Hangi Hipokrat Adına Yemin Ediyorsun?

Tarih içinde çok önemli işlere imza atmış Hipokrat isimli iki kişi var!
Doktorlar hangisinin anısına yemin ediyorlar?

 

Geçenlerde bir trafik polisi arabamı durdurdu ve ceza yazmak istedi. Yazmak istediği cezayı haksız bulduğum için itiraz ettim. İtirazım geçerli olmayınca da;
“Polisler hastaneye gelince biz doktorlar onlara ayrıcalık gösteriyoruz, siz niye bize ayrıcalıklı davranmıyorsunuz?” gibi absurd bir serzenişte bulundum.
Aldığım cevap, belki de hayatımda aldığım derslerin en önemlisiydi;
“Siz Hipokrat yemini ettiniz… Öyle davranmak zorundasınız. Ama biz hiçbir yemin etmedik!”

 

Hipokrat Yemini
Evet… Biz doktorlar mezun olduktan sonra yemin ederiz. Diplomamızı, kanunlarda öyle bir şey yazmamasına rağmen, yemin etmeden vermezler. Yemin etmeden göreve başlanılamayan başka mesleklerde var elbet, ancak biz doktorların “Hipokrat Yemini” diye isimlendirilen yeminimiz en çok bilineni, en çok konu edilenidir.
Yaptığımız yemin bu kadar popüler olduğuna göre, akıllara doktorlar niye bu adam adına yemin ediyor da, başkasının adına etmiyor diye bir soru gelebilir. Örneğin yeminin adı niye “İbn-i Sina Yemini”  değil de “Hipokrat Yemini”?..
Dünyanın İlk Doktoru Kimdi?
Bu soruya verilebilecek ilk cevap, “Acaba Hipokrat ilk doktor muydu?” olabilir. Ancak bence ilk doktor, ilk insanın ta kendisidir. Çünkü insanın hasta olmadan ölmesi, bu vahşi hayvan yaralanması bile olsa düşük olasılıktır. Hasta olunca da şikayetine (muhtemelen bu ağrı  veya kanamadır) kendi kendine bir çözüm üretmeye çalışmıştır. Bitkiden veya başka bir şeyden çare aramıştır.
Hipokrat’ın ilk doktor olmadığı kesin ama, ismi bilinen ilk doktor olduğunu, bu yüzden adına yemin edildiğini düşünen çıkabilir.


Imhotep; İsmi Bilinen İlk Hekim…
Halbuki tarih içinde ismi bilinen ilk önemli hekim, Mısır Firavunu Coser’in veziri ve basamaklı piramidin mimarı İmhotep’tir. Yazılı kaynaklardan Mısırlılar’ın iyi cerrah olduklarını, diş abselerini boşaltıp tedavi edebildiklerini, zenginlerin dişlerine altın dolgular yapabildiklerini, beyini, beyin zarını ve diğer organları tanıdıklarını biliyoruz. Mısırlılar ve tabi ki İmhotep muhtemelen bu bilgilere mumyalama sırasında iç organları çıkartmaları nedeniyle ulaşmıştır. Bu bilgilere rağmen,  onlar yaptıkları işi büyü ve kehanetle karıştırarak insanları etkilemekten de çekinmediler.
Miladdan Önce 500 Yılında Yaşamış
İki Hipokrat Var…
Hala sorumuzun cevabı bulunamadı
Niye Hipokrat?
İmhotep değil de Hipokrat?
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, Miladdan önce 5. yüzyılda yaşamış iki Hipokrat var… İkisi de İyonyalı… Yani Yunan…Ve ikisi de çok bilinen bilim adamları.
Ancak birinci Hipokratımız doktor değil, matematikçi… Yunan Geometri bilgisini bir sistem dahilinde toplayacak kadar da önemli bir matematikçi… Aristo’nun anlattığına göre Sakız Adası doğumlu olan bu Hipokrat, zengin bir adammış ve Bizantiumlu (İstanbullu) gümrükçüler hileyle tüm parasını elinden almışlar. Ama bu onun hiçbir zaman matematiğe olan ilgisini azaltmamış.
İstanköylü, yani Kos Adalı ikinci Hipokrat ise, biz doktorların adına yemin ettiği efsanevi tıp adamı Hipokrat. Bu Hipokrat da döneminde çok bilinen, iyi bir hekim.
Ama sizin aklınızdaki soru hala devam ediyor zannederim. Tamam İstanköylü Hipokrat iyi bir hekim ve iyi bir adam da, niye bu kadar doktor dururken, onun adına yemin ediliyor?


Doktorlar Niye Hipokrat Adına Yemin Ediyor?
Colin Ronan,  Tubitak Yayınları içinde yayınlanan “Bilim Tarihi” isimli kitabında bunun cevabını bakın nasıl veriyor?
“Hipokrat bilimsel bakış açısını telkin etmiş, büyü ve kehanetin hüküm sürdüğü bir alanda bilimsel yöntemleri kullanmıştı. Hükümleri dikkate ve ölçüye dayanıyordu. O yıllara kadar tıp alanında hüküm süren batıl itikatları, konusu ile ilgili olmayan düşünceleri reddetmişti.”
Ama en önemlisi Hipokrat ilk defa;
“(…)tedavi ettiği vakaların düzenli kayıtlarını tutmuş; bu kayıtlarda başarı ve başarısızlıklarını gerçek bir bilim adamına yaraşır tarzda vermişti.”
İşte ilk defa tıbbi rapor tutma geleneğini başlatması, tuttuğu bilgileri bir külliyatta toplayarak bilginin ustadan öğrenciye geçmesi geleneğini başlatıp, tıbbı bir okul öğretisi haline getirmesi,  İstanköylü Hipokrat’ı bilimsel tıbbın piri yapmış. Onun açtığı eğitim yolundan çoğalarak gelen doktorlar da onun adına yemin  etmeye başlamışlar. Belki de yine o ilk defa öğrencilerinden böyle bir şey istediği için bu gelenek süregeldi.


Trafik Polisi Doktorları Tanıdığı İçin Rahat
Şimdi düşünün bir kere… Ettiği yeminde, hocalarına karşı, düşmanlarını bile özenle tedavi edeceği sözünü veren bir doktorun, trafikte haksız ceza yazan birine ilgi göstermemesi mümkün mü? Bana ceza yazan trafik memurunun bu konuda çok rahat olması da, hekimleri ve Hipokrat’ı iyi tanımasından olsa gerek…

 

İlk Hipokrat Yemini (*)
Hekim Apollon Aesculapions, Hygia Panacea ve bütün Tanrı ve Tanrıçalar adına and içerim, onları tanık ve şahit tutarım ki, bu andımı ve verdiğim sözü gücüm kuvvetim yettiği kadar yerine getireceğim. Bu sanatta hocamı, babam gibi tanıyacağım, rızkımı onunla paylaşacağım. Paraya ihtiyacı olursa kesemi onunla bölüşeceğim. Öğrenmek istedikleri takdirde onun çocuklarına bu sanatı bir ücret veya senet almaksızın öğreteceğim. Reçetelerin örneklerini, ağızdan bilgileri şifahi malumatı ve başka dersleri evlatlarıma, hocamın çocuklarına ve hekim andı içenlere öğreteceğim. Bunlardan başka bir kimseye öğretmeyeceğim. Gücüm yettiği kadar tedavimi hiç bir vakit kötülük için değil yardım için kullanacağım. Benden ağı (zehir) isteyene onu vermiyeceğim gibi, böyle bir hareket tarzını bile tavsiye etmiyeceğim. Bunun gibi bir gebe kadına çocuk düşürmesi için ilaç vermiyeceğim. Fakat hayatımı, sanatımı tertemiz bir şekilde kullanacağım. Bıçağımı mesanesinde taş olan muzdariplerde bile kullanmıyacağım. Bunun için yerimi ehline terkedeceğim. Hangi eve girersem gireyim, hastaya yardım için gireceğim. Kasıtlı olan bütün kötülüklerden kaçınacağım. İster hür ister köle olsun erkek ve kadınların vücudunu kötüye kullanmaktan mazarattan sakınacağım. Gerek sanatımın icrası sırasında, gerek sanatımın dışında insanlarla münasebette iken etrafımda olup bitenleri, görüp işittiklerimi bir sır olarak saklıyacağım ve kimseye açmayacağım. Bu andı tuttuğum sürece hayat bana mutluluk versin,saygı göreyim. Aksini yaparsam da tersi olsun.
(*) Bu yemin daha sonraki yıllarda özü değiştilmeden günümüze uyarlanmıştır.




Sayı 3 ( Temmuz - Ağustos 2011 )

Bu yazı 4952 defa okundu.