Globalizm; İyi mi Yoksa Kötü mü?


70'lerin anlatıldığı Vizontele filminde; Altan Erkekli: ''Buraya gazeteler üç gün sonra gelir. Biz bir havadisi duyup şaşırdığımızda şehirdeki insanlar çoktan unutmuş olur.'' der. Aslında çok da uzun bir geçmişten bahsetmiyoruz. Bugün o dönemi yaşayan bir çok insan hala hayatta. Lakin çocuklarımız için bu söylem o kadar uzak ki! Bugün sabah yaşanan bir olayı akşam haberlerinde izlediğimiz zaman bile, o haber bize çok eski gelebiliyor. Hele ki saat başı yeni bir gündemin yaşandığı ülkemizde... Hele ki son yıllarda...

Gloabalizm kelimesi, yani küreselleşme, nedense içinde negatif bir anlam taşıyor gibi gelir hep bizlere. Egemen güçlerin kendi fikirlerini, dillerini, dinlerini ve ticaretini diğerlerine zorla empoze etmesi olarak algılanır. En bilinen tanımıyla; ''Amerika'daki bir şirketin, ürünlerini Uzak Doğu'da çocuk işlere imal ettirip, Avrupa'da yaşayanlara satmasıdır'' olarak tarif edilir. Aslında yanlış değildir. 18.yy'dan sonra meydana çıkan sanayileşme, insan emeğine duyulan ihtiyacı bitirmiş onun yerine herhangi bir bilgisi olmayan sıradan bir kişinin bile yapabilceği, insan, hatta sadece kol gücüne dayalı hızlı bir geçişe sebep olmuştu. Bu da sanayiyi elinde tutanlar için daha ucuz maliyetler demekti. Artık işler hem hızlanmış hemde ucuzlamıştı. Ticaretin sınırları genişlemiş ve uzak ülkeler ile bile hasbihal edilebilir olmuştu. Daha ucuz işçi potansiyelini farkeden tüccarlar ise bu fırsatı değerlendirmekte hiç de geç kalmadı. İşte bunların hepsi gelişen teknoloji ve ulaşım yani globalizm sayesinde oldu. Ama olan şey aslında kapitalizmin ta kendisiydi.

Genel olarak Globalizm her zaman Kapitalizm ile karıştırılmaktadır. Globalizm; kapitalistler için her zaman araç olarak kullanıldığından ve hatta hedefe giden yolu kısaltıp, üstüne hız da kazandıran bir yol olduğundan globalizm ile kapitalizmin her zaman eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Oysaki globalizm; teknolojinin gelişmesi, ulaşımın kolaylaşması dolayısıyla dünyanın küçülmesinden başka bir şey değildir. Ve düşünen ve her zaman kendini geliştiren insanlık için kaçınılmaz olandır. Belki de tek dezavantajı kapitalizmin maşası haline gelmesi veya belki de kapitalizm ile aynı döneme rastlamasıdır. Ama kabul etmek gerekir ki, kapitalistlerin bu hırsı olmasaydı, globalizme de bu kadar hızlı kavuşabilir miydik bilemiyorum.

Globalizm aslında dünyanın bir ucundan diğer ucuna akan büyük bir nehir olarak düşünülebilinir. O nehir aslında her zaman ordaydı, bir gün insanlık tarafından ona zaten ulaşılacaktı. Belki de ilk kapitalistler ulaştı. Bugün bu nehri herkes kendince kullanmakta. Kimisi ulaşım için, kimisi ticaret için. Kimisi bu nehirde gemi yüzdürüyor kimisi sandalla geziyor. Yani globalizm bir nehir ise kapitalizm sadece üzerindeki taşıtlardan biri olabilir.

Globalizmi kapitalistlerin hedef odaklı kullanmasına kızmak; müstehcen dergi bastığı için matbaanın icadına ya da el bombasını mutfakta nasıl yapabileceğimizi öğrettiği için Google'a kızmak gibi bir şey diye düşünüyorum. Globalizmin siyasi ve ticari anlamları olduğu gibi, sosyal anlamları da var bence. Bugün oturduğumuz yerden bir kaç tıkla dünyanın öbür ucundaki bir sosyal kampanyaya dahