A.A.:
Kendi oyunlarınızın dışında seçtiği-
niz yazarlara baktığımızda Türkiye’de hiç
oynanmamış eserleri de getirerek başka-
ca bir misyon üstlenmiş oldunuz. Sizden
önce Karl Valentin ya da Boris Vian sergi-
lendi mi hiç?
F.Ş.:
Evet bilinçli bir tercih değildi ama
bizden öncesinde bu yazarların hiç biri bi-
linmezken aynı kan gruplarında olduğu-
muz bu yazarları Türkçe’ye kazandırmış
olduk. Karl Valentin’in absurd tiyatrosu-
nun yanı sıra Boris Vian’ın Fransızca’yı
bozarak yeni kelimeler türetmesi çok ho-
şuma gitmişti. Her ikisinden de ciddi bi-
çimde beslendim.
“Ferhangi Şeyler’’ artık bir marka ve
1720nci oyun bir dünya rekoru…
A.A.:
Daha önce de konuştuğumuz için
merak ettim ve internet ortamında da
araştırdım. Acaba dünyada aynı, tek kişilik
oyunu 26 yıl boyunca 1720 kez oynayan
başkaca bir oyuncu var mı? Ben bulama-
dım. Rahatlıkla söyleyebiliriz ki; “Ferhangi
Şeyler’’ artık bir dünya rekoru.
F.Ş.:
Evet, ben de başkaca bir örneğini
duymadım. 7 Mart 1987 oyunun prömi-
yeriydi. İstanbul’da feci bir kış, facia bir
kar manzarası. Beyoğlu o dönem araç
trafiğine açık ama geçebilen bir tane araç
yok. Şan Tiyatrosu yakılmış, “Muzır Mü-
zikal’’ kaldırılmış, satılan biletlerin yerine
“Ferhangi Şeyler’’ bileti satıyorduk. Orta-
da henüz oyun yokken böylesi bir daya-
nışmaya girdi seyirci. Tüm olumsuzlukla-
ra rağmen Küçüksahne’deki oyunumuzun
ilk günü salonda yer yoktu.
A.A.:
Çok iyi anımsıyorum ve ilk oyu-
nu izleyebilmek için Sultan Ahmet’ten
Beyoğlu’na yürüyerek gitmiştim. Hiçbir
araç çalışmıyordu. Kaloriferin yetersiz
kaldığı o buz gibi salonda büyük bir keyif-
le izlemiştim.1987’den bu yana sergilenen
“Ferhangi Şeyler’’ artık kendi başına bir
marka. Dünyada da başkaca örneği yok.
Siz ilk başladığınızda bu kadar uzun yıllar
bu oyunu oynayacağınızı düşünüyor muy-
dunuz?.. Peki bunca yıl büyüsünü kaybet-
meden sürmesini neye bağlıyorsunuz?
F.Ş.:
Elbette ki hiç düşünmedim dolu
dolu geçen oyunlardan sonra bile bu oyu-
numun da 3-5 yıl sonra miadını doldura-
cağını düşünüyordum. O can havliyle 10
günde yazdığım bir oyundu. Can havliyle
yazıldığı için “günün gazetelerini koyarım
bana hem 20 dakika kazandırır hem de se-
yirciyle kontakt kurmamı sağlar’’ diye dü-
şünmüştüm. Ama gördüm ki oyun aslında
bu interaktif bölümden besleniyor ve gün-
celliğini yitirmiyor. İlk oyuna çok korkarak
çıktım ama ilk günde patladı. Özellikle iz-
leyiciyle doğaçlamalar çok etkiledi kitlele-
ri ve örnek olmaya başladı.
A.A.:
Daha öncesinde yine bir büyüğü-
müz Tiyatroyu “Ölü Sanatlar” sınıfına
koymuştu. Oysa siz diyorsunuz ki; “4 bin
yıldır var olduğuna göre yine de yaşaya-
cak’’. Peki Avrupa’da bu konuda yerel ve
merkezî yönetimlerin katkısı nedir?
F.Ş.:
Kültür Bakanlıkları’nın yanı sıra be-
lediyelerin de ciddi destek ve subvansi-
yonları var. Bu konuda fonlar havuzlar
oluşturuluyor. Örneğin otopark otoma-
tına atılan paraların belirli bir yüzdesi bu
amaçla bir havuzda toplanıyor ve pro-
jelere göre dağıtılıyor. Yani salon, vergi
ve teknik desteğin yanında bu türde ek
bütçeler yaratılıyor. Tüm Avrupa’da buna
benzer çözüm arayışları var. Bizim ülke-
mizde de bunlar uygulanmak zorunda.
A.A.:
Sn. Ferhan Şensoy, 4 günlük bu
güzel turneniz ve bu coşkulu söyleşileri-
niz için tüm Çukurova’lılar ve Altınşehir
Adana Dergisi adına teşekkürlerimizi su-
nuyorum. İyi ki geldiniz.
F.Ş.:
Asıl ben teşekkür ederim. Yıllardan
sonra ilk kez bu denli coşkulu ve dolu
bir organizasyon için. Hem seyircimizle
buluştuk hem de yardımlarla amacımıza
ulaştık, ne güzel. Ayrıca Altınşehir Ada-
na Dergisi’nin son sayısını okudum. Ger-
çekten çok beğendim; dolu dolu, başarılı,
profesyonelce hazırlanmış bir dergi. Fo-
toğraf ve konular çok güzel. Yalnız küçük
bir eleştirim olacak; benim gibi zor seçen-
leri de göz önüne alın harfleri daha büyük
seçin ki, daha rahat okuyabilelim…
Geleneksel ile batıdaki
absürd tiyatronun örnek-
lerini
harmanlıyorum.
Kelime ve cümlelerle oy-
namayı seviyorum.
Tiyatro 4 bin yıldır var ol-
duğuna göre; her şeye kar-
şın yine yaşayacak. Yerel
yönetimlerin ciddi deste-
ğine gereksinim var.
metinbahcivan@altinsehiradana.com
17