Yılların Düşü: “Adana’ya Kültür Vadisi”


vadiBüyük Kentlerin İhtiyacı; Kültür Merkezleri Değil, Tam Donanımlı Bir Kültür Vadisi

 

Bize de ışık tutacak bir araştırmaya göre;  illerin nüfusu, var olan salon sayısı, koltuk kapasitesi ve kişi başına düşen koltuk sayısı bulunarak karşılaştırma yapılmış ve kentlerin profili oluşturulmuş. Buna göre; Viyana’da 83 kişiye 1 koltuk düşerken, bu oran Paris’te 173 kişiye 1 koltuk, İstanbul’da ise 480 kişiye 1 koltuk oranına düşüyor. Peki Adana’mızda bu oran nedir? Söylemesi güç ama dostlar, 673 kişiye 1 koltuk düşüyor…673 kişiye 1 koltuk düşen bir kentin sanat, edebiyat ve bilimsel anlamda gelişmişliği ne kadar olabilir acaba?...

Elbette ki soruyu şöyle sorabilirsiniz; 1,5 milyonluk bir kentte 6 binada toplam 2.229 koltuk doluyor mu, etkinlikler amacına ulaşıyor mu?...Bu tartışmalara dalarsak içinden çıkılamaz bir girdaba düşüyoruz ne yazık ki; bir yanda salonların, galerilerin, tesislerin yetip yetmediği tartışması;  bir yanda  var olanların dolmaması, yeterince ilgi görmemesi; diğer yanda da üretilenlerin nitelikleri tartışması… Tüm bu tartışmalar ve veriler bir yana; her ne olursa olsun ve neye mal olursa olsun Adana’nın gayet güzel, akıllıca dizayn edilmiş, ergonomik planlanmış çok amaçlı büyük bir kültür merkezine acilen gereksinimi var. Evet, hepimiz böyle düşünüyoruz belki sevgili sanat dostları; ama uygulamalar ve yaşananlar gösteriyor ki, Adana’nın tek başına bir kültür merkezine değil; tüm kültür ve sanat etkinliklerinin bir arada üretildiği bir “kültür vadisi”ne gereksinimi var.

 

Nedir Kültür Vadisi Ya Da Niçin Kültür Merkezi Değil De Kültür Vadisi?...

 

Kültür merkezi planlanırken genelde çok amaçlı salonlar ve fuayeler şeklinde düşünülüyor (Büyükşehir Tiyatro Salonu ve Seyhan Kültür Merkezi gibi). Ancak yaşanılanlar gösteriyor ki, tiyatro amaçlı yaptığınız salonda senfoni , bale veya opera yapılamıyor. Her etkinlik, kendine özgü koşullar ve ortamda sergilenebiliyor ancak… Hele ki, günümüz koşullarında gelişmiş teknolojik olanakları kullanarak yapılacak gösterilerde daha büyük lojistik desteklere (ses ve ışık oyunlarına) gereksinim var. Dolayısıyla sahne ölçüleri de değişiyor; sahne gerisinde çok rahat biçimde bir kamyonun girebileceği alanlar, döner sahneler, asansörlü platformlar gerekiyor. Bu nedenle de devasa çok amaçlı bir salon (kültür merkezi) yerine aynı anda hemen tüm sanat etkinliklerinin üretilebileceği, sergilenebileceği bir vadi gerekiyor.

 

Yani bu büyük alanda, vadide; bir yanda bir tiyatro salonu, bir yanda bir konser salonu, farklı büyüklüklerde toplantı salonları, sergi salonları, kütüphane, müzeler, atölyeler, kafeteryalar  ve dinlenme ve gezi alanları olabilmeli.

