SANAT TARİHİNDEKİ DELİ DAHİLER SALVADOR DALİ

DaliEvet biliyorum, boyumdan büyük yazılara kalkışmışım. Salvador Dali’yi yazmak kolay değilmiş.

Saatlerce oturup bakıyorum resimlerine, yorumlayamıyorum. Düşler, sanrılar, fobiler ve anılarla içiçe geçmiş bir otobiyografi gibi her bir resim. Dali’yi anlamak kolay değilmiş. Tüm hayat hikâyesini satır satır okuyorum. Yazdığı günlükleri de. Bir megolamanla karşı karşıya olduğumu anlıyorum. Bu ne kibir diyorum. Dali’yi sevmek kolay değilmiş. 

 

“Diğer insanların Dali olmadıkları halde nasıl olup da yaşayabildiklerini anlayamıyorum” 
  

Salvador, 1904 yılında İspanya’nın bir kuzey kasabasında dünyaya geliyor. Bir sene önce menenjitten ölen abisinin ismini koyuyorlar ona da, “Salvador.” ve ikizi kadar benziyor ölen abisine. Yıllar sonra günlüğüne şöyle yazıyor; “Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken hâlâ onu seviyorlardı aslında”.

Ölen abinin yerini doldurduğu için çok özen gösteriliyor Salvador’a. Bir avukat olan babası, zengin, nüfuzlu ve dominant bir karakter. Aynı evin içinde anne, büyükanne, teyze ve çok sayıda hizmetkâr kadın tarafından bir dediği ikilenmiyor ve hatta sık sık histeri krizleri sergiliyor dikkatleri çekmek için Salvador. Böylece bir küçük despota dönüşüyor daha çocuk yaşlarında. 16 yaşına geldiğinde çok sevdiği annesi ölüyor. Defterine şöyle yazıyor aynı yıllarda; “ Bir dahi olacağım ve herkes bana hayran kalacak ”. Evet, dediğini yapıyor ve bir dahi oluyor. Herkesin hayran kaldığı ve aynı zamanda kendine hayran bir dahi. Olgunluk yaşlarında tuttuğu günlüğüne şöyle bir not düşüyor; “ Diğer insanların Dali olmadıkları halde nasıl olup da yaşayabildiklerini anlamakta zorluk çekiyorum”.

 

 

 

Byk_Mastrbatr1929

Madrid Sanat Akademisi Yılları

Liseden sonra evden ayrılarak, Madrid Sanat Akademisi’ne giriyor. Akademide aynı dönem öğrenci olan geleceğin ünlü şairi Lorca ile ve geleceğin yönetmeni Bunuel ile yakın arkadaş olması ve sürrealizm ile karşılaşması, daha sonraki yaşamını belirleyen dönüm noktaları oluyor Salvador için.

Akademinin ilk yıllarında, ev ortamınkinden çok daha farklı olarak Salvador sessiz, güvensiz ve utangaç. Kızlara hiç yaklaşmıyor. Feminen kıyafetleri ve uzun saçları var. Yakın arkadaşı Lorca ile, iki erkek arkadaştan çok daha yakın olmaları bazı söylentilere neden oluyor. Senelerce bu konuda suskun kalan Dali, ancak ölümüne yakın zamanda Lorca ile aralarında bir yakınlaşma olmuş olabileceğinin ipuçlarını verir.

 

Önce İzlenimci, Sonra Kübist ve Nihayet Sürrealist

Eriyen_Saatler1931

Akademi yıllarından sonra Salvador, hem Lorca’dan uzaklaşabilmek için, hem de sanat ufkunu genişletmek için yakın arkadaşı Bunuel’in ısrarı ile, onunla beraber Paris’e taşınıyor. Salvador’un Paris’te yaptığı ilk iş Picasso’yu ziyaret etmek oluyor ve şöyle diyor hayranı olduğu Picasso’ya; “ Louvre müzesine bile gitmeden sizi görmeye geldim”.

Gençlik döneminde yaptığı izlenimci resimlerden ve Picasso’dan etkilenerek kısa bir süre yaptığı kübik resimlerden sonra Salvador, sürreal resimler yapmaya başlıyor ve dünyaca ünlü olmasını sağlayan resim üslubunu bu dönemden sonra geliştiriyor.

İlerleyen yıllarda bir gazetecinin “Sürrealizm nedir?” sorusuna Dali “Sürrealizm benim” cevabını verir ve ekler; “ Sürrealistlerle benim aramdaki fark benim sürrealist olmamdır”.

 

Salvador ve Gala

Mae_West_yz1934

Salvador artık 25 yaşında. Paris’te resimleriyle ve sergileriyle adını duyurmaya başlıyor.

Paris’te tanıştığı ve arkadaş olduğu şair Paul Eluard’ı eşi Gala ile birlikte yaz tatili için İspanya’daki yazlık evine davet ediyor. Salvador ile Gala ilk kez birbirlerini burada görüyorlar.

Sanat anlayışı ve sanatsal yorumlarıyla Gala, o dönemin sürrealistleri tarafından sevilen ve değer verilen bir insan. Hatta yaratıcı, sanatsal bir etkinliği olmamasına rağmen grupta yer alan tek kişi.

Hâlâ bakir olan ve karşı cins konusunda kendine güveni olmayan Salvador, kendinden 10 yaş büyük olan ve cinsel konularda özgür düşünce ve davranışlara sahip olan Gala’dan etkileniyor. Gala ile tanıştığı 1929 yılında yaptığı “Büyük Mastürbatör” resmi, Salvador’un Gala’yla ilk karşılaşmasını ve kadının onu ne hale soktuğunu anlatıyor.

 

“Gala Olmadan, Ben Dali Olamazdım”

_Sava_sezgisi1936

 

Böyle diyor Dali ve ekliyor; “Kendime duyduğum güvensizlik noktasında, sıradan biri olmadığıma beni ikna etmesinden dolayı Gala’ya çok şey borçluyum”.

Dali’nin babası bu ilişkiyi onaylamıyor ve babası ile arasında uzun yıllar süren bir dargınlık yaşanıyor.

Gala, Dali için gerçek bir ilham perisi oluyor ve Dali dünyaca ünlü birçok eserini bu dönemden sonra vermeye başlıyor. Eriyen Saatler(1931), Mae West’in Yüzü(1934), İç Savaş Sezgisi(1936), Uyku(1937), Çarmıhtaki Aziz İsa(1950) Dali’nin olgunluk döneminin en önemli yapıtları arasında yerlerini alır.

Dali ve Gala beraberliği, ömür boyu sürüyor. 1982 yılında Gala’nın ölümünden sonra inzivaya çekilen Dali 1989 yılında hayata gözlerini kapatıyor. İsteği üzerine bedeni mumyalanarak İspanya-Figueras’ta Dali Müzesi'ne gömülüyor.

“Bir deli ile aramdaki tek fark, benim deli olmamamdır” diyor sanatçı. 1500 civarında resmi, iki sürreal filmi, birkaç kitabı ve sanatı kadar öne çıkan kişiliği ile Dali, sanat tarihine bir “Deli dahi”olarak damgasını vuruyor.

Bugün Dali’nin eserlerinin büyük çoğunluğu, Dali’nin mezarının da bulunduğu İspanya-Figueras’daki Dali Müzesi'nde bulunur. Florida’nın  St. Petersburg kentindeki Salvador Dali müzesi, Madrid’deki Reina Sofia müzesi ve Los Angeles’teki Salvador Dali Galerisi de sanatçının yüzlerce eserini barındırır.

Uyku1937

 




Sayı 13 (Mart - Nisan 2013)

Bu yazı 3270 defa okundu.