İnsanlar, Ulaşım ve Adana

Yollar… Dolmuşlar… Otoparklar… Metro… ve İnsanlar…

Belediye… Plancılar… Üniversite… ve Adana...

Sorunların kaynağına inmeden metro, yeni yolların açılması, taşıma araçlarının sayısı gibi geçici çözümleri konuşmak yararlı olmayabilir

Bugün üniversite sınavının yapıldığı gün…
Günlerden pazar olmasına rağmen eşim trafik nedeniyle kaygılı… Oğlumuz sınava Çukurova Üniversitesi’nde girecek, eşim otomobil trafiğinin sıkışabileceği endişesiyle, 2 saat önceden yola çıkmamız için ısrar ediyor. İkimiz de işe Cumhuriyet Caddesi’ni kullanarak gittiğimizden ağzımız yanık biraz…
Buna rağmen karşılaştığımız manzara endişelerimiz kadar değildi. Yollar beklediğimiz kadar tıkanmadı ama yine de sıkışıklık yaşamadık, diyemeyiz.
Kentimizde ulaşım sorununun şikâyet konusu olmasını son zamanlarda sık duymaya başladık. Bu şikâyetlerin metronun yolcu taşımaya başladığı bir sırada, D400 diye bilinen karayolunda trafiği rahatlatacağı düşünülen alt geçitlerin yapıldığı zamanda, yeni alternatif yol ve kavşaklar için kentimize kredilerin gelmesi düşünülürken olması da ironik olsa gerek…
Kent Konseyi de ulaşımın çözülmesi gereken bir sorun olduğunu düşünüyor ki, 31 Mart’ta konuyla ilgili bir istişare toplantısına karar verdi. Durum böyle olunca biz de dergi olarak ilgisiz kalamazdık, görev bilip konuyu ilgililerle tartıştık.

Büyükşehir Ne Düşünüyor?

Tabii ki konunun birinci derece muhataplarından biri Büyükşehir Belediyesi…
Sayın Zihni Aldırmaz’ın sorumlu koltuğa oturmadan da konuyla ilgili farklı projelerinin olduğunu bilmemiz, bizi Büyükşehir’in en büyük makamına taşıdı ve sorduk… Ama o, bizim geçici çözümler ile ilgili gibi görünen sorularımızdan önce, kalıcı çözümünü aktarmayı yeğledi:
“Sorunun kaynağını tam bilmeden, metro ya da yeni yolların açılması veya taşıma araçlarının şeklinin, sayısının değiştirilmesi gibi geçici çözümleri konuşmak yararlı olmayabilir. Önce sorunun kaynağını ve köklü çözümleri tartışmalıyız, yoksa ‘sorunu nasıl çözeriz’den ziyade, sorunu hafifletecek tedbirlerle oyalanırız. Hafifletecek tedbirleri almak önemli ama esas olan köklü çözümler önermektir” Başkan Vekilimiz böyle deyince biz de sorunun kaynağına yöneldik, önce kendisine sonra da Şehir Plancıları’na sorduk…

Sorunun Kaynağı Nedir?

Zihni Aldırmaz: “Adana, yeri ve ismi değişmemek kaydıyla dünyanın en eski şehirlerinden biri. Dolayısıyla şehrin içinde kalmış tarihi bir dokusu var. Ancak tüm resmi ve özel kuruluşlar, bankalar, işyerleri bu dokunun içinde. Adana, nüfusunun yüzde 75’i kentte yaşayan, önemli bir metropol. Öğretmen, memur ve öğrenci sayısı 500 bin...
Nüfus ve konut stokunu yeni bölgelerdeki yerleşim alanlarına götürmüşüz; ancak bu yerleşim alanlarına o nüfusun yararlanabileceği resmi kurumları, cazibe merkezlerini ve eğitim kurumlarını götürmemişiz.

Şehrin yapılan planlarla kuzeye taşınması doğru; ama konutlarla birlikte devlet daireleri, hastaneler, okullar, bankalar, alışveriş alanları yeni yerleşim bölgesine taşınamamış. Dolayısıyla her gün Adanalılar evlerinden işlerine giderken gereksiz bir şekilde yer değiştiriyorlar. Beş ilçe olmamıza rağmen hâlâ tek bir merkez olan Seyhan’a doğru geliyorlar. Eski doku olması nedeniyle buralarda zaten caddeler çok geniş değil; böylece çok sayıda araç, dolmuş, servis aracı trafiği zorlaştırıyor.”

