Küreselleşme Bizi Tek Kültürlü Bir Dünyaya mı Götürüyor?


Kültür, ait olduğu topluluğun üyelerinde ortak duyuş, düşünüş ve davranış kalıpları oluşturarak, topluluğun bir arada kalmasında önemli bir rol oynayan, içerdiği kurallar sayesinde insanları belirli, tutarlı, ayırt edici ve karakteristik tarzlarda düşünme ve davranmaya yönelten kavramlar bütünlüğüdür.

Modernist kuramcıların görüşlerine göre, toplumların kentleşme ve sanayileşme düzeyleri arttıkça dil, din, ırk ve kültür gibi edinilmiş kimlikler modern endüstri düzeninin getireceği tek tipleştirme etkisi altında giderek yok olacaklardır. Günümüzde gidişat hızlı bir biçimde modernist kuramcıların görüşünü desteklemektedir.


Kültür Nedir?

Tüm kültürler de insanlar kendilerine özgü inanışlarını, gelenek, görenek, törelerini, sanatlarını da beraberlerinde getirmişlerdir. Bunlardan bazıları aynen saklanmış, bazıları kaybolmuş veya değişikliğe uğramış veya bazıları da birlikte yaşadıkları diğer kültürlerden kendilerine yeni ve farklı kültürel özellik olarak yansımıştır. Yaşayan bir kültür, toplumların bugünkü gereksinimini karşılayan bir sosyal kurumdur. Kültürleşme denilen evrensel süreçte kültür varlıkları, yeniyi alarak değişir, gelişir. Kültür; yaşanan, yaşatan ve yaşayan varlık olarak geçmişten geleceğe sürekliliktir. Kültür toplumsaldır. Kişi, içinde yaşadığı toplumun kültüründen soyutlanamaz. Kültür tarihseldir, uzun bir zaman ve yaşam dilimi içinde olgunlaşır. Kültür bir yaşam biçimi, bir toplumsal davranıştır. Bu kültürün oluşmasında tarihi ve kültürel mirasın önemli bir rolü vardır. Kültür, ait olduğu topluluğun üyelerinde ortak duyuş, düşünüş ve davranış kalıpları oluşturarak, topluluğun bir arada kalmasında önemli bir rol oynayan, içerdiği kurallar sayesinde insanları belirli, tutarlı, ayırt edici ve karakteristik tarzlarda düşünme ve davranmaya yönelten kavramlar bütünlüğüdür. Kültür, insanların günlük yaşamlarıyla derin bir biçimde ilişkili değerler ve geleneklerin bir toplamıdır. Kültür, bireye kendini var etme imkânı sunar. Bu da herhangi bir insanın toplum içinde bir varlık olarak tutulmasını yani toplumun var olmasını sağlar. Bu açıdan bakıldığında kültür, belirli bir yerde yaşayan toplumların bu birliktelikleri içinde tarihsel olarak geliştirdikleri tikel toplumsallık tarzları, başka bir ifadeyle, geçim örüntüleri, toplumsal örgütleniş, siyasal yapıları, dinsel yaşam tarzları ve simge-anlamlandırma sistemleridir.

Genel olarak halk kültürü, geleneksel yaşamı sürdüren toplulukların yüzyıllar boyunca kendi dil, kültür ve beğenileriyle oluşturup yaşattıkları kültürün ortak adıdır. Bu kültür halkın duygu, düşünce ve beğenisiyle yüzyıllardır süzülerek günümüze gelmiş, toplum, insan ve doğa gerçeğiyle şekillenmiştir. Halk kültürü özü gereği statik değil dinamiktir. Kültür de doğası gereği değişkendir. Gelenek, zaman boyutunda bir başka geleneğe ve geleceğe ulaşacaktır. Halk kültürü ancak böylelikle canlılığını koruyacaktır.

