TÜRK SİNEMASINDA MİNİMAL YAKLAŞIMLAR - 2

YERALTI

 

İnsan nedir?

 

cid_F3BCD5E8-DC1B-4368-9280-5E4FB8070A53Zeki Demirkubuz' un son filmi Yeraltı; çok yalnız bir adamın insan kalma mücadelesidir. Başrolünde Engin Günaydın, Ankara' da memur Muharrem rolünde Türk sineması için benzersiz bir rol kesiyor. Tüm yönleriyle en iyi filmi diyebileceğim Yeraltı, Dostoyevski' nin en zor eseri olan Yeraltından Notlar kitabından serbest bir uyarlama. Film içinde kitaptan alıntılanan bölümlerin Muharrem' in ağzından dış sesle aktarıldığı bölümler sahnelerin bağlayıcılığı açısından şık oturmuş görünüyor.

Karanlığın içinden kapalı bir gözle açılır film. Birden gözlerini açan adamın gözbebeği içinde küçük bir ışık belki leyl. '' Akıllı bir adam kendine karşı acımasız değilse gururlu da olamaz'' diyen Muharrem şöyle devam eder:'' Bense sınırsız gururum yüzünden kendime hiç acımıyorum, nefret edercesine küçümsüyorum.'' Kötülüğünü asla gizlemeyen ve giderek bu halinden memnun olan Muharrem kendi içine saplanıp kalmış bir karakter. Televizyonda belgesel izlerken yada köpek hırıltıları çıkarırken bir nevi empati kurduğu hayvanlara benzeşme isteği üst insan modeli olmak için aksi istikamet yerine doğru bir duruştur. İnsan yalnızken nasıl davranır, ne söyler, ne düşünür, üzerine sıkı bir okuma gibidir film. Yer yer tek başınalığın mağrur bir ifadesine dönüşen kareler eşliğinde hayatına dahil olan ya da bir şekilde çarpıştığı insanlara karşı duruşu hiç değişmeyen; aksi, muhalefet, karamsar ve en temelinde gerçekçi bir adamdır Muharrem.

Geçmişte bir şekilde kalem oynatmışlığı olan Muharrem için düşman olarak gördüğü ve yakın zamanda büyük bir roman ödülüne layık görülen Cevat ve arkadaşlarıyla beraber kendini zorla davet ettirdiği yemek masasına gelirsek; Cevat' ın İstanbul' a uğurlanması sebebiyle bir araya gelen eski solcu arkadaşları ile geçmişi ve onları bir arada tutan yalanları su üstüne çıkarma vakti gelmişti Muharrem için: '' Gerçek her şeyin anası ve üstündedir. Zavallı egolarımızın bile...''  Hırsızlıkla suçladığı Cevat başta olmak üzere asıl hedefi 'yalakaların' diye hitap ettiği arkadaşlarıydı. Herkesin kendi fikrini söylemekten ziyade Cevat' ı onaylamalarına karşı duran Muharrem için insanın karanlık tarafında durması ise bir tercihten ziyade mecburiyete sürükleniyordu. '' İyi olmak istiyorum ama bırakmıyorlar, iyi olamıyorum'' diyerek hıçkıra hıçkıra ağladığı sahnede belkide kontrolü altına alabildiği tek kişi olan Nergis Öztürk karakteri olan kadının bir çeşit ritüel olarak film içinde dolaştığını söylemeliyiz. 

İnsanlara duyduğu kin ve nefretin adeta içine işlediği, farkında olmadan kendini daha çok karanlığa ve dibe ittiği bir ruhla savrulan Muharrem için çıkışsızlık tek gerçekti belkide. İçine düştüğü deliğin yukarısındaki insanlarla hesaplaşmasının çok fazlacid_11700747-667D-43FF-A15A-9718ABEBDCA8 üzerine düşmesi nedeni ile aslında bu büyük gerçeği es geçiyor. Yukarıya adım atamıyor, bir şey yapmaya kalkışmıyor. Sadece kendi yeraltına çekilerek krallığını ilan ediyor. Zafer yenilen oldukça değerini koruyan kötü bir düştür belkide.

Ankara' nın soğuk, karanlık, bürokratik yanlarının film için katkısı yadsınamaz. Hemen hemen hiç ışık kullanmadan( doğal ışık hariç tabi ki) çektiği Yeraltı, Zeki Demirkubuz açısından sinematografisinin tavan yaptığı bir film. Genel anlamda kadrajların mükemmele yakın olduğu, görsel açıdan filmin ruhunu yakalayan yönetimiyle yavaş yavaş yeni bir yola giren yönetmen için özellikle bakış boşluğu kullanımındaki ustalık üst düzeyde. Teknik anlamda zaten en iyi filmi diyebileceğimiz Yeraltı; bütün filmleri içinde en uç ve en iyi film.

Son olarak değinmekte ısrar edeceğimiz konuya dönersek: İnsanı bütün olarak ele alırken akıldışılığını ancak akılla ifade edebileceğimiz bir filme tanıklık ettiğimizi anlıyoruz. Muharremin' in bütün aynaları, camları kırarak; kendine karşı değerlerini parçaladığı ve olmak zorunda kaldığı şeyin aslında tercih ettiği olduğunu kavradığımız an ısrarımız olandır.




Sayı 16 (Eylül - Ekim) 2013

Bu yazı 2166 defa okundu.