Konutlar Başka Yerde… Ticaret Başka…

Şehir Planlamacılar Odası’nın bir önceki başkanı ve kent konseyi yürütme kurulu üyesi Cüneyt Erginkaya’nın da konuyla ilgili olarak söyledikleri şöyle:
“Bu kentin en büyük sorunu bu kentin tekilliğinde yatıyor. Adana içinde Seyhan bir kuyruklu yıldız gibi; yıldız merkezde, kuyruklar, yani konutlar kuzeyde... Ticaret merkezleri, resmi kurumlar, okullar, finansman merkezleri Küçük Saat ve civarında… Yeni Adana’da böyle şeyler var mı? Yok… Burası tamamen konut... Dolayısıyla bu yüzden her gün sabah ve akşam büyük bir trafik yoğunluğu yaşanıyor.”

Sorun Belli… Ya Çözüm?

Çözüm için Aldırmaz kararlı: “Hâlbuki şehircilik esaslarına göre insanların yürüyerek işlerine gitmesi gerekiyor. Bunu sağlayamayınca ortaya ‘acaba yeni bir yol mu açalım, alt-üst geçit mi yapalım’ gibi arayışlar çıkıyor. Hâlbuki asıl arayışımız, insanların ihtiyaçlarını yanına götürmek şeklinde olmalı. Bence hastalık, eski tarihi dokunun olduğu yerde resmi kurumların, cazibe merkezlerinin olmasında… Oysaki konutlar başka yerde… Yani nüfus başka yerde yaşıyor, iş merkezleri başka yerde kümeleniyor. O zaman bu nüfusla ve cazibe merkezlerini birleştirmek lazım. Adana 5 ilçeye ayrılmış; ama sanki tek bir ilçe... Resmi kurumların hepsi Seyhan’da... Dolayısıyla valilik ve ilçe belediyeleri ile birlikte, tüm resmi kurumları nüfusun yoğun olduğu yerlere taşıyabilirsek kent içi günlük dolaşım azalır

Ya Metro?

Sayın Zihni Aldırmaz’a Metro’yu da sorduk…
“Metro belirli zamanda, belirli kişi taşıyan, belirli ölçüleri olan bir araç… Kentin imar planı gerçekleşmeden metronun planlanması yanlış. Yoksa metroyu kurup nüfusu başka yerde planlama tehlikesi var. Böyle olursa metro ihtiyaca cevap vermez. Şu an Adana’da metro başlamış ve bir yere gelmiş, burası için yapacak bir şey yok. Ancak 2. etabında daha doğru planlanma yapılması lazım. Mesela TOKİ’nin yapılaştığı yerlere, üniversiteye gitmeli...”

Metronun Üniversiteye Gitmesi Konusunda Rektörle Hemfikir Misiniz?

“Üniversitemizin rektörü Sayın Alper Akınoğlu Bey ile asgari müşterekte birleştik. Biz metronun üniversitede yapılan kongre merkezinden de geçmesini istiyorduk, onların ise Mithat Özsan Bulvarı’na paralel geçmesi ile ilgili talepleri vardı. Ortak noktaya geldik. Bir eğitim kurumuyla fikir tartışması yaparız ama asla kavga etmeyiz. Bu doğru değil.”

Rektör Ne Diyor?

Metro ile ilgili Rektör Alper Akınoğlu’nun söyledikleri şöyle:
“Üniversite için ulaşım çok önemli… Toplu taşıma daha da önemli. Çukurova Üniversitesinde 35 bin öğrenci var. Çalışanla birlikte 50 bin civarı. Ayrıca hastaneye gelip gidenler de var… Dolayısıyla herkesin araba ile değil, toplu taşıma ile gelmesi zaman ve ekonomi açısından önemli. Nüfusun çok yoğun olduğu yerlerde metro ulaşımı rahatlatır.”
Öyleyse üniversiteye metronun gelmesine itiraz etmiyorsunuz?
“Biz metroya değil, Yüreğir’den gelecek güzergâha karşı çıkıyoruz. Çukurova Üniversitesi’ne baktığımızda öğrenciler 35 bin civarında. 20 bini kampüste, diğeri merkez ilçelerde yaşıyor. Yoğun oturulan yerler Beyazevler, Barajyolu ve Turgut Özal… Beyazevler civarını üniversiteye bağlayacak ve otobanın kuzeyinden, barajın güneyinden geçecek bir metro güzergâhı olsa bizim için ideal olur.
Yeni bir köprü yapılması ve oradan da metro güzergâhının geçirilmesi, öğrencilerimizin oturduğu bölgeleri bize bağlar. Ancak şu an Yüreğir’de sonlanmış olan metronun devamı bize gelirse, personel ve öğrencilerimiz tüm şehri dolaşarak gelecek ve 40-45 dakika yolculuk edecek. Hâlbuki şimdi baraj seti üzerinden 10-15 dakikada geliyorlar. Biz, önerilen güzergâhın, oturulan bölgelere uygun olmadığını söylüyoruz. Yoksa metroya karşı değiliz.”


