Sonsuza Dek 27 Kulübü - Amy Winehouse

amy_winehouse_5sf_copy_1

“27. yaşın laneti” O da kendinden önceki 44 müzisyen gibi tam 27 yaşında öldü

İki sayı önce, sanat evreninin müzik galaksisinde ışıldayan, ama beklenenden erken kayan yıldızlardan bahsetmeye başladık. Ortak özellikleri; müzikal dehaları, kendi dönemlerinin popüler kültürüne damga vurmaları, yaşamları ve ölümleriyle müzik tarihine geçmeleri; ama en önemlisi, hepsinin de 27 yaşında gerçekleşen trajik ölümleri  ve  “Sonsuza Dek 27 Kulübü (Forever 27 Club)” olarak anılan sanatçılar olmaları.Dizimizin ilk konuğu Janis Joplin, ikincisi ise Kurt Cobain olmuştu (eski sayılarımıza internet sitemizden ulaşabilirsiniz). Bu sayıda Jim Morrison’dan bahsetmek istiyordum ama yazımı teslim etmek üzereyken aldığım haber, tüm planları alt üst etti. Çünkü günümüzün en önemli müzik ve magazin ikonlarından olan Amy Winehouse, aniden ‘Sonsuza Dek 27 Kulübü’nün bilinen 45. üyesi olmuştu ve 1908’de başlayan 27 yaş laneti, tüm gizemiyle günümüze kadar uzanıvermişti.Amy Jade Winehouse, 14 Eylül 1983 yılında, Londra’nın kuzeyindeki South-gate’de, Yahudi ve Jazz müziğe meraklı bir ailenin, ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesi Janis eczacı, Amy’ye sürekli Sinatra şarkıları söyleyen babası Mitchell ise bir taksi şoförü idi. Southgate’in varoşlarında büyüyen Winehouse, çoğu caz müzisyeni olan akrabalarının da etkisiyle müzikle ilgilenmeye başladı. Eğitimine Southgate School’da başlayan Winehouse, büyükannesinin tavsiyesiyle daha iyi bir eğitim için yollandığı Susi Earnshow Tiyatro Okulu’ndan kendisini eğitime adamadığı ve burnundaki piercingi yüzünden atıldı ve eğitimine sırasıyla Sylvia Young Tiyatro Okulu, BRIT ve Ashmole Okulu’nda devam etti.

“Sadece kendi başıma gelenlerle ilgili yazarım, kendi başıma iyileştiremeyeceğim şeyler hakkında. Neyse ki oldukça kendime zararlı biriyim”

14 Yaşında İlk Şarkı Yıllarca ağabeyi Alex’in gitarıyla oynayan Amy, 13 yaşında kendi gitarına sahip oldu ve henüz 14 yaşındayken şarkı yazmaya başladı. Yerel bir gazetede magazin muhabirliği gibi işlerle uğraşırken bir yandan da yerel bir grupta şarkı söylüyordu. Aynı zamanda erkek arkadaşı da olan Soul şarkıcısı Tyler James, Amy’nin demo kayıtlarını bir yapım şirketine yolladı. Bu kayıtlar çeşitli tesadüfler sonucu Island/Universal yetkilileri tarafından keşfedilmesine ve 20 Ekim 2003’te “Frank” isimli ilk albümünü yapmasına yol açtı.

İlk ÖdüllerBüyük oranda Jazz esintileri taşıyan bu albüm, İngitere’de listelerde üst sırlarda yerini alırken, Amy 2004 Brit Ödülleri’nde En İyi İngiliz Kadın Sanatçı dalında aday oldu. 2004’ün sonlarına doğru Ivor Novello Şarkı Yazarlığı Ödülü kazandı. Albümdeki tüm şarkılarda Amy’nin katkısı vardı. Amy’nin sesi kadar giyim ve makyaj tarzı da dikkat çekiyordu.

amy_winehouse_5_wenn3446569

“Dövme yaptırmak mı? Sana çok şey ifade eden şeyler için acı çekmenin bir yolu.”

