Page 59 - Alt

Basic HTML Version

Hedefe ulaşmak istiyorsak
bunun hayli üzerinde bir
bütçe oluşturmamız gere-
kiyor.
Sadece akademisyenlerin
zorlamasıyla büyük ölçek-
li kazı çalışmaları yapmak
mümkün değildir.
A.A.:
Maddî anlamda katkı sağlayan ku-
ruluşlar var mı?
M.D.:
2012 yılı Eylül ayında Kültür ve
Turizm Bakanlığı 120 bin liralık bir öde-
nek gönderdi. Şimdilik tek kaynak bu. İki
teknik personel ve 13 işçiyle çalışmaları
başlattık. Ancak bu para Anavarza gibi
dev bir metropolde yapmak istediklerimiz
için çok yetersiz. Hedefe ulaşmak istiyor-
sak bunun hayli üzerinde bir bütçe oluş-
turmamız gerekiyor. Bu konuda da çok
umutluyum çünkü başta Sayın Valimiz
Hüseyin Avni Coş olmak üzere, Kozan
Kaymakamı Sayın İzzettin Sevgili, Büyük-
şehir Belediye Başkan v. Sayın Zihni Al-
dırmaz ve Kozan Belediye Başkanı Sayın
Kazım Özgan bizleri kabul edip konuyu
sahiplendiklerini ve önemsediklerini gös-
termişlerdir. Onların desteği ile önümüz-
deki yıllarda daha büyük ölçekli bütçeler
yapabileceğimizi düşünüyorum.
A.A.:
Köy halkı sizce bilinçli mi?
M.D.:
Köy halkı son derece bilinçli. Bu bi-
lincin oluşmasında en temel faktör, bugü-
ne kadar yaşamış oldukları olumsuz dene-
yimler. Köyün tamamı SİT alanı üzerinde
bulunuyor. Hareket etmek mümkün değil.
Pek çoğu mahkemelik ve bazılarının maa-
lesef cezaevi deneyimi olmuş. Bu manzara
hem köy halkını, hem de yöneticileri üzü-
yor. Bazı noktalarda tıkanıklıklar aşılama-
dığı için bu küçük köyün bir başka alana
taşınması gerçekleştirilememiş. Ancak
kazı çalışmalarının başlaması bu sorunun
gündeme taşınmasına ve büyük olasılıkla
çözülmesine katkı sağlayacaktır diye dü-
şünüyorum.
A.A.:
Türkiye’de neden arkeolojik kazıla-
ra yeterince önem verilmiyor sizce?
M.D.:
Bu soru birden fazla boyutuyla in-
celenmesi gereken bir sorudur. Konunun
bir izin faslı, bir de destek faslı bulunmak-
tadır. İzin faslı Kültür ve Turizm Bakanlığı
ile ilişkilidir. Bakanlık, arkeolojik çalışma
iznini bazı koşullara bağlamıştır. Aslında
bu koşullar niteliği yükseltmek amacıy-
la getirilmiştir. Kazıyı yapacak olan bilim
adamının vasıflarını ince eleyip sık do-
kurlar. Kazı yapma ehliyeti olup olmadı-
ğını sorgularlar. Bir süre öncesine kadar,
değişik meslek gruplarına da kazı izni ve-
rilmekteydi. Mimarlar, Tarihçiler, Epigraf-
lar bu izinleri almışlardı. Ancak olumsuz
deneyimler neticesinde bu meslek grup-
larına kazı izni verilmesi yasaklandı. Sa-
dece Arkeologlar ve Sanat Tarihçiler kazı
yapabilir hale geldi. Bunun üzerine bir de
Yardımcı Doçentlere kazı izni verilmeye-
ceği kararı alındı. Bu durumda kazı yapa-
bilecek akademisyen sayısı oldukça azaldı.
Aslında önem vermemek değil, bakanlığın
ölçütlerine uyan akademisyen sayısının
azlığıyla ilgili bir durumla karşı karşıya
kaldık. Bir başka ifade ile, kazı yapmak
isteyen akademisyen sayısı daha fazla ol-
masına rağmen, kriterleri sağlayanların
sayısı az olduğu için sanki arkeolojik ka-
zılar önemsenmiyormuş gibi bir algı orta-
ya çıktı. Aslında bakanlık düzeyinde son
yıllarda bunun tam tersi bir yaklaşımla ar-
keolojik kazılara eskisine oranla daha fazla
bütçe ayrılıyor.
Konunun destek faslı ise bir vizyon me-
selesidir diyebiliriz. Her şeyi Ankara’dan
bekleme dönemi bitmiştir. Artık bölge-
sel dinamikler bu işin lokomotifi olmalı-
dır. Örneğin Anavarza’nın kazılması için
Adana’da olağan üstü bir lobi oluşturuldu.
Bu projenin Adana’ya ve bölgemize ne ka-
dar katkısı olacağı yöneticilerin malumuy-
du. Beni davet ettiler ve destek verecek-
lerini söylediler. Açıkçası çok etkilendim.
Aslında böyle olması gerekiyor ama yöne-
ticiler bu vizyona sahip değillerse bu süreç
hiç yaşanmıyor.
Sadece akademisyenlerin zorlamasıy-
la büyük ölçekli kazı çalışmaları yapmak
mümkün değildir. Yerel destek bulamayan
çalışmalar ölçeğini büyütemez ve sadece
bilimsel sonuç almak anlamında yararlı
olabilir; ancak işin toplumsal boyutu eksik
kalır. Arkeoloji, turizmin en önemli kay-
naklarından biridir. Arkeolojik çalışmalar
sonucunda bölgeye turist kafilelerinin gel-
mesi, o yerleşimin sakinlerine yeni ufuklar
açar. Bölgeye para girişi olur ve ekonomi
hareketlenir. Ören yerinden kazanç sağ-
landığını gören insanlar arkeolojik eser-
lere zarar vermez ve onları korur. Ko-
runmuş olan arkeolojik eserler daha fazla
turist çeker. Bu bir zincirdir. Bu zincirin
ilk ve en önemli halkası yerel yöneticile-
rin ve belediyelerin arkeolojik çalışmalara
destek sağlamasıdır.
57