Ortalıkta Beton Yığınları Olmamalı!

Karşı olduklarınız sadece bu kadar mı? “Şu anki metro hiçbir yerden gelmiyor; ucu hiç bir yere gitmiyor… Bizim bu projenin doğruluğundan endişelerimiz var. Metronun yer altından geçmesi gerekli. Gürültü ve görüntü kirliliği olmamalı. Ancak Adana Metrosu’nda bu var. Ortalıktaki beton yığınları çok kötü… Metronun beton viyadüklerle geçmesi yerine yeraltından geçmesi düşünülmeli; en azından hemzemin olmalı… Gürültü kirliliği de önemli... Hastaneler ve okullar hassas yerler… Bunlar önemsenmeli… Biz metroyu istemiyor değiliz ancak çözümü bilimsel olmalı. Ama bazı kurumlar konuyu tartışmak istemiyor. Dünyanın ileri ülkelerinden New York’un, Londra’nın metrolarını yapanları buraya çağırıp proje isteyebiliriz. Ulaşım projeleri şehircilik uzmanları ile ortak yapılmalı. Dünyaca ünlü şehircilik uzmanları ile yapılmalı bu işler... Kendi içimizde tartışarak bir şey yapamayız. Basit değil 100-200 yıl kullanılacak bu metro...”
“Şehircilik uzmanı” denilince biz de bir bilene sorduk… Cüneyt Erginkaya da cevap verdi:
Sayın Rektörümüz “Benim öğrencilerim Beyazevler ve civarında oturuyor. Hâlbuki metro Yüreğir’den gelecek” diyor ne dersiniz?

Öğrenciler Toplu Taşımanın Bulunduğu Yere Öbeklenirler

“Şimdi Sayın Rektörün haklı gibi göründüğü noktalar var. Beyazevler’de 2 kız yurdu var. Karafatma Caddesi’nde de çok öğrenci var. Baraj Yolu ile alttan geçen otoyolun köşesindeki Duygu Kafe çevresinde de çok öğrenci var. Ama niye?
Çünkü buralar, bugün ulaşımın sağlandığı otobüs duraklarına en yakın yerler. Haliyle öğrenciler toplu taşımanın bulunduğu yerlerdeki evlerde öbeklenmişler. Bu dünyada ve Türkiye’de her halükarda böyledir. Metro nedeniyle toplu taşıma güzergâhı Yüreğir’e kayarsa, öğrenci konut alanları da Yüreğir lehine değişecektir. Böylece Yüreğir’in makûs talihini de değiştirmiş olursunuz. Ayrıca büyük bir yatırımın yanlış olan bir kısmını belki kurtarabilirsiniz. Metro üniversiteye girerse topraklar parçalanır, demekle olmaz.
Bakın, araç yolları insanları çeken bir mıknatıs demektir... Çünkü her yerden yaya olarak ulaşabilir, otoya inip binersiniz. Ama tramvay veya hafif raylı sistem böyle değildir. Duraklar dışında araç durmaz. Dolayısıyla hat boyu konut gelişimi yollardaki gibi değildir. Dolayısı ile endişeleri gidermek “hayır” demekle olmaz, bunu projeler üzerinde karşılıklı tartışarak çözmemiz gerekli. Bu basit işi “dünyadaki uzmanlara danışalım” demek, kendi uzmanlarımıza güvensizlik duymak değil midir? Bursa’da Konya’da veya Eskişehir’de çalışan raylı sistemleri dünyaya mı sordular? Hayır, gerek yok ki!
Ancak, Sayın Rektörümüz istiyorsa bu uzmanlar kimse, kendisi çağırsın görüşsün; isterse de proje hazırlatsın, teklif olarak belediyeye sunsun. Zararı olmaz, katkısı olur. Kimse kusura bakmasın, o zaman sorarlar: Türkiye’de bu konuda üniversite eğitimleri yetersiz mi?
Üniversite ve Adana hiç kimsenin özel oyun alanı değil. Birbirimize karşı haklarımız ve sorumluklarımız var. Üniversitenin yaklaşık 50.000 kişilik büyük potansiyelini kent lehine kullanmak lazım, otobüsler artık yeterli gelmiyor. Ben oraya gidip geldiğimde öğrencilerin otomobillere el kaldırıp otostop yaptığını görüyorum...”
Sonuç olarak, bu kentin yaklaşık 50.000 kişilik çalışan ve okuyan kesimi sürekli hareket halinde ise kamu ulaşım sistemi buna duyarsız kalamaz, kalmamalıdır.