60’lı yılların  kadın gruplarına çok düşkün olan Amy, saç modelini ve Kleopatra makyajını da çok sevdiği Ronettes grubundan ödünç almıştı.Listelerde Bir NumaraAmy’yi uluslararası üne taşıyan ise 2006 yılının başlarında çıkardığı ikinci ve fena halde otobiyografik albümü “Back to Black” oldu. İlk albümdeki yoğun Jazz etkisinin aksine, Amy’nin güçlü kontralto vokalleri, R&B, Soul ve Jazz müziklerinin eklektik bir karışımından oluşan ‘Back to Black’ İngiltere albüm listesine 1 numaradan, Billboard 200’e 7 numaradan girdi ve Amy, Amerika’da Billboard 200 listesine ilk 10’dan o ana dek giriş yapmış ilk İngiliz Kadın Şarkıcı oldu. Ancak 2 hafta sonra Joss Stone’ın albümünün 2 numaradan Billboard 200 listesine girmesiyle Amy Winehouse’ın ABD’deki listelere en hızlı giriş yapan İngiliz unvanı elinden gitti. Albümden ilk single, ‘Rehab’ 23 Ekim 2006’da piyasaya sürüldü. Şarkıda Amy’nin önceki menajerlik şirketinin ve babasının kendisini bir rehabilitasyon merkezine yatırma konusundaki isteklerini, Amy’nin de bu isteği geri çevirmesi anlatılır. Amy’nin Brit Ödülü kazanmasının ardından albüm, 25 Şubat 2007’de İngiltere’de 1 numaraya yerleşti. Bu albümüyle En İyi Yeni Sanatçı, Yılın Kaydı, Yılın Şarkısı dahil olmak üzere altı dalda Grammy Ödülü’ne aday gösterildi ve beşini kazandı. Böylece bir gecede en çok ödül kazanan kadın şarkıcı rekorunu kırdı ve beş Grammy kazanan ilk İngiliz şarkıcı oldu.

“Yapmak isteyip de yapamadığım bir şey yok. Yarın ölsem, mutlu bir kız olurdum”

Uyuşturucu Amy Winehouse 18 Mayıs 2007’de Blake Fielder ile Miami’de evlendi. Bu evlilik çiftin iki yıl önce ayrılmış olmaları sebebiyle hayranlarına hatta ailesine bile sürpriz oldu. Çift hakkında alkol ve uyuşturucu haberleri çıkmaya; özellikle de Amy’nin uyuşturucu almış olarak sahneye, konserlere çıkıyor olması medyada oldukça fazla yer almaya başladı. Ağustos 2007’de Amy Winehouse ve kocası kısa bir süreliğine rehabilitasyon gördüler ancak beş gün içinde klinikten ayrıldılar. Ekim 2007’de Amy ve kocası Norveç’te marihuana bulundurmak sebebiyle tutuklanıp, 350 pound para cezası ödeyerek kurtuldular. 

Tele Kız Yüzünden KavgaYine bu dönemde çift, üzerlerine kan bulaşmış, yara bereler almış olarak Londra sokaklarında fotoğraflandılar. Bu olayın sebebi de Amy’nin, bir tele-kızla kocasını otel odasında yakalamasının sonucu olarak başlayan şiddetli kavga ve kendini kesmesiydi. Son zamanlarda Winehouse’nin yaşam tarzı ailesi ve yakın çevresi tarafından endişe ile izlenmekteydi. Amy de birçok röpörtajında yeme bozukluğu ve uyuşturucu problemi olduğunu kabul etmişti.Bu yıl içinde sürdürdüğü Avrupa turnesi, Amy’nin sağlık problemleri ve uyuşturucu alışkanlığı sebebiyle oldukça sorunlu geçti. Turnenin ilk ayağı olan Belgrad konserinde; sahnede umursamaz tavırlar sergileyen ayakta durmakta ve şarkı sözlerini hatırlamakta zorlandığı gözlenen Amy, seyirciden gelen tepkilerin üzerine de ağlamaya başlamıştı. 20 Haziran 2011 akşamı İstanbul’da vereceği konser de dahil turneyi iptal eden Amy, apar topar İngiltere’ye dönüp alkol ve uyuşturucu sorunu için düzenli olarak gittiği rehabilitasyon kliniğine başvurdu. Doktorlar son olarak ölümünden bir gün önce Winehouse’a bir dizi test yaptı. Test sonuçlarının temiz çıkması doktorlarını da sevindirdi. Ünlü yıldıza hiç endişe etmemesi, sağlığının gayet iyi olduğu söylendi.23 Temmuz 2011 günü ise az sayıda seveninin ve çok sayıda hayranının korktuğu şey gerçekleşti. Amy Jade Winehouse, Londra - Camden’daki evinde ölü olarak bulundu.

