İğne Oyası ve Nurlu Erkan Oya Evi

   Geleneksel Türk el sanatları alanında Adana şehrimizde güzel gelişmeler oluyor.Bunlardan yeni bir tanesi de Türk oyası el sanatını tanıtma ve sevenlerine temin etme amaçlı kurulan Nurlu Erkan Oya Evi…

   Türk oya sanatı dünya literatüründe “Türk Danteli” olarak bilinmektedir. İğne oyasının ise ortaya çıkıp gelişmesinde en büyük etken, Anadolu'nun İpek Yolu üzerinde olması ve ipek üretimi yapılmasıdır.Arkeolojik kazılarda elde edilen örneklerden oya sanatının MÖ.2000 yıllarına dayandığı saptanmıştır.Anadolu'da en yaygın geleneksel el sanatı ürünlerinden biridir. Yapıldığı araca göre mekik, tığ, iğne, firkete oyası gibi adlar aldığı gibi,kullanılan malzemeye göre de değişik İsimler alır (mum, boncuk, püskül, koza, çaput oyası vb.). Oya genellikle kullanılacak iplikten yapılan bir zincir örgü ya da tutturulacağı kumaşın kenarına yapılır. Düz ve ince bir şerit biçimindeki oyaların yanı sıra zincirden aşağı doğru sarkacak biçimde dokunmuş üç boyutlu çiçek, meyve, yaprak vb. motiflerden oluşan oyalar da vardır. Oya motifleri genellikle doğadan esinlenilerek oluşturulmuştur ve bunlar İçinde stilize edilmiş örneklere de rastlanır. Kimi zaman motiflerin sert durmasını sağlamak amacıyla iplik, at kılıyla birlikte örülür.



   Oyalar yemeni, mendil, çevre vb. eşyanın kenarlarına dikilir. Baş süslemesinde ya da giysileri bezemek üzere yaka, kol kenarlarında kullanıldığı da olur. Genellikle çok renkli olan oyalar motiflerine göre, yaprak oya, gül oya, biber oya, sünbül oya vb.; motifinin benzerlik gösterdiği şeye göre kirpik oya, oğlan perçemi, çarkıfelek, mektepli kızlar vb.; yapıldığı yere göre Bursa oyası, Selanik oyası,Namrun oyası vb. değişik adlar alır. Bazı araştırmacılar Anadolu'daki oya motiflerinin ve adlarının başlı başına bir araştırma konusu olduğunu öne sürerler.



   Anadolu'da kızlar çok küçük yaşta oya yapmayı öğrenirler ve çeyizlerinde mutlaka elleriyle dokudukları oyalar bulunur. Bazı yörelerde oyaların değişik anlamları da vardır. Örneğin hamile kadınlar başlarına al renkli güllü, üzüntüsü olanlar ya da bir yakını ölenler kahverengi ve "mezartaşı" adı verilen oyayla bezeli, birisiyle kavgalı olanlar biber oyalı yazmalar takarlar. Kuşaktan kuşağa aktarılarak geliştirilen Türk oyaları, yalnız kadınlar tarafından değil, bir dönemde erkekler tarafından da kullanılmıştır. Delikanlılar, külhanbeyler külahlarının etrafına sevgililerinin armağan ettiği oyalı yemeniler sararlardı. Batı Anadolu ve bazı İç Anadolu illerinin zeybek ve efeleri de son derece süslü oyalarla çevrelenmiş baş yemenileri kullanmışlardır. Bu oyalı yemeniler uzun efe külahlarına kat kat sarılırdı ve efeye ayrı bir gösteriş katardı.Anlaşılacağı üzere Türk oyası kadın olsun erkek olsun Anadolu insanının bir yaşam süsü olmuştur.

   Nurlu Kürklü Erkan’da bu yaşam süsüne merakı Namrun yaylasındaki çocukluk yıllarından başlamış. 1952 yılında Tarsus’ta doğan Nurlu hanım ilköğrenimini burada bitirdikten sonra Adana Ayas Kolejinden mezun olmuş.Üniversite eğitimi için önce Ankara’ya Gazi Üniversitesi İngilizce bölümünü bitirip Lisans eğitimini de Çukurova Üniversitesi’nde tamamlamış. Tezsiz yüksek lisans eğitimini İngiltere ASTON Üniversitesinde tamamladıktan sonra yurda dönüp emekli oluncaya kadar İngilizce öğretmenliği yapmış, bu arada içindeki antika merakıyla birleşen oya sevdasından da hiçbir zaman vazgeçmemiş,şair yanıyla da “Büyüyen Şiirler” adlı yarı otobiyografik bir şiir kitabı yazmış. Emekli olduktan sonra üç kategoride koleksiyonunda mevcut bulunan 122 adet Namrun bölgesi oya motifi ile bu işin tanıtımını, kaybolmamasını ve yeni nesil tasarımlarla satışını yapmaya karar vermiş. 4 yıllık bir emek sonucunda Ulucamî ve Ramazanoğlu Konağı arasında kendisine bir işyeri açarak kendini bu el sanatına adamıştır.

   Fakat burada sadece iğne oyası bulunmamaktadır. Nurlu Hanım’ın arkadaşı minyatür ve tezhip sanatçısı Serap Zeliha Kara da burada eserlerini sergilemekte ve kendisine yardımcı olmaktadır. Serap Hanım 1970 yılında Adana’da doğmuş. Çukurova Üniversitesi fen-edebiyat fakültesi biyoloji bölümünden mezun olduktan sonra Çukurova Üniversitesi tıp fakültesi mikrobiyoloji dalında yüksek lisansını tamamlamış. 1994-2011 yılları arasında Özmaya San.Aş.’de mikrobiyoloji laboratuar sorumlusu olarak çalıştıktan sonra tezhip ve minyatür sanatına 2010 yılında Mesut Dikel Sanat Atölyesi’nde başlamış, şu an Adana Olgunlaşma Enstitüsü’nde sanat tasarımı ve rölyef derslerine devam etmektedir. Hocası Mesut Dikel’in izniyle de yeni başlayacak olanlara tezhip ve minyatür dersi vermektedir. Bu arada konu tezhipten ve minyatürden açılmışken meraklılarını 8 Mayıs 2015 tarihinde saat 19:00’da Altınoran Sanat Galerisi'nde olacak “Admi Efendi ve Şükûfename” sergimize de bekliyoruz…

   Nurlu Erkan Oya Evi’ni ziyaret edip bu güzel sanatları bir arada görüp kendi elleriyle hazırlayıp bana ikram ettikleri günlük hazırlanan limonatalarından içerek, Ulucamî çevresinin tarihi dokusunu farklı bir tatla teneffüs etmenizi tavsiye ediyorum, kendilerine de iş yaşamlarında ve sanatsal çalışmalarında başarılar diliyorum…



 




Sayı 26 (Mayıs - Haziran 2015)

Bu yazı 4836 defa okundu.