Metro Bakanlığa Devrediliyor

Bu arada Ulaştırma Bakanı M.Habib Soluk, çıkan yeni kanunla belediyelerin talebi ile birlikte metroların Bakanlık bünyesine alınabileceğini hatırlatarak, Adana Hafif Raylı Taşıma (Metro) Sistemi’nin de Bakanlıkça işletilebileceği bilgisini verdi. Metronun Bakanlıkça işletilmesi, Büyükşehir sınırları içinde olmasa dahi Adana’nın Karataş, Mersin, İskenderun gibi merkezlere raylı sistem ile bağlanmasına daha kolay olanak sağlayabilir.

Büyük Metropol Çukurova

Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Aldırmaz da, Adana’nın Karataş, Tuzla ve Yumurtalık’a metro ve/veya karayolu ile bağlanmasını, Akdeniz’de tek bakir kalan 160 km.lik sahilin turizme ve sanayiye açılması açısından önemli buluyor. Ayrıca Mersin - Tarsus - Adana - Osmaniye – İskenderun - Hatay hattının birleşmesi ile merkezinin Adana olacağı, büyük bir “Çukurova Metropolü” olgusuna işaret ediyor.
Aldırmaz, karayolu ile bağlı olan bu hat, hızlı trenle de bağlanırsa Türkiye’de ikinci bir İstanbul’un oluşacağına inanıyor. Bu konuda belediyenin önemli rolüne değiniyor.
Cüneyt Erginkaya da bu konuda Aldırmaz ile hemfikir. Çukurova’nın bir ucunun İskenderun, diğer ucunun Mersin’de biten bir hilal gibi olduğunu ve Adana’nın bu hilalin yıldızı olarak ortada yer aldığını işaret ediyor ve tarih içerisinde de hep böyle olmuştur, diyor.
Adana’nın bu konumu fiilen birleşen Adana - Tarsus - Mersin hattının öncelikle yeni banliyö hatları ile desteklendiği takdirde Çukurova Metropolü olgusunu hızlandıracağını söylüyor. Çok yakında yapılacak ekonomik yatırımların da zorlaması ile Yumurtalık - Ceyhan aksının yeni karayolu ve tren hatları ile Adana Organize Sanayi Bölgesine bağlanması halinde, bu oluşumun doğuya doğru hızla yayılacağına inanıyor.
Kültür Tramvayı

A.A: “Kültür Travmayı ve Kültür Yolu” diye bir şey konuşuluyor Adana’da… Ulu Cami’den başlayan, Kız Lisesi, Taşköprü, Adliye önü, Kuruköprü, Yağ Cami, Saat Kulesi şeklinde ring sefer yapan bir tramvay bu... Taşköprü’yü ve Adana’nın tarihi dokusunu canlandırmaya yönelik bir çalışma...
Ve bir de Taşköprü’nün trafiğe açılıp açılmaması ile ilgili neler söylersiniz?
Z.A: Ben Taşköprü’nün trafiğe açılmasına karşıyım, zaten malzeme ve doku olarak da fonksiyon olarak da yanlış. Aksine, tarihi dokuların iyileştirilmesi, Kale Kapısı’nın doğru yere yapılması gibi projelerimiz de var. Hatta, Seyhan Caddesinin ortasında refüj olan bir bulvar olması bile bana göre yanlış. Bulvar mantığı tarihi doku ile nehri birbirinden ayırıyor. Taşköprü’yü Tepebağ’dan ayırıyor, tarihi dokuyu da bölüyor...
Dediğiniz ring güzergâhta dönecek tramvay ya da o mantıkla çalışan bir araç, diğer araç trafiğinden arındırılarak ücretsiz çalışmalı. Bahsettiğiniz güzergâha ağır vasıtalar, kamyon, otobüs ve dolmuşlar hiç girmemeli... İnsanlar 5 Ocak Meydanı’nda kendisini mahalleden getiren araçtan inip, ücretsiz olarak bu tramvaya binmeli. Böylece Tarihi Adana kaldırımları geniş olan, tarihi kimliğe uygun bir yapılanma içinde olacak. Göç bizim zenginlimiz, bankada en fazla mevduatı olan bizim şehrimiz. Göçten dolayı iş gücü kapasitemiz var ama ekonomiye dönüşmüyor. İncelediğimde işveren ile halkın arasındaki mesafeyi yerel yönetimler kapatmadığı zaman, onlarla bütünleşmeyi sağlamadığı zaman, sermaye korkuyor ve saklanarak yeni iş imkânları yaratmıyor. Bu durumu sanatla, sporla birlik ve beraberlik içerisinde aşacağımıza inanıyorum.

