73
Bizim halkımız “Ölü sever’’ denir. Bir çok
değerini (bilim, sanat, edebiyat adamı)
öldükten sonra sahiplendiği için, bu ya-
kıştırma çok kullanılır. Çok şükür ki, bu
kez böyle olmadı. Adana halkı gerçekten
sahiplendi sanatçısını.
22 Ağustos Çarşamba sabahı telefonla
aradım M. Hazım Kısakürek’i , karşılıklı
hal hatır sorarken sesinin kötü geldiğini
duyumsadım. Bayramda kötü olduğunu
ve acile gidip muayene olduğunu halen
ağrılarının sürdüğünü belirtince canım sı-
kıldı, üzüldüm. Aynı günün akşamı duru-
mu daha da ağırlaşınca sabah kendinden
geçmiş halde Başkent Hastanesi aciline
götürülüyor. Alelacele tahliller tetkikler
yapılınca Menenjit geçirdiği anlaşılıyor
ve yoğun bakıma alınıyor. 42 gün sürecek
bir macera böyle başlıyor işte. 3 gün bo-
yunca ailesi ve can dostları nöbet tuttular
yoğun bakımın kapısında. Doktorlar “ha-
yati tehlike sürüyor ancak 3.günü atlat-
ması lazım…’’ dediğinde tüm tanıyanları,
arkadaşları dualarını yolladılar. 4.gün iti-
barıyla hayati tehlikeyi atlattığı söylendi-
ğinde artık her sonuca hazırdık. 19 günlük
yoğun bakımdan sonra servise alınabil-
di ve nöroloji servisindeki odası tam 25
gün boyunca arkadaşları ve yakınlarınca
doldu. 23 Ağustos’ta başlayıp 5 Ekim’de
biten tam 42 günlük hastane marato-
nundan sonra evine taşıyoruz M.Hazım
Kısakürek’i. Tekerlekli sandalyedeki yeni
yaşamı için ortam yaratılıyor evinde… İn-
sanların böyle acılar, ağrılar yaşaması kötü
elbette. Ama bunca olumsuz tablonun
yanında sevildiğini, arandığını, önemsen-
diğini görmek ne güzel. Eminim ki, Mah-
mut Hazım Kısakürek ve ailesi de bu denli
bir ilgiyi beklemiyordu. Doğrusu halkım-
dan bu denli umudu kesmişken son 1 ayda
yaşadıklarıma çok ama çok şaşırdım. M.
Hazım Kısakürek’i çok yakından tanımasa
da ismini duyan, Adana’ya katkısını, çaba-
sını bilen yüzlerce insanın nasıl yardımcı
olduğunu görünce coşkulandım umudum