Orhan Kemal ve Sinema

Türk Sineması'nın 100. yılını kutladığımız bu yıl, Türk edebiyatının önemli kalemlerinden, hemşehrimiz Orhan Kemal'in de doğumunun 100. yılını da kutluyor olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 
Orhan Kemal'in eserlerini incelediğimiz zaman Adana'da kıraathanelerde tanıştığı işçilerin, yazarın sosyal uyanışına katkı sağladığını görürüz.  Ve bu uyanışın eserlerinin asıl kahramanlarını oluşturduğuna tanık oluruz.


Yaşadığı tanık olduğu küçük insanlar onun eserlerinde hep ön planda olmuştur. Bu sebeple çok kez eleştiri almıştır. Ama  her seferinde "ben hep ezilen insanlarla, hor görülen insanlarla beraber yaşadım, ben bilmem ki zengin insan nasıl davranır" diyerek kendini savunmuştur. 


Yazarımız fazlasıyla geçim sıkıntısı çekmiştir. Bu sebeple çırçır fabrikalarında işçilik, dokumacılık yapmıştır. Adana Milli Mensucat Fabrikası’nda muhasebe memurluğu ile ambar memurluğu yapmıştır. Bu fabrikada tanıdığı "Bekçi Murtaza", onun en bilinen kahramanlarından biri olmuştur. Bugün bile Milli Mensucat denildiği zaman akla Orhan Kemal ile birlikte "Bekçi Murtaza" gelmektedir.


Orhan Kemal'in Çukurova topraklarında başlayan serüveni; İstanbul'a gittiği zaman çekmiş olduğu maddi sıkıntıdan dolayı senaryo yazımına yönelmesini sağlamıştır. O dönemlerde edebiyatçılardan yararlanan yönetmenler için Orhan Kemal derya denizdir.
 
O'nun romanlarında yer alan Çukurova yaşamının zenginliği, sinemacıların tamda aradığı bir zenginliktir. Hal böyle olunca, Orhan Kemal kendisini yeni bir ekmek kapısı olan senaryo yazımında bulmuştur. 
 
Tabii ki burada da hakkını alamamıştır. Çünkü yaşadığı dönemin siyasi yapısından dolayı zaman zaman yasaklı listesinde yer almıştır.  Bu da senaryolarını yazdığı bir çok filmin künye kısmında isminin yazılmamasına neden olmuştur. Bu nedenle yazılı kaynaklarda sadece yedi filmde senarist olarak Orhan Kemal'in adının geçtiğini görürüz. 
 
Halbuki Orhan Kemal 300'e yakın senaryo yarattığını söylemiştir. Memduh Ün bir röportajında filmlerinin çoğunun diyaloglarını Orhan Kemal'e yazdırdığını söyler. Ama bunlar hangi filmlerdir, şuan için bir şey söyleyemiyoruz. Zaman içerisinde oğlu Işık Öğütçü'nün gayretleri ile bir çoğuna ulaşacağımızın düşüncesindeyim.

Hep beraber Orhan Kemal filmlerini hatırlayalım ne dersiniz?
 

Suçlu

Orhan Kemal eserinden uyarlanan ilk film olma özelliği taşımaktadır. Yönetmenliğini, Atıf Yılmaz'ın yaptığı film, sansüre takılıp bir çok bölümü makaslanmıştır. 

Atıf Yılmaz bu filmde, büyük kentin varoşlarında yaşayan alkol tutkunu tahsildarın, genç karısının, küçük oğlunun öyküsünü sokak çocuklarının üzerinden irdeler (1960). Senaryoyu Atıf Yılmaz’la Halit Refiğ birlikte yazarlar. 
 

Avare Mustafa / Zilli Nazife / Devlet Kuşu


1961 yılında yazarın "Devlet Kuşu" eserinden "Avare Mustafa" filmi Memduh Ün tarafından beyaz perdeye aktarılır.  1967 yılında ise Orhan Kemal'in yine aynı eserinden Memduh Ün, bu sefer Zilli Nazife'yi çeker. 
 
Avare Mustafa ile Zilli Nazife filmleri ile ilgili Memduh Ün bir röportajında;
 
"Ben bu kitabı bir de Orhan Kemal ile hiç görüşmeden erkeği kadın yaparak çektim; Zilli Nazife. Avare Mustafa’nın da üç tane arkadaşı var. Zilli Nazife’nin de üç tane arkadaşı var. Avare Mustafa’da erkeği zengin kıza peşkeş çekiyorlar, bunda da Nazife’yi zengin erkeğe peşkeş çekiyorlar.”  der. 

Bu eserden daha da faydalanmak isteyen Memduh Ün, 1980 yılında Türk Sineması'nın Şaban karakteri olan bilinen Kemal Sunal'ı oynatarak filmi bir kez daha beyaz perdeye yansıtır.
 

Üç Tekerlekli Bisiklet
 

Orhan Kemal'in "Kaçak" adlı eseri Memduh Ün’e "Üç Tekerlekli Bisiklet" (1962) için kaynak olur.  Cinayetle aranan kaçak genç, çamaşırcı Hacer ve küçük oğlunun ilişkilerini anlatır. Yönetmen, Kaçak’ı 1982’de yeniden çeker, öykü sömürgeci Ağa–genç Habip–çamaşırcı Hacer–oğlu Mehmet arasında gelişir. Oğlu Nazım Öğütçü ile bir sohbetimiz sırasında Orhan Kemal'in bu eseri çok beğendiğini öğrendiğimi sizlerle paylaşmak isterim.


