SANAT (TİYATRO) BEDAVA OLUR MU, OLMALI MI ?

Bu çok tartışmalı konuyu; tüm sanat emekçileri, uğraşanları, gönüllüleri olarak zaman zaman kendi aramızda hep tartışmışızdır. Konu başlığı özünde tüm sanat dallarını ilgilendirmesine karşın ben temelde gösteri sanatlarının anası olan tiyatro üzerinden yol almak istedim dostlar. O nedenle de birebir yaşadığım 3 ayrı örneği aktardıktan sonra sürdürmek istiyorum tartışmayı.

 Seyhan Belediyesi Tiyatro Topluluğu; Tayfun Türkili’nin yazdığı, Tamer Gözüdeli’nin yönettiği  ‘’Dokuz Canlı’’ adlı 2 perdelik güldürüyü hazırlıyordu. İlk gösterimi olan 28 Kasım 2012 Çarşamba günü saat:20:00 ’de Seyhan Belediyesi Kültür Merkezi’ndeDokuz_Canl-2 yerimizi aldık. Büyük bir özenle ve profesyonelce  hazırlanmış dekoru izlerken, oyun niçin başlamıyor diye sağıma, soluma bakıyorum. Oyun ve oyuncuların hazır olduğunu biliyorum çünkü, az önce kulisteydim; tatlı, coşkulu heyecanın dışında bir anormallik yoktu. Evet, sahne, dekor vs her şey hazırdı ama seyirci hazır değildi henüz. Saat:20:00’de başlayacağı duyurulmasına ve saat:20:15 olmasına karşın seyircilerin yarısı fuayede sohbet ediyor, salondaki yerine geçmiyordu. ‘’Belediyenin önemli hizmeti ‘’ olarak tüm halka hep ücretsiz sergilenen oyun davetiyelerinde yer numarası yoktu. Dolayısıyla dileyen, dilediği yere oturuyordu. Yerini beğenmeyen kalkıyor ve başkaca ‘’göl manzaralı’’ bir yer arıyordu. Ya da bir başka yerden bir tanıdığı şöyle bağırıyordu; ’’Gel, gel bizim burası daha iyi, burada 2 kişilik yer var…’’ Bir tiyatro atmosferinden çok, belediyenin bir hizmeti olarak halka açık geniş bir parkta tam bir piknik ortamı vardı. Ortada herhangi bir salon görevlisi yoktu; Belediye her tarafta duyurduğu gibi, ‘’ halka hizmet olsun’’ diye bedava tiyatro sergiletiyordu işte; salon görevlilerine ne gerek var ki, dileyen bulduğu yere otursun işte. Adı oyuncu diye görünen ama taşeron firmaların kadrosundan maaş alan garibim 3-5 oyuncu arkadaşımız da düzeni sağlama çabasıyla salonda dönüp duruyordu. Salon kapısına yakın bir koltukta oturduğum için her yeri rahatlıkla görebiliyordum. Cep telefonlarıyla fotoğraf çekme meraklılarının, sohbete koyulanların, telefonu çaldığında konuşa konuşa dışarı çıkanların ortamında oyunu izledim. Bana böylesi bir ortamda ‘’Tiyatro ‘’izlettirdiği için tüm Seyhan Belediyesi yöneticilerini ‘’Minnet ve Şükran’’ duygularımla yad ettim.


G.Erkal-nsanlarm-1 Her yıl büyük çaba ve özveriyle, onlarca insanın emeğiyle oluşturulan ‘’13 Kare Festivali’’nin ondördüncüsü 04 - 08 Aralık 2012 tarihleri arasında Adana’nın aynı anda farklı 5 - 6 mekanında yapıldı ve binlerce izleyiciye ulaştı. Festivalin hazırlık aşamasında bulunduğum için çaba ve emeği net görebiliyordum. Açılışı usta tiyatro sanatçımız Genco Erkal’la yapmak istedik. Nazım Hikmet’ten derlediği ve yıllardır sergilediği ‘’İnsanlarım’’ adlı oyun için görüştük ve anlaştık. 540 seyirci kapasiteli salonun bilet dağılımını nasıl yapmalıydık? Halka açık ve ücretsiz olacağı için numaralı olsun ancak; gerçek tiyatro seyircisine ve tüm Adana’ya yayılsın istedik. Bu nedenle de Festivale destek verdiği düşünülen tüm odalar ve stk’lara belirli oranda davetiye dağıtıldı. Festivalin açılış günü yaklaştığında salonda ciddi bir izdiham olacağını kavramaya başladık zaten. Nihayet saat:20:00’de salona girildiğinde eklenen sandalyelerle birlikte 600 seyirciye ulaştık. Tiyatromuzun çınarı her zamanki coşku ve heyecanıyla oyunu sergilerken; kelimelerin büyüsü bozulmasın diye nefesimizi tutmuş, pür dikkat izliyoruz. Ama ne yazık ki, yakınen tanıdığım ve mesleki kariyerlerini bildiğim onca insan; sanki bir otelin barında partideymişçesine fütursuz ve patavatsızca, telefonu elinde, salonun kapısını gürültüyle açıp dışarı çıkıyor, bağıra-çağıra görüşmesini yapıyor ve tekrar salona dönüyordu. Bir başkası fuayeye çıkıyor ve kahvesini alıp tekrar giriyordu. Yine birkaç arkadaş, dışarı çıkıyor sigarasını içiyor ve oyuna dahil oluyordu. 1.perde sonundaki 15 dakikalık ara sonrası; fuaye dışında sigara içip sohbet eden 20-30 kişilik grubu salona döndürmek için zil yetmiyordu; seslenerek, uyararak yönlendiriyorduk. 2.perde başlarken bu arkadaşlar salona geç giriyor ama en ön sıralardaki yerlerine geçmek için sahnedeki sanatçıya ve izleyiciye aldırmıyordu. Her şeye karşın oyun bitiminde salonu dolduran tüm seyirci, dakikalarca ayakta alkışlıyordu büyük ustayı ve Nazım Hikmet’i…

 Çukurova Belediyesi Tiyatro Topluluğu, bu sezon Eli Saghi’nin yazdığı ve Mehmet Avcı’nın yönettiği 2 perdelik güldürü oyun olan ‘’Buldumcuk Ailesi’’ ni sergiliyor. Belediyenin kapalı bir tiyatro salonu olmadığıBuldumcuk_Ailesi-1 için de kış sezonu boyunca oyunlarını Büyükşehir Belediyesi Tiyatro salonunda sergiliyor. 29 Ocak 2013 Salı günkü gösteri için salona geldiğimde, Seyhan Belediyesinde yaşadığım olaylar zincirinin daha da beterini yaşadım ne yazık ki. Salona girdiğimde oyuncu arkadaşlar, ‘’yer numarası olmadığını, dileyenin istediği yere oturabileceğini’’ söylediğinde başıma gelecekleri tahmin etmek çok zor olmadı elbette. Salondaki karnaval-piknik havasından sıyrılmak için doğruca balkona yöneldim ve 2.sıranın başında bir koltuğa kuruldum. Saat:20:00 ama oyun başlamıyor oysa yine biliyorum ki, oyun ve oyuncular açısından teknik bir sorun yok. Sevgili davetiyeli seyircilerimizin oturmasını bekliyoruz. Balkondaki ‘’Apaçi ‘’ bir kardeşim, salona doğru sarkarak bağırıyor; ‘’Hacı, bura daha iyi oğlum, buraya gelin’’. Aşağıdakinin kendisini göremiyorum ama muhteşem sesini tüm seyirciler gibi ben de duyuyorum ‘’Tamam kanka biz 5 kişi geliyoruz ‘’. Evet aşağıdan 5 kankanın gelmesiyle, zilin birkaç çalmasıyla, salon ışıklarının kapanmasıyla oyun başladı ama hareket sürüyor. Göçebe toplumumuz sürekli hareket halinde; sıranın ortasındakiler teker teker yanımdan geçip bir arka sıraya geçtiler (kızlı-erkekli 8 kişi). Oyunu izliyorum Buldumcuk_Ailesi-2ama dikkatimi bir türlü oyuna veremiyorum.  Sürekli açık kalan balkon kapısını 2-3 kez kapattıktan sonra vazgeçtim, kaderime razı oldum; gece böyle geçecekti. Bir an bir gürültüyle irkildim ve geriye döndüğümde muhteşem bir manzarayla karşılaştım; balkonda en arka sıra olan E-sırasının arkası tamamen duvardır, ortada ise başkanlık koridoruna açılan bir kapı vardır. En az 30 yıldır hiç açıldığını görmediğim bu kapı açılmıştı. Ayakta 3 özel güvenlik görevlisi kardeşim ellerinde plastik bardaklarında kahveleriyle oyunu izliyordu; ‘’Lan oğlum, bak asıl komedi şimdi başlıyor, bu çocuk var ya, çok güldürükçü ya…’’ Ayağıma basıp geçen tombul bir ablamın darbesiyle önüme döndüğümde; kocaman vücuduyla yanında sürükleyerek çıkardığı 6 yaşlarındaki çocukla kucağımdan geçme çabasında, kendimi koltuğa yapıştırdım. Yaklaşık 7-8 dakika sonrasında tekrar döndüklerinde birbirimizle daha fazla samimiyete gerek duymadan hızla bir arka koltuğa geçtim. Oyuna bunca emek vermiş, zaman ve para harcamış sevgili tiyatro emekçileri arkadaşlarıma mı yanayım, gecemin piç olmasına mı diye karmaşık bir duygulanım içinde oyunu bitirdim ve şöyle bir karara vardım; ‘’Bundan böyle, bedava davetiye dağıtılarak gidilen, halka hizmet adıyla şaklabanlık, disiplinsizlik ve görgüsüzlük içinde hazırlanan, salt göz boyamaya yarayan bu etkinliklerin hiç birine katılmayacağım…’’

