Sonsuza Dek 27 Kulübü Janis Lyn Joplin

Janis_Joplin_by_AngieAauvreHepsi 27 yaşında, müzik dünyasının zirvesindeyken trajedik bir şekilde öldüler, üstelik yanlarında beyaz bir çakmak vardı. Erken Kayan Yıldızlar bu efsanevi müzisyenlerin esrarengiz ölümlerini anlatan yeni bir yazı dizisi.

 

Janis Joplin 1943’te doğdu, 1970’de 27 yaşındayken trajedik bir şekilde öldü. Bu yüzden “Sonsuza Dek 27 Kulübü”ne Dahil Edildi.
Sanatın kitlelere en kolay ulaşan ve insanlık tarihiyle yaşıt türü olan müzik uzayında, her dönem sayısız yıldız ışıldar. Her biri başka galaksiden, farklı büyüklükteki bu yıldızlar binlerce insanı aydınlatırlar. Ama öyle büyükleri vardır ki bu yıldızların, belki de kendi büyüklüklerini taşıyamadıklarından, zamansızca kayıp giderler sonsuzluğa… Ve hepimiz biliriz ki, gördüğümüz herhangi bir yıldız, belki de çok uzun zaman önce yok olmuştur; ama ışığı henüz ulaşabilmiştir gezegenimize. İşte o kayıp giden ama ışığı halen görülebilen ve çok daha uzun süre görülebilecek olan bazı yıldızlardan bahsetmek istiyorum bu yazı dizisinde. Onların esrarengiz ortak yazgısından: “27 yaş laneti”nden…


Müzik dünyasında “Sonsuza Dek 27 Kulübü (Forever 27 Club)” olarak anılan bir grup müzisyene ait bir giz var çözülemeyen. Onları bir “kulüp” haline getiren ortak özellikleri, Blues ve Rock türevi müzik yapmaları, müzikal dehaları, kendi dönemlerinin popüler kültürüne damga vurmaları, hem yaşamları hem de ölümleriyle müzik tarihine geçmeleri; ama en önemlisi, hepsinin de 27 yaşında gerçekleşen trajik ölümleri... Üstelik büyük kısmının 70’li yıllarda, kısa aralıklarla aramızdan ayrılmaları.
Tüm bu isimlerin ölümleriyle ilgili birçok ortak nokta olduğuna dair çeşitli şehir efsaneleri de mevcut. Örneğin 27 Kulübü içinde anılan en popüler isimlerden dördünün (Jimi Hendrix, Janis Joplin, Jim Morrison ve Kurt Cobain) öldükleri sırada yanlarında “beyaz bir çakmak” olduğu iddiası. Tüm bu başarılı müzisyenlerin aynı yaşta, tartışmalı ölümleri bir tesadüf mü, yoksa gerçekten bir çeşit lanet mi? Bilemem, çözmek benim işim değil elbette. Ben sadece dergimizin her sayısında bu efsanelerden birini tanıtmak, nicedir dinlememiş olanlara hatırlatıp plaklarının tozlarını aldırmak istiyorum. Üstelik kronolojik bir sıralama da yapmadan, belki de sadece “en çok özlediklerim” kıstasına dayanarak... Haydi, şimdi sıcak bir içecek alın elinize, ışıkları kısın iyice, bırakın plak dönsün çıtırtılarla sizi başka diyarlara götürmek için…

Ve huzurlarınızda ilk konuğum, “zenci sesli beyaz” Janis Joplin!

Janis Lyn Joplin Ocak 1943 tarihinde Port Arthur’da çalışan bir ailenin ilk çocuğu olarak Teksas’ta dünyaya geldi. Bir rafineri kasabasında büyüyen Janis, yeni tanıştığı herkes tarafından sıra dışı biri olarak nitelendirildi. Gençlik yıllarında sanatçı kişiliğini fark eden ailesi, onu bu alanda kendini geliştirmesi için teşvik etti. 14 yaşına geldiğinde, sıra dışılığı yüzünden toplum tarafından dışlanmaya başlayan Janis, kendini müziğin ve sanatın içinde gizlemeye karar verdi. 18 yaşına geldiğinde, Teksas’taki birçok yerel kulüpte sahne almaya başladı. Daha sonraları blues müziğine olan ilgisinin tükendiğini düşünerek, Lamar State College of Technology’ye girdi. 1963 yılında okulunu bıraktı ve müzik kariyeri üzerine yoğunlaşmaya karar verdi.
1963 yılında otostopla geldiği California ’da hippi hareketine dahil oldu. Kısa zaman içinde San Francisco ve Venice Plajı’ndaki kafe ve kulüplerin ayrıcalıklı bir müdavimi haline geldi.