“Yetenekli olduğumu biliyorum; fakat şarkı söylemek için yaratılmadım. Bir eş ve anne olmak ve aileme bakmak için yaratıldım. Yaptığım işi seviyorum ama o, her şeyin başı veya sonu değil.”

İhbar üzerine eve giden polis ekiplerinin çağırdığı iki ambulans ulaştığında Amy çoktan uçup gitmişti bile. Bu satırlar yazılırken kesin ölüm sebebi belli değildi ve yapılacak toksikoloji testi’nin sonuçları bekleniyordu. Sansasyonel hayatı, uyuşturucu, sigara ve alkol bağımlılığı sebebiyle dünya basınında ölümü üzerine çeşitli spekülasyonlar çoktan başladı. Örneğin İngiliz Daily Mail gazetesi, Amy Winehouse’un kısa süre önce terk edildiğini hatırlattı. Genç şarkıcı,  yönetmen sevgilisi Reg Traviss’e evlenme teklif etmiş ancak uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle reddedilmişti. Reg Traviss daha sonra yine uyuşturucu kullanımı nedeniyle genç kadını terk etmişti. Daily Mail, Amy’nin bu ayrılığı atlatamadığını, çok ağır bir depresyon yaşadığını ve ölümünde bu depresyonun da etkili olmuş olabileceğini öne sürdü.

Kalabalıklar içinde yalnız spekülasyonların ardı arkası kesilmeyecek. Genel kanı uyuşturucu ve alkol sebebiyle, belki de bilerek kendi ölümüne sebep olduğu şekliyle kalacak uzun yıllarca.

“Bence savaşma yeteneğinin ne kadar iri olduğunla ilgisi yok. Ne kadar öfkeli olduğunla ilgili.”

Ölümünün üzerinden bir kaç gün geçmesine rağmen “Back to Black” albümü’nün satış rakamı 40 bin’i geçti. Tamamlayamadan öldüğü albümü de muhtemelen yakında piyasaya verilecek ve müzik sektörü, kayan bir yıldızın geriye bıraktığı tozları paraya çevirmeye devam edecek.Sebebi her ne olursa olsun, gencecik bir müzikal deha, henüz hayatının baharında, ardında iki albüm, bol miktarda söylenti, milyonlarca kırık kalp ve müzik sektörüne milyarlarca dolarlık bir kazanç kapısı bırakarak dünyamızdan geçip gitti. Biz Amy’yi çok sevdik; çünkü Amy’nin Sarah Vaughan ile Nina Simone ile kıyaslanabilecek, özel bir sesi vardı. Çünkü Amy yaşadıklarından öğüttüklerini şarkıya çeviren, sözünü esirgemeyen bir yıldızdı. Gerçekti, yalındı, dürüsttü. Çünkü Amy’nin para veya şöhret umurunda değildi. Kalabalıklar içinde yapayalnız, kalbi kırık, savunmasız, küçük bir kızdı. Aynı zamanda aşık olabilen, aşkı için her şeyi göze alabilen, sahip çıkabilen, kimseyi umursamadan her türlü çılgınlığı yapabilen kocaman bir kadındı.Sesi hala kulaklarımızda çınlarken, O’na adeta kendi cenazesinin provası niteliğindeki “Back to Black” klibinde yer alan minik mezar taşındaki sözle veda ediyoruz; “Amy Winehouse’un yüreği, huzur içinde yat…

”Amy Winehouse’dan Dinlemeden Ölmeyin:

01- Back to Black

02- You Know I’m No Good

03- Wake Up Alone

04- Stronger Than Me

05- In My Bed

06- Some Unholy War

07- Take The Box

08- Help Yourself

09- Love Is A Losing Game

10- Fuck Me Pumps

364




Sayı 4 ( Eylül - Ekim 2011 )

Bu yazı 3201 defa okundu.