yapılan Karagöz- Kukla
şenliğinde İl Kültür Müdürü’nün daveti ve
teşvikiyle yer aldım. İşte büyük ustaların
tümünü bu sayede tanıdım. Sonrasında
kendime meslek edindim. Milletlerarası
Kukla Birliği olan UNIMA’ya üye oldum
ve Adana’daki tek temsilcisiydim. O yıldan
bu yana yüzlerce gösteriyle onbinlerce ço-
cuğa Karagöz ve kukla gösterileri yaptım.
Yunanistan ve Suriye gibi ülkelerde fes-
tivallere katıldım. Ulusal bazda onlarca
festivalde (İzmir, Bursa, Konya, Samsun,
Uşak vs.) bulundum.
A.A.:
Kaç yılından bu yana Adana Şehir
Tiyatrosu’ndasınız?
M.H.K.:
2001 yılından bu yana onlarca
oyunda oyuncu ve yönetmen olarak gö-
rev aldım. Ayrıca Adana Devlet Tiyatrosu
bünyesindeki oyunlarda da konuk oyuncu
olarak çalıştım.
A.A.:
Bunca yoğun ve yorgun bir süreç-
ten geçerek demleniyorsunuz, bu dene-
yimlerinizi aktaracağınız bir proje düşü-
nüyor musunuz?
M.H.K.:
Evet, Adana Tiyatro Derneği ça-
tısı altında ve başkaca STK’larla işbirliği
yaparak en az 12 ay sürecek bir Karagöz ve
Kukla Atölyesi hazırlayacağız. Yaklaşık 10
öğrenciyle başlayacağımız bu çalışmanın
ardından en az 5-6 yeni ustanın yetişece-
ğini umut ediyoruz.
A.A.:
Altınşehir Adana Dergisi ve tüm
Altın Oran grubu adına tekrar teşekkür
ediyorum. Sağlıkla ve umutla kalın sevgili
Usta….
M.H.K.:
Sizin nezdinizde tüm Adana’lı
sanatsever dostlara bir kez daha şükranla-
rımı sunuyorum…
metinbahcivan@altinsehiradana.com
Aç İt Fırın Yıkar adlı oyunda
Buzlar çözülmeden adlı oyunda
Düğün Yada Davul adlı oyunda
Bit Yeniği adlı oyunda