Tatarlı Höyük Kazısı

Orta Tunç Çağı...
Geç Tunç Çağı...
Demir Çağı...
Hellenistik Dönem...

Çukurova Üniversitesi tarafından yürütülen Ceyhan-Tatarlı Höyük kazısının 2010 yılı çalışmaları tamamlanmıştır. Temmuz başında başlayan kazı çalışmaları, Eylül ayının ortasına kadar devam etmiş, 35 kişilik uzman ve Arkeoloji öğrencisinin katıldığı kazı çalışmalarında ortalama 40 işçi de görev yapmıştır.
Tatarlı Höyük (Tazılı Tepe),  Adana ilinin Ceyhan ilçesinde, Mustafabeyli beldesinin yaklaşık 5 km kuzeyindeki Tatarlı Köyü’nde yer almaktadır. Tatarlı Höyük konum olarak önemli yol güzergâhlarının tam ortasında, Osmaniye-Topraktepe’nin yaklaşık 10 km batısında, Nur Dağları’nın batı-kuzeybatısında ve İskenderun Kör-fezi’nin yaklaşık olarak 20 km kuzeyindedir. Adana ovaları içerisinde en sulak ve su kaynaklarının en bol olduğu bir alanda yer alan Höyük, Nur Dağları’nın batısında, Erzin Ovası’nın ise kuzeyinde yer almaktadır. Günümüzde Ceyhan Nehri, Tatarlı’nın yaklaşık 10-12 km kuzeyinden akmaktadır.
Höyük’ün yakın çevresinde çok sayıda su kaynağı bulunur. Hatta bu su kaynakları, günümüzde Ceyhan ilçesinin içme suyu ihtiyacı yanında 22 köyün ve 2 beldenin de su ihtiyacını karşılamaktadır.
Tatarlı Köyü’nün güney-güneybatısında yer alan antik yerleşme, ortalama 37 m. yüksekliğe sahiptir. Şehir duvarı en az 250 x 360 m. ölçülere sahip olan Höyük’ün Aşağı Şehir ile birlikte boyutlarının çok daha büyük olduğu görülebilir.

Geç Tunç Çağı
4 yıldır kazdığımız Tatarlı Höyük’ün üst noktasında çok sayıdaki mekân açığa çıkarılmıştır. Ele geçen malzemelere dayanarak yapının şimdilik birkaç mimari evreli ve Geç Tunç Çağı’na ait olduğunu söyleyebiliriz.  Daha sonraki dönemde Demir Çağı’nda yapının kısa süren kullanımdan sonra, Hellenistik Dönemlerde bazı mekânlar doldurulmuş, bazı mekânlar ise çeşitli ebatlarda çöp çukurları açılarak kullanılmıştır. Ortasından geçen atık su sistemi yapının önemli bir özelliğidir.
Hititlerle çağdaş dönemlerde uzun bir süre bağımsız bir ülke olarak yaşamını devam ettiren, son dönemlerinde Hititlerin hâkimiyetine giren, ancak Hitit dünyası ile hiçbir zaman kültürel bağlarını koparmayan Kizzuwatna’nın en önemli yerleşmelerinden birisidir Tatarlı Höyük.

Çukurovalı ve Hurri
Tüm bu bölgede Çukurova yerli insanlarının dışında Hurri halkı yaşamaktadır. Tatarlı Höyük’ün, Kizzuwatna ülkesinin M.Ö. II. bin yıl yazılı belgelerinde adı geçen önemli yerleşmelerinden birisi olması gerekmektedir.  Orta Tunç Çağı verileri içinde Suriye kültürüne özgü kutsal törenlerde kullanılan kaplara “aplike” edilen tanrıça heykelcikleri, Geç Hitit dönemine ait ve mutlaka kutsal bir mekânda kullanılan dini tapınma tasvirli taş plaka ve bu senenin en önemli buluntularından birisi olan Antik Yunan dininin baş tanrısı Zeus’un pişmiş topraktan yapılmış olan büstü bu bölge için yeni olan veriler içinde yer almaktadır.

Sur ve Kanalizasyon
Höyük’ün batı açmalarında 2009 ve 2010 yılı çalışmalarında bir sur sistemi açılmaya başlanmıştır. Yine bu sur sisteminin şehrin içinde kalan bölümünde taban altında kanalizasyon sistemi tespit edilmiştir.
Tatarlı Höyük’te yine her döneme ait çok fazla sayıda ve çeşitli tiplerde tezgâh ağırlıkları bulunmaktadır. Bu da bize bölgenin şimdilik en azından 2500 yıllık dokuma merkezi olduğunu kanıtlamaktadır. Özellikle bir Helenistik dönem kandili üzerinde Şarap Tanrısı Dionysos’un tasvirinin bulunması önemlidir.
Slovenya Arkeoloji Enstitüsü ve Ç.Ü. Biyoloji Bölümü’yle beraber Tatarlı Höyük ve yakın çevresinin yüz binlerce yıllık ekolojik sistemine yönelik çalışmalarımız başlamıştır. Bunun dışında arkeolojik bitki ve hayvan kalıntılarının incelenmesi de devam etmektedir.

Puduhepa’nın Doğduğu Kent
İhtiyatlı olmakla birlikte, dört yıllık kazılar sonucunda karşımıza çıkan tüm veriler Tatarlı Höyük’ün Hititlerin Kizzuwatna ülkesinde yer alan önemli kutsal merkezi Lawazantiya ile aynı olabileceğini düşündürmeye devam etmektedir. Yerleşmenin şehir surları ile geniş bir Aşağı Şehir’in varlığı, eteklerinde ve yakınlarında çok sayıda pınarın olması, Kuzey Suriye’ye açılan yol güzergâhlarında bulunması ya da başka bir ifadeyle Amanoslar’ın hemen batı eşiğinde yer alması, Orta Tunç Çağı – Geç Tunç Çağı ile Demir Çağı’nda sürekli ve kesintisiz iskânının bulunması, MÖ II. bin yılın ilk çeyreğine ait silindir mühür ile Höyük’ün ilk yazılı belgesi olan Telipunu dönemine tarihlediğimiz bullanın bulunması, Geç Tunç Çağı’na ait 3 silindir mührün varlığı ve daha birçok veri, Tatarlı Höyük’ün Luhuzatia / Lawazantiya / Lusanda olabileceğini düşündürmektedir.


Dünyada çoğu üniversite, yaptıkları arkeolojik kazılarla anılırlar. Çukurova Üniversitesi, Adana tarihinin yeniden yazılmasını sağlayacak bu çalışmasıyla, diğer alanlarda olduğu gibi ciddi bir misyon üstlenmiştir. Çukurova üniversitesini bu yönüyle tanıtmak bizlere onur vermektedir.

 

Yazı: Yrd. Doç. Dr. Serdar Girginer




Sayı 2 ( Mayıs - Haziran 2011 )

Bu yazı 4299 defa okundu.