3500 Servis Aracı Ve Eğitim

Zihni Aldırmaz: “Adana’da 3500 civarında servis aracı var. Yani dolmuş ve otobüs sayısının 2 katından fazla. Bunların birçoğu eğitim kurumlarına hizmet eden servis araçları. Öğrencileri evlerinin bulunduğu, yaşadığı yerde okutamıyoruz, demektir bu! İşte o zaman trafik kargaşası çıkıyor. İnceliyorsunuz planlamada ve nüfusun olduğu yerde yeteri kadar okul yok, bir başka yerde ise fazla okul var. Bu bir planlama hatasıdır. Bazı yerlerde yarım gün eğitim, bazı yerler de ise tam gün eğitim...
Kaliteli planlama ve yapılanma gerekli. Biz bunu gidermeye çalışıyoruz, bunu giderebilirsek otobüslerin yarısı, dolmuşların yarısı kalkar. Bugün dolmuşlarda, otobüslerde cazip görünen hatlar resmi kurumların yeri değiştikten sonra cazip olmaktan çıkacak. Bu konuda Sn. Valimiz ile çalışıyoruz.

Karataş Ve Metro…

Konumuz Metro olunca Karataş’tan da bir ses geldi… Yetkili bir ses… Belediye Başkan Vekili şöyle söylüyor:
“Artık Karataş Adana’nın bir parçası gibi… Hatta eski yönetimler istememiş, ama biz, ilçemizin Büyükşehir’e bağlanmasını yeniden tartışmaya açmak istiyoruz.“
Yüreğir’e kadar gelen metronun Karataş’la bütünleşmesi gerekliliğinden söz ediyor.
“Coğrafyamız buna çok müsait. Aşılmayacak bir sıkıntı değil. Yöre halkı metronun Karataş’a gelmesine çok sıcak bakıyor. Böyle olursa, Adanalılar cumartesi-Pazar günleri Mersine gitmek yerine Karataş’a gelecekler... Karataş’ın denizinden, kumundan faydalanacaklar. Karataş’a gelmek, Küçük Saat’ten Süleyman Demirel’e, Yüzüncü Yıl’a gitmek gibi bir şey olacak...
Tam anlamıyla Karataş’ı, Adana’nın bir semti olarak görmemizi sağlayacak...
Metro olması büyük bir adımdır, biz de burada sivil toplum örgütleri ile ortak hareket etmek istiyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız da umarım bizlerle çalışmalar yapar.”
Sayın Aldırmaz da konuyla ilgili şunları söylüyor:
“Karataş, Tuzla, Yumurtalık Adana’nın denize açılan kapısı. Yumurtalık’a yol olarak Ceyhan’dan gidelim demişler; bu yanlış! Şimdi Adana’dan direk yol açıyoruz. Biz turizmden pay alacaksak, yaşam kalitemizi yükselteceksek, işsizliği gidereceksek, Tuzla, Karataş, Yumurtalığa sahip çıkmalıyız. Yol planlarımızı yaptık, meclisten geçirdik. Hükümetle temasa geçip, belediye sınırları içindekileri kendimiz yapıp, dışındakileri de hükümetimizden isteyeceğiz. Ancak esas olan, Karataş’ın da, Yumurtalık’ın da bizimle birlikte hareket etmesi… Bize bağlanmaları idealdir, bağlanmazlarsa da beraber çalışırız. Başka ülkelere gidip kardeş şehir aramaya gerek yok; Adana’nın içerisinde kardeş belediyeler oluşturalım.”
Erginkaya ise, Büyükşehir sınırlarının fiilen büyütülmesinden yana değil. Zaten, Karaisalı İlçesi’nin bağlanmasının yanlış olduğunu savunduklarını ve zamanın kendilerini haklı çıkardığını söylüyor. Çevre belediyelerinin planlama ve bazı altyapı uygulamalarında birlikte çalışmalarının daha doğru ve sağlıklı sonuçlar vereceğine inandığını ifade ediyor.
Yeni Arterler