Demek ki, kültür vadisi bünyesinde onlarca mekan, ortam aynı anda kullanılabilmeli dolayısıyla farklı branşlarda onlarca sanat etkinliği (tiyatro, konser, resim, fotoğraf, heykel vs) aynı anda sergilenebilmeli ve bir sinerji yaratılabilmelidir. Kısaca özetlersek; bir pazar gününü bu vadide geçirmek isteyen bir aileyi düşünelim. Evin küçük çocuğu tiyatroda oyun izlerken, anne-baba klasik müzik konserini seçecek. Büyük çocuk da belki de arkadaşlarıyla kafeteryada buluşacak. Daha sonrasında ailece bir yemeğin ardından bir resim veya fotoğraf sergisi…

 

Peki Nasıl Bir Kültür Vadisi Ve Nerede?...

 

Öncelikle ham hayaller ve ütopik bir bakış açısından sıyrılarak, oluşturulacak kültür vadisinin kesinlikle kentin merkezi bir noktasında, herkesin ulaşımına açık bir konumda olması gerekiyor. Çok amaçlı, fonksiyonel bir kültür vadisinin dolu dolu kullanılabilmesi ve kentin nüfusuna, sosyal ve ekonomik dokusuna yer etmiş olması gerekiyor. 500 kişilik donanımlı bir tiyatro salonu, 500-600 kişilik konser ve opera salonu, 300 kişilik bir genel  gösteri salonu, 100 kişilik bir sempozyum-panel salonu, 100 kişilik dijital donanımlı bir kütüphane ve arşiv merkezi, arkeoloji müzesi, kent müzesi, resim ve fotoğraf sergi alanı, heykel sergi  alanı, söyleşi-sohbet ortamı sunabilen fuayeler, kafeteryalar ve yürüyüş yollarını  kapsayan kültür vadisinde en az 9-10 adet atölye (fotoğraf, resim, ebru-hat, seramik, heykel, mask, kukla vs) olmalı. Çevre düzenlemesiyle, yollarıyla, binalarının sıcaklığıyla yoldan geçen herhangi birinde bile çekicilik yaratacak şekilde planlanacak böylesi bir vadi için tek yer önerilebilir bence;  Eski Baraj’dan başlayıp Galleria’ya kadar uzanan sahil bandı. Ana yollara (doğu-batı / kuzey-güney bandı) açık konumda olması  büyük bir avantaj. Adana metropolündeki 4 ilçeye de benzer uzaklıklarda ve rahat ulaşılabilir durumda bir merkez.

Yapımı ve kullanımı tartışmalı durumdaki Mimar Sinan Açık Hava Tiyatro Salonu yıkılmalı ve tüm sahil bandı;  yürüyüş yolları, parklar, halka açık kafeteryalar, havuzlarla bir bütün halinde çok amaçlı ama tek veya iki katlı yaygın bir kütle halinde çok güzel bir kültür vadisi olarak konumlandırılabilir. Nostaljik veya ütopik gelebilir ama böylesi bir  vadi bünyesinde Seyhan Nehri’nin her iki kıyısı boyunca (Yüreğir ve Seyhan hattı) tekneler kullanılarak yolcu taşıması da rahatlıkla yapılabilir (Eski Baraj-Regülatör Köprü arasında). Dolayısıyla bu bölgede oluşturulacak bir kültür vadisi de yaşayan, yaşatan bir bünye olacaktır. Böylesi büyük bir projenin hayata geçirilmesinde salt devlet bürokrasisine, yerel ve merkezi yöneticilere değil tüm sanat üreticilerine, takipçilerine de iş düşüyor. Planlamadan- inşaatına, açılışından - kullanımına değin tüm sanat adamları, sanat-edebiyat birimleri, sivil toplum örgütleri aktif olarak söz sahibi olmalıdır. Aksi taktirde daha öncesinde yaşadığımız olumsuz onlarca örneği burada da yaşarız.

 

_MG_6167Kültür Vadisinin Teknik Özellikleri

 

Yukarıda ayrıntılı anlattığımız kültür vadisindeki mekanlar nasıl olmalıdır peki?... 500 kişilik donanımlı tiyatro salonu için Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi’ndeki salon örnek alınabilir ancak bazı küçük hataları düzelterek. Sahne ile seyirci arasındaki mesafe 2 metre civarında olmalı ki; bazı oyunlarda ön oyunlar rahatlıkla sergilenebilsin. Hemen birinci sıradan itibaren yükseklik öyle ayarlanabilmeli ki; seyirci çukurda kalmamalı, yani genelde yapılan hata ilk 3 sıradan oyun izlemenin kötü olmasıdır. Alandan yararlanabilmek amacıyla salonun tam ortasında olması gereken koridor genelde sağlı-sollu kullanılıyor ancak olanak varken, aslına dönüp koridoru ortada bırakmak çok daha estetik ve kullanışlıdır. Sahne derinliği en az 12 metre olmalıdır. Yani sahne arkası, dekor değişimi için çok pratik ve ergonomik olmalıdır. Elbette ki  döner sahne ve orkestra boşluğu bulunmalıdır. Konser salonuyla temel ayrılıklardan bir tanesi olarak ışık sahneye karşıdan gelmelidir. Dekor ve teknik olanakları kullanabilmek açısından sofita olarak adlandırılan sahne üstü boşlukların pratik (çıkılabilir, dolaşılabilir)olması gerekiyor. Konser salonunda ışık yukarıdan ve yanlardan gelmelidir. Sahne düzenlemesi farklı yükseltiler için kullanılabilir olmalıdır. Yani sahne üzerinde yer alacak 50 kişilik bir orkestra ve koro rahatça yerleştirilebilir ve görünür konumda olabilmelidir. Dünyanın birçok merkezinde olduğu gibi salon localı olmalı hatta orkestranın hemen yanında ve  üstünde localar bulunabilmeli. Sahne derinliğinin yanı sıra sağ ve sol portallerin ardında müzik aletlerinin taşınması ve yerleştirilebilmesi açısından geniş alanlar bırakılmalıdır.

 

Kültür Salonlarının Kapasitesi Ne Kadar Olmalı? Salonun Özellikleri Neler OImalı?

 

Elbette ki her iki salonda da tavan yüksek ve ferah olmalı (en az 9 metre). Toplantı ve sempozyumlar için düşünülen 100 kişilik salonda çok geniş ve büyük olmayan bir sahne (5 metre genişlik, 3 metre derinlik) olmalıdır. Salon koltukları sahneden 1 metre mesafeden başlayarak konforlu olmalıdır. Sunumları da göz önüne alarak tavan yüksekliği  4 metreden aşağıda olmamalıdır. Çalışma atölyeleri kullanım amacına göre 60 metrekareden aşağı olmamalı, doğal ışık alabilen alanların yanında teknik ışıklandırmanın buna göre planlanması gerekmektedir. Tavan yükseklikleri de yine kullanıma uygun olmalıdır (Fotoğraf atölyesiyle heykel atölyesi elbette aynı oranda olmayabilir.) Sergi salonları da yine kullanım amacına göre farklı genişlik ve yüksekliklerde olmalıdır. Fotoğraf ve resim sergilenecek alanla heykel ve plastik sanatlara yönelik alan elbette farklı olmalıdır.

Tüm mekanlar için teknik detaylar plan ve yapım aşamasında tekrar tekrar irdelenmelidir. En temelinden yola çıkarak; çocuk, yetişkin, yaşlı, engelli vs herkesi ve her şeyi göze alarak planlamak zorundayız…Tarihin garip bir cilvesi herhalde Adana’da her 32-36 yılda bir kültür merkezi kurulmuş; 1940 Adana Halkevi (Şehir Tiyatrosu binası), 1976 H.Ö.Sabancı Kültür Merkezi ve 2008 Seyhan Kültür Mer-kezi…Dilerim ki; gerçekten tüm talepleri karşılamaya yönelik bir  kültür vadisi için 30 yıl daha beklemeyiz.




Sayı 6 ( Ocak - Şubat 2012 )

Bu yazı 13936 defa okundu.