Gurbet Kuşları

Orhan Kemal, Gurbet Kuşları’nın (1964) diyaloglarını Halit Refiğ’le birlikte yazar. Filmin ilk yarısı Turgut Özakman’ın "Ocak" adlı yapıtından ikinci bölümüyse yazarın "Gurbet Kuşları" romanından uyarlanmıştır. 
 

Murtaza

Bu film Orhan Kemal'in Murtaza adlı eserinden yola çıkılarak 1964 yılında Tunç Başaran ve Orhan Kemal ortaklığıyla senaryolaştırılmıştır. Filmin yönetmenliğini Tunç Başaran üstlenmiştir. Aynı eserden 1986 yılında senaryosunu Işıl Özgentürk'ün yazdığı ve Ali Özgentürk'ün yönettiği "Bekçi" filmi üretilmiştir.

Bir fabrikada bekçilik yaparak yaşamını kazanan Murtaza, üstlerinin söylediklerinin dışına asla çıkmaz, görev tutkusu onu giderek çevresinden koparır, kendine ve yaşananlara giderek yabancılaştırır.
 

El Kızı

Bu filmde, dar gelirli bir yaşam sürerek kendi toplumsal konumundan geriye itilmiş bir kadının mutsuz evliliğini anlatır. Nejat Saydam, El Kızı’ında (1966) boşandıktan sonra kötü yola düşen bir kadınla yıllardır ayrı düştüğü oğlunun öykülerini işler. Bu filmde Türkan Şoray, Ekrem Bora, Cahide Sonku ve Sadettin Erbil oynamaktadır. 


Vukuat Var

Yazarımızın eserlerini incelediğimiz zaman , toprak emekçilerinin sorunlarını “Çukurova” ile sembolleştirdiğini görürüz.  Vukuat Var (Hanımın Çiftliği I), Hanımın Çiftliği II ve Kaçak adlı birbirinin devamı olan romanlar; Çukurova’daki tarım ve fabrika insanlarının dünyasını anlatan seri romanlardır.

Kaçak filmi, romanın olay örgüsüne sadık kalacak şekilde sinemaya uyarlanmıştır. Hanımın çiftliği roman serisinin üçüncü ve son kitabı olarak kaleme alınan Kaçak’ta dönemin işçi-toprak sahibi ilişkileri, köylünün toprak sahiplerinin haksızlıkları karşısındaki çaresizlik ve bilinçsizliği verilir.


Sokaklardan Bir Kız

Yazarın aynı romanından uyarlanan filmin senaristliğini ve yönetmenliğini Nejat Saydam yapmıştır. Bu filmde talihsizliklerin  yakasını bırakmayan bir kızın yaşam mücadelesi anlatılmaktadır. 
 

Bereketli Topraklar Üzerinde

Bereketli Topraklar Üzerinde romanı üç köylünün yoksulluktan kurtulmak için Çukurova’da fabrika ve tarım işçisi olarak çalışmak için göç etmelerini ve orada katlanılan güçlükleri, yalın ve açık bir dille anlatır.
 

72. Koğuş

72. Koğuş filmi iki kez beyaz perdeye aktarılmıştır. Filmin en can alıcı bölümü Kaptan’ın donarak öldüğü sahnedir. Bu sahnenin  72. Koğuş’un yazıldığı gece arasında ilginç bir ilişki vardır.  72. Koğuş’u ele alırken yazarın hikâyeyi sonlandırdığı geceyi Orhan Kemal’in ağzından şöyle aktarır;

 
“Mangal yok, soba yok evimde. O gün eski gaz ocağına
yarım kilo mu bir kilo mu ne gazyağı doldurmuştum. Geçtim
iç odaya. İç oda büsbütün soğuk, buzdolabı sanki. Avuçlarımı
hohlayarak başlıyorum işe. Neye? Günlerdir kafamda
dolaşan 72. Koğuş hikâyesine… Daktilo filan yok. Eski yazım
var ya. İşin tersliğine bak, daha hızlı yazıyorum bu harflerle.
Kendimi işe kaptırdığımı hatırlıyorum. Bir de kendime
geliyorum ki, oh oh sabah olmuş. Ama hikâye de bitmiş…
Attığım taş, istediğim kuşu vurmuştu… Kara, fırtınaya,
soğuğa karşı ayaklı bir türkü, bir aşk türküsü gibi pırıl
pırıldım. Keyiften dört köşe…”


Eskici ve Oğulları

Eskici ve Oğulları Çukurova’nın anlatıldığı roman dizisinin bir halkasıdır. Adana bölgesinde değişen ekonomik koşulların küçük zanaat grubu üzerindeki ezici etkisini ele alır.


Tersine Dünya

Tersine Dünya, kadın ile erkek kimliklerinin tersine döndüğü bir eserdir.  Bu eserde kadınların kabadayı olduğuna, erkeklerin ise evlenmek üzere evden kaçırıldığına şahit olursunuz. Hatta kadınların eve ekmek getirdiğini, kısacası tüm rollerin tersine döndüğü hayatı konu alan komedi türünde bir filmdir.  

Sinema'nın yüzüncü yılında sinemaya olan katkısından dolayı hemşehrimiz Orhan Kemal'in Abidin Dino Sanat Parkı'ında yer alan heykelinin önünde onu saygı ile anarak küratörlüğünü bendenizin üstlendiği Orhan Kemal ve Sinema sergisini hazırladık. 

Orhan Kemal'i ölümsüzleştirmek adına oğlu Işık Öğütçü'nün temennisi ile yazımı bitirmek istiyorum: 

"Adana'da yeni kurulacak yada var olan bir üniversiteye Orhan Kemal isminin verilmesi…"
 



Sayı 23 (Kasım - Aralık 2014)

Bu yazı 4701 defa okundu.