Gülümseyen Meryem Ana: GÜMÜŞLER MANASTIRI

1-orhan_en-Gmler_ManastrGüzelliğine rağmen pek tanınmamış olan bir mekan: Gümüşler Manastırı. Niğde’ye çok yakın ama pek bilinmiyor. Manastırın yer aldığı Gümüşler Kasabası’nın Orta Çağ’daki adı ve tarihi hakkında döneme ait kaynak yok. Bu manastır içerisindeki fresklerin Ihlara ve Göreme Kaya Kiliseleri ile karşılaştırılması sonucunda, bu manastırın XI.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Büyük bir kaya kilisenin içine oyulan manastır Kapadokya bölgesindeki günümüze iyi korunarak gelmiş ve en büyük manastırlardan birisidir. 
Koca bir kaya oyulmuş, bir parçası çıkarılıp atılmış, geri kalanı da büyük bir emekle işlenmiş ( Fotoğraf: 1 ve 2 ). Dağın ortasında tüf kayalıklar içine ince ince oyulmuş manastırın ortasında bir avlu var, ortasında ince uzun bir ağaç tüm asiliğiyle çıkarmış kafasını…Avludan manastıra doğru odalar uzanıyor. Kare bir avluya açılan giriş avlunun 14m.lik dik duvarları ile çevrelenmiştir. Avlunun, Doğu-Güney ve Kuzey kısımları çeşitli
odacıklara ayrılmış, kuzeyde ki büyük oda mezarlık olarak kullanılmıştır     ( Fotoğraf: 3 ). Güney tarafta ise havalandırma delikleri avluya iki kat olarak oyulmuştur. Havalandırma deliklerine baktığınızda bugünkü mimaride apartmanlarda gördüğünüz havalandırma tekniğini hatırlatıyor ve buda bize temel bilginin değişmez olduğunu göstermekte. 

 

2-Orhan_en-Gmler_Manastr

Gümüşler Manastırı’nı anlatmadan önce Manastırlar ile ilgili kısa bir bilgiyi paylaşmakta yarar var kanaatindeyim… Roma İmparatorluğu zamanında Hıristiyanlık yayılmaya başlayınca ilk keşişler ortayaçıkarlar. İnançları nedeniyle uğradıkları zulümden kaçarlar ve tek başına ibadetle dolu bir hayat sürmeyi tercih ederler. İmparatorluk süreç içinde Hıristiyanlığı kabul edince sanıldığının aksine keşişlerin sayısı artar. Artık bu inziva hayatı inancı sınamanın bir yolu sayılır. Az yemek, az uyumak, çok ibadet etmek yaşam biçimleriydi. Ortodoks mezhebini kuran Kayserili Aziz Bazileos, bu keşişleri bir araya toplayıp, ilk manastırları oluşturdu ve kuralları oluşturdu. Böylece bu manastırlar ruhani merkezler haline geldi. Köylülerse keşişlere danışmaya başladılar, keşişler halkla içiçeydiler. Manastır kilisesinde ibadet ederlerdi. Fakir ve yaşlılar  karınlarını doyurur, hastalar3-Orhan_en-Gmler_Manastr burada şifa bulurdu. İşte manastır yaşamı bu şekildeydi. Zor ulaşılır yerlerin tercih edilmesi, savaş dönemlerinde halkın saklanması içinde uygundu. Sağlam ve gizli yapı keşişleri ve halkı dış etkenlerden koruyordu. Tıpkı Avrupa'daki kalelerin savaş zamanlarında köylüleri koruması gibi.
Kapadokya’da kayaya oyulmuş birçok manastır bulunmaktadır; yemekhaneli(trapezalı) ve açık avlulu olmak üzere iki gruptur. Gümüşler Manastırı açık avlulu olanlardandır. Avlunun kuzeydoğusundaki kemerlerin içerisine de bir niş şeklinde Malta haçı işlenmiştir. Avludaki kapılar ise, manastırda yaşayanların günlük yaşamlarında yapılan işlere ayrılan odalara açılmaktadır. Avlunun kuzey duvarı üzerinde de kemer dizilerinin ortasındaki bir kapıdan başka bir odaya geçilmektedir. 
Manastırın en önemli yapısı, kuzeyde yer alan kilisedir.  Manastırın asıl kilisesine kuzeybatıdaki kapı boşluğundan girilmektedir. Dört serbest destekli kapalı Yunan haçı planlı kilisenin kuzey haç kolunun kuzeyinde iki mezar nişi, naosun batısında beşik tonoz örtülü iki giriş mekânı bulunmaktadır. 
4-Orhan_en-Gmler_ManastrKilisenin duvar resimleri incelendiğinde en az üç farklı ustanın çalıştığı düşünülmektedir. Ana apsisteki üç şerit halindeki resimlerin en üstündeki Tahtta İsa, sağında iki melek, İncil yazarlarının sembolleri ile Desis sahnesinde yer alan Meryem ve havariler, en alttaki şeritte ise Kayserili Büyük Basileios, Nysa’lı Gregorios, Nazians’lı Gregorios yer almaktadır. Kuzey haç kolundaki Meryem’e Müjde, İsa’nın doğumu ve Tapınağa takdimi sahneleri ile Vaftizci Yahya ve Aziz Stephanos figürleri ikinci bir sanatçının elinden çıkmış olmalıdır. İç narteksten naosa giriş kapısının güneyindeki Meryem ve çocuk İsa ile iki yanlarındaki baş melekler Gabriel ve Mikael figürleri üçüncü sanatçıya aittir ( Fotoğraf: 4 ). Narteksin üstündeki bir odanın duvarlarında av sahneleri ve çeşitli hayvanlardan oluşan Kapadokya’da örneği olmayan bir kompozisyon dikkat çekmektedir. Kilisedeki resimlerin bu özellikleri de 11. ve 12. yy.larda yapıldığına işaret etmektedir.
Gümüşler manastırında gördüğümüz gülümseyen Meryem ana ve Hz. İsa freski tek örnek olarak bilinmektedir (Fotoğraf: 5 ). Her ne kadar bazıları, bu gülümsemenin sonradan yapıldığını söylese de, o güzel gülümsemenin değerini azaltmaz. Belki de köylülerin ibadeti ve keşişlerle olan dayanışmaları bu nadide gülümsemenin nedeni olabilir, kim bilebilir?
5-orhan_en-Gmler_ManastrKültür Bakanlığı, Niğde Müze Müdürlüğü tarafından 1962 yılından sonra başlayan çalışmalarla fresklerin temizliği, dökülen kısımların restorasyonu yapılmıştır. Fresklerin konservasyonunun büyük bir bölümü Michael Gough başkanlığında bir İngiliz heyeti tarafından 1964-1965 yıllarında yapılmıştır.

 


Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Niğde ile ilgili hazırladığı kaynaklardan yararlanılmıştır.




Sayı 16 (Eylül - Ekim) 2013

Bu yazı 2628 defa okundu.