SANATTIR
Baki Kalan
“Sanat karanlık mağara duvarlarında doğ-
du; karanlıkları aydınlatmak, sesini çağlar
ötesine ulaştırmak gibi bir kavgaya girişti-
ğinin belki de farkında bile olmayarak…”
Yazı:
Nuri Gürdil
E
ldeki veriler, sanatın, karanlık ma-
ğara duvarlarında doğduğuna işaret
ediyor; üstelik sanatsal kaygılardan
uzak ama yaşamsal kaygılara yakın bir
yerden doğduğuna…
İlk resmi çizenin, yanına bir başka resim
çizenin ve diğerinin de sanatsal kaygısı
yoktu belki ama “başkasına iletmek/söy-
lemek istedikleri dertleri vardı muhakkak.
Mağara duvarlarında ne tapılası kadın
nü’leri, ne de aşktan yanmış Keremler,
Mecnunlar… Ne de genetiğiyle oynanmış
natürmort doğalar… Ne de zamanı eriten
soyutlamalar… Atlar, bizonlar, korkulası
vahşi hayvanlar ama en çok yaşamak için
verilen kavgalar…
Sanat karanlık mağara duvarlarında doğ-
du; karanlıkları aydınlatmak, sesini çağlar
ötesine ulaştırmak gibi bir kavgaya giriş-
tiğinin belki de farkında bile olmayarak…
Belki de bundandır sanatın karanlıklarda
parlayıp, karanlığın da sanatı boğmaya
çalışması… Aktıkça Heraklit’in suları,
durmaksızın sürüyor ışıkla karanlığın di-
yalektik kavgası…
Mağara resimleri insanlara bir şeyler an-
latmak ister de destanlar geri mi kalır?
O uzun, upuzun şiirler bir okuldur yazı-
dan önce, sese işlenen. Şiir denince akla
“aşk” gelir, şarap gelir, sevgili gelir nazlı,
usul usul; ama aşka ne vakit vardır, ne de
imkân!.. Saray sahiplerinin bildik aşk der-
di varla yok arası bile değildir destanlarda;
çünkü yaşam çetindir ve alınacak dersler
vardır kulağa küpe cinsinden. Sözün mü-
zikle hafızalara işlenmeye çalışılması belki
de en çok bu yüzden…
24