Sayın Aldırmaz, ayrıca Adana’nın bazı yeni arterlere ihtiyacı olduğunu da belirterek, Atatürk Caddesi’nin tren hattını geçerek Kenan Evren Bulvarına kadar ulaşması, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’nın otogara kadar gitmesi, Türkmenbaşı Bulvarı ile Mustafa Kemal Paşa Bulvarı’nın D400 karayoluyla buluşması ve tüm Güney Seyhan, Yüreğir’i kat ederek tekrar Mustafa Kemal Paşa Bulvarına ulaşması için çalışmalara başlandığını ifade ediyor. Cüneyt Erginkaya da bu çalışmaları destekler mahiyette konuşuyor: “Bu çalışmaları olumlu adımlar olarak görüyorum; ancak Atatürk Caddesinin tren hattını nasıl geçeceği ileriyi düşünerek açıkça ve iyice kamuoyunda tartışılmalı. Aksi durumda Altıkat Köprüsü ve Celal Bayar Köprüleri gibi yap-boz olmasından korkarım. Türkmenbaşı Bulvarı’nın, D400‘e ve Havaalanı Kavşağına bağlanması olumlu ve akıllıca bir çözüm. Ama oradaki kavşak sistemini doğru çözmemiz lazım. Bu kavşaklar hem Karayolu, hem de Belediyeye ait. Bunu ortak çalışmayla çözmek gerekli... Mersin bu işi yaptı; biz de yapmalıyız”

Dolmuşlar Ne Olacak?

Altınşehir Adana: Otobüs, dolmuş ve servis sayısının azalması, şoför esnafını nasıl etkileyecek?
Zihni Aldırmaz: Ben kendileriyle toplantı yaptım. Şirketleşmelerini önerdim. Böylece sadece bir aracın sahibi değil, taşıma şirketinin ortağı olacaklar ve bu durum daha verimli olduğu için kaybetmeyecekler. Cüneyt Erginkaya bu konuda biraz daha radikal düşünüyor. Tüm kentin ulaşım sisteminin, içinde Belediyenin de bulunacağı halka açık bir şirket tarafından yönetilmesini, özel halk otobüsleri ve diğer ulaşım kooperatiflerinin buraya ortak olmaları ve dileyenin yine şoförlük yapabilmesini öneriyor. Ancak, bu sistemin mevcut raylı sistem ile bütünleşmesi için kent trafiğinin ana ulaşım çemberleri ve bunları bağlayan iç hatlar biçiminde yeniden tasarlanması gerektiğini vurguluyor.

Otoparklar

Erginkaya ayrıca otopark sorununa da değinerek “Katlı otoparklar yapılması gerekli, çünkü maalesef yaya kaldırımları artık otopark haline döndü. İmar planlarında yok ama artık yol üstündeki banka, market gibi kuruluşlardan ticari kullanımlar için ruhsat vermeden önce zorunlu olarak otopark ve kaldırım düzenlemesi istenmeli ve en az 3 otoparklık yerleri yoksa ruhsat verilmemeli bence.” diyor. Ayrıca, yeni uygulanmaya başlanan paralı otopark sisteminin de yararlı olduğunu savunuyor.
Kent Konseyi genel sekreteri Fevzi Acevit de, eski dokudaki bazı alanların kentsel dönüşümle çok katlı otoparklara çevrilmesini, otopark sorununun çözümü için önemli buluyor.

Adana Başarılı Olmalı

Oğlum üniversiteye giriş sınavından çıkana kadar ulaşımla ilgili yetkililerle konuşmamızı böyle toparladım. Oğlum başarılı olacak mı bilmiyorum ama Adana başarılı olmalı muhakkak. Çünkü şunu biliyorum ki, Adana’nın kıyaslanması gereken şehir İstanbul… Başkası değil. Öyleyse hep birlikte yapacak çok şeyimiz var!




Sayı 2 ( Mayıs - Haziran 2011 )

Bu yazı 6303 defa okundu.