Janis-Joplin-janis-joplin-123987_1024_768Siyah Hareketinin Destekçisi
Beyaz Leke

Olan bitenden haberdar, sözünü sakınmayan Janis, “siyah hareketi”ni de desteklemeye başlamıştı. Siyahî gırtlağını kanatıncaya değin bağırdı onlarla, onların hakları için… Öyle ki, adı “Beyaz Leke”ye çıktı o dönem. California’da geçirdiği iki yılın ardından kontrolünü büyük oranda kaybeden Janis, alkol ve amfetamin kullanmaya başladı. Bu gidişe dur demek için Port Arthur’a geri dönerek, ayrıldığı okuluna yeniden kaydoldu. Okulunda çok başarılı olmasına rağmen, bu doğrultuda gelişmekte olan hayatından hiçbir zaman memnuniyet duymadı. Janis, küçük kasaba yaşamına ayak uyduramayacağını anlar anlamaz California’ya geri döndü.
Walter Creek grubuna dahil oldu hemen, katıldıkları bir yarışmada derece aldılar; Janis’ın hayatını değiştiren olay oldu bu… Dereceye girmekten ziyade, o gün sesi “keşfedildi”. Onu keşfeden ve sonradan hem arkadaşı  hem de menajeri olan Chet Holmes tarafından Big Brother and the Holding Company adlı bir gruba solist olması için önerildi. Bu grupla çalışmaya başlayan Janis, 1967 yılında sahne aldıkları Monterey Uluslararası Pop Festivali’nde, bir Blues klasiği olan “Ball and Chain” ile izleyenleri büyüledi. Bu performans sonrasında aldıkları albüm teklifini geri çevirmeyen grup, 1968 yılında ilk albümünü yayınladı.
1968 yılında, grubun menajerliğini üstlenen Albert Grossman, Columbia Records plak şirketiyle bir anlaşma imzalamayı başardı ve aynı yıl grubun “Cheap Thrills” albümü bu şirketin etiketi ile yayınlandı. Bu albümün başarısı sayesinde sekiz hafta boyunca listelerde üst sıralarda kalmayı başaran grubun adı, “Janis Joplin with Big Brother and the Holding Company” olarak anılmaya başladı.

janis-joplin-amy-adamsAlkol, Uyuşturucu ve Başarının Kaybı
Arka arkaya gelen büyük başarılar, grubun uyuşturucu ve alkolle olan bağını daha da arttırdı, sıklıkla pahalı uyuşturucularla yapılan âlemler grubun performansını ve iş ilişkilerini kötü yönde etkiledi; 1968’in sonunda grup dağıldı.
Kariyerine tek başına devam etme kararı alan Joplin, 1969 yılının Haziran ayında gerçekleştirilen Woodstock festivalinde sahne alarak yeniden büyük bir beğeni toplamayı başardı. Aynı yıl “The Cozmic Blues Band”i kurdu ve “I Got Them All” ve “Kozmic Blues Again Mama” albümünü yayınladı.
Kazandığı başarılarla birlikte artan stresini bastırmak isteyen Joplin, eroin kullanmaya başladı ve kullandığı diğer uyuşturucuların ve alkolün miktarını gün geçtikçe arttırdı. 1969 yılının sonunda bu gidişatının doğru olmadığını fark ederek tüm bağımlılıklarına son verdi ve yeni bir başlangıç yapmak için “The Full Tilt Boogie Band” adlı grubu kurdu.

Eroinsiz Yaşamak Yok
1969 yılında, “Pearl” albümün kayıtları için stüdyo çalışmalarına başladı; ancak ihtiyaç duyduğu ilhamı bulmak için yeniden eroine başvurdu… Janis bu albümdeki parçalarının çoğunu yaşamına giren insanlar için hazırladığını dile getirdi. Belki o da artık her şeyin sonuna geldiğini hissediyordu…
4 Ekim 1970 günü, henüz 27 yaşındayken, Los Angeles’teki Landmark Motor Hotel’de aşırı dozda eroin yüzünden hayatını kaybetti; hem de dönemin bir diğer efsanesi Jimi Hendrix’ten sadece 16 gün sonra...

Yaşadığı zamanda olduğu gibi günümüzde de gelmiş geçmiş en iyi kadın Blues-Rock şarkıcılarından biri olarak kabul edilen Joplin’in halen albümleri yayınlanmakta, canlı kayıtları, az bilinen şarkıları, seçkileri, inanılmaz sesi ve benzersiz yorumuyla nesilleri büyülemeye devam etmektedir.




Sayı 2 ( Mayıs - Haziran 2011 )

Bu yazı 3290 defa okundu.