 Yukarıda anlattığım bu örnekleri eminim hepiniz yaşadınız, bunları anlatmak ve örnekleri çoğaltmak sadece acımızı artırıyor ama mutlaka bir şeyler yapmak gerekiyor sevgili dostlar. Şunu söyleyebilirsiniz; canım, iyi niyetle belediyelerin yaptığı bu etkinliklerde seyircinin patavatsızlığını niçin belediyelere yüklüyorsun? O zaman bu yaşadığım örnekleri 5 TL’ye oyun izlediğim Devlet Tiyatrolarında niçin yaşamıyorum?.. Özellikle son 10 yıldır siyasi parti ayrımı gözetmeksizin bütün belediye başkanlarında şöyle bir hastalık başladı; ‘’Halka hizmet adıyla bedava tiyatro sergiletmek…’’ Geçmişte Adana Tiyatro Derneği yöneticileri olarak halen görevde olan Seyhan ve Çukurova belediye başkanlarıyla birebir görüşmemizde; ‘’olayın yanlış yöne gittiğini, illa da bir hizmet vermek istiyorlarsa Tiyatro’yu bedava değil de sembolik bir bedelle sunmaları gerektiğini ‘’ aktardık. Sayın her şeyi en iyi bilen başkanlarımız şöyle yanıt verdiler; ‘’Hayır, biz tiyatrodan para almayacağız, halka bir hizmet sunuyoruz’’. O zaman da şöyle bir talepte bulunduk; ‘’Bilet fiyatlarını 2-3 TL yapın ve gelirin tamamını da LÖSEV gibi bir kuruma aktarın, böylelikle hem tiyatroyu bedava yaparak ayaklar altına almamış olursunuz, hem halka hizmeti sürdürürsünüz hem de bir hayır görevi üstlenmiş olursunuz’’. Ne yazık ki, bu önerimize şu ana değin bir yanıt alabilmiş değiliz. 

 Tiyatronun bedava sunulmasında bir art niyet yok biliyorum ama; her 3 belediyede (Seyhan, Çukurova ve Büyükşehir) çalışan Tiyatro emekçilerinin % 80’inin taşeron firmalarda farklı kadrolarla ve asgari ücretle çalıştırıldığını biliyoruz. Kalan 8-10 arkadaşımızın da hangi ortamda çalıştırıldığını uzun uzadıya tartışmaya gerek yok. O zaman buradan haykırarak soruyorum Sn.Belediye Başkanlarına ; ‘’Popülist yaklaşımla benim sırtımdan halka bedava tiyatro sunarken, tiyatro çalışanı olarak benim maaşımı, sosyal haklarımı niçin düzenli ve yeterli ödemiyorsunuz.’’ Belediyelerin temel görevi halkına kaliteli ve ucuz hizmet sunmaktır, bedava değil. Belediye olarak hangi hizmeti bedava yapıyorsunuz da sıra tiyatroya geldi. Adana’da yaşayan bir vatandaş olarak daha ucuza su, temizlik ve ulaşım alamazken salt gösteri olsun diye bedava tiyatro ile mi oyumu alacaksınız? Ben bir Adana’lı olarak (hangi semtte olursa olsun) eğer gerçekten iyi sunulmuş ve bana ulaştırabilmiş bir etkinlik varsa 2-3 TL’yi verecek kadar da onurluyum merak etmeyin Sn.Başkanlarım.

 Genelde tüm sanat dallarını özelde tiyatroyu bedava sunmanın hem halka hem sanatın ve sanatçının kendisine hem de bunu sunan kurum olarak belediyelere ciddi bir katkısı olduğuna kesinlikle inanmıyorum. Bedava sunmanıza karşın niçin salonları dolduramıyorsunuz? Niçin düzenli bir oyun programınız yok ? Niçin özellikle ve sadece salon güldürüsü dediğimiz vodvil oyunlara yöneliyorsunuz? 

 Tüm belediye başkanlarına haykırarak sesleniyor ve bir kez daha rica ediyorum; ‘’Tiyatrolar sizin arka bahçeniz değil, vitrininiz olmalıdır. Daha kaliteli bir etkinlik için; insanca bir maaş, yeterli personel sayısı ve uygun fiyatlı bir biletle sunalım tüm etkinliklerimizi…’’

 




Sayı 14 (Mayıs - Haziran) 2013

Bu yazı 3843 defa okundu.