Page 96 - Alt

Basic HTML Version

Yazı:
Selda ???????????????????????????????????
G
eldik bir yılın ve bir yazı dizisinin
daha sonuna. Kuş gibi uçup gitti
yine zaman parmaklarımızın ara-
sından. Sadece anılar ve sanat elimizde ka-
lan. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi
yazı dizimizin sona erme sebebi devrimsel
nitelikte müzisyenlerin azlığı değil, bilakis
uzun yıllar konu edilseler tükenmeyecek
olmaları. Finali ise son derece öznel bir
biçimde, en sevdiğim Heavy Metal grubu
Iron Maiden’a ayırdım bencilce.
Diziyi takip edenler bilir; nice büyük mü-
zisyeni anlatırken Rock ve Metal türleri-
nin doğuşuna ve yayılışına da ayna tuttuk
ucundan. 70’lerin başında zirve yapan bu
gelişim aniden yepyeni bir kültür ve müzi-
kal türle kısa ama şoke edici bir kesintiye
uğradı; Punk. Özellikle umutsuz İngiliz
gençlerinin bolca Anarşi ama bir yandan
da umarsızlık ihtiva eden, yıkıcı ve haylaz
tavrını körükleyen, çiğ ve yalın bir müzik
Kendini yaratan efsane
MELODİK DEVRİMCİLER
102
türüydü Punk. Dönemim popüler müzi-
ğindeki gitar hakimiyetini kırmış, merke-
ze klavyeyi oturtmuş, saldırgan ve bolca
politik söylem içeren bu tarz, kısa sürede
dünyaya yayıldı ve “Heavy Metal ölüyor
mu” sorusunu ilk kez gündeme getirdi.
Oysa Metal, henüz bebekti, ölemeyecek
kadar genç, dirençli ve enerjikti. Bu dö-
nemde direnen yeni İngiliz grupları filiz-
lenmeye başladı ve İngiliz basını hemen
onlara (ve tarzlarına) ortak bir isim verdi;
New Wave Of British Heavy Metal (İngi-
liz Heavy Metal’inin Yeni Dalgası). Sam-
son, Angel Witch ve Diamond Head’in
öncülüğünü yaptığı bu hareketi tüm dün-
yaya taşıyacak, kendi adıyla beraber tarihe
kazıyacak bir gruba gebeydi 75 yılı; ölüm-
süz efsane Iron Maiden’a.
Aslen bir futbol manyağı olan, West Ham
ya da Liverpool’da oynama hayalleri ku-
ran Steve Harris, 14 yaşında satına aldığı
bir gitar sayesinde ilgisinin ve yeteneğinin
müziğe yöneldiğini fark etti. Yıllarca bir
çok irili ufaklı grupta bas gitar çalan ama
müzikal anlamda tatmin olamayan Har-
ris, 1975 yılının Noel gecesinde gitarlar-
da Dave Sullivan ve Terry Rance, davulda
Ron Matthews ve vokalde de Paul Day’den
oluşan kendi grubunu, Iron Maiden’ı
kurdu. Grup, adını Harris’in o sıralarda
izlemiş olduğu ‘Demir Maskeli Adam’
filminde görüp etkilendiği, çivili tabut
şeklindeki bir ortaçağ işkence aletinden
alıyordu. Grup, güncel modalara kapıl-
madan, etraflarında dolaşan menejerlerin
ve yapımcıların yönlendirmelerini umur-
samadan kendi bildiği, inandığı müziği
yapmaya başladı. Küçük kulüplerde sahne
alan grup, kısa sürede sadık bir dinleyici
kitlesi oluşturdu. İlk demo kayıtları, hiçbir
medya desteği olmadığı halde kısa sürede
5.000 adet sattı.
“Biz başlangıçtan beri canlı çalan bir grubuz. Bu da önemli bir etken. Bazıları stüdyoda çok
güzel kayıt yapar ama sahnede iyi değildir. Kimisi de sahnede kopartır ama stüdyoda becerik-
sizleşir. Biz ikisini de bir araya getirebilmiş bir grubuz. Biz Iron Maiden’ız!”
Steve Harris