Sosyal yapı, ait olduğu toplumun kültür öğeleriyle şekillenir. Sosyal yapı bir değerler ve kurumlar bölümünün meydana getirdiği, gelişme özelliği gösteren, kişileri ortak noktada birleştiren bir sosyal yaşama biçimidir. Toplumlar gelenek adı verilen kalıp davranış, ortak düşünce ve anlayış sistemleriyle oluşmuş ve varlıklarını sürdürmüşlerdir. Ancak dünya ve ülkemiz hızlı bir kültürel değişim ve gelişim süreci yaşamaktadır. Bunda kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmaya başlaması sonucunda teknoloji sözlü geleneğin yerini almaya başlamıştır. Teknoloji, bir taraftan geleneği yayan gezginci kültür taşıyıcılarının yerini alarak geleneğin dar çerçevelerde sıkışıp kalmasını önleyerek yayılmasını sağlarken bir taraftan da tüm bunların yerini alacak tek kültürlü bir dünyayı bize dayatmaktadır.


Küreselleşme ve Kültür

Yeni kültürleşme ve toprağa bağlı ekonomiden sanayi toplumuna geçiş sürecinde yöre insanının değişim ve gelişim karşısında sosyo-ekonomik durumu da değişmiştir. Büyük şehirlere göçler nedeniyle çeşitli kültürler taşınmıştır. Köy kültür çevresiyle şehir kültür çevresi iç içe yaşamaya başlamıştır. Büyük şehirlerde şehir merkeziyle kenar semtler arasında iki ayrı kültür yaşamaktadır. Göçle gelenler kentlileşme sürecini yaşamaktadırlar. Büyük şehirlerde tarım öncesi toplulukların ritüele dayalı düşünce yapısı ile sanayi toplumlarının laik düşünce yapısını iç içe bulabiliriz. Toplumlar arası haberleşme olanaklarının çok sınırlı olduğu dönemlerde kültürler ve uygarlıklar arası ilişkiler dar alanda kalmıştır. Genellikle komşu kültürlerin birbirini etkilediği dönemlerin aksine günümüzde coğrafi bakımdan çok uzaktaki kültürler bile hızlı bir etkileşim içindedir. Halk kültürü sözlü, yazılı kültür ortamlarının yanı sıra elektronik kültür ortamlarında yayılır hale gelmiştir.

Sanayileşme ve iletişim toplumları etkilemiş, hızlı kültürel değişim ve gelişime neden olmuş, yaşama biçiminin değişmesinin yanı sıra, bir kültür şokuyla karşı karşıya bırakmıştır. Dünya küreselleşme sürecine girmiştir. Küreselleşmeye karşı konulamadığı için farklı kültürlerden insanları bir araya getirecek ortak bir paydaya doğru gidiş başlamıştır. Bu halk kültürleri için önemli bir tehlike olup, bu anlamda tehlike çanları çalmaya başlamıştır. Dünyanın her toplumundaki bireyler kendi özgün kültürlerinde bulamadıkları ve göremedikleri birey olma keyfini dünya kültüründe bulmakta ve kendilerini bu kültürle özdeşleştirmektedirler. Böylece dünya tek bir kültüre doğru gitmektedir.

Ülkemizde kültürel değişim gereği yaşama biçiminin değişmesi pek çok eski gelenek ve görenekleri de değişime uğratmaktadır. Yakın bir gelecekte farklı yörelerimizde otantik geleneksel nitelikleriyle üretilmekte olan halk kültürü ürünlerini, bunlara bağlı inanç, davranış ve değer yargılarının değişmesiyle bulacağız. Ne yazık ki bu değişim siyasetin ve siyasetçilerin olumsuz yönlendirmesiyle doğru ve iyi bir yönde olmamaktadır.

Önümüzdeki küreselleşme süreci ve bunun getireceği tekkültürlülük tüm kültürler açısından ciddi bir tehlike olup, bu durum kötü yönetilen siyasi ve dini politikalarla da birleşince tek tip bir kültüre doğru gitmek kaçınılmaz olmaktadır. Gelecek süreç kültürlerin küreselleşmeye karşı mücadelesiyle geçecektir. Büyük ihtimalle de bundan dünya kültürleri yine galip çıkacaktır.  




Sayı 28 (Eylül - Ekim 2015)

Bu yazı 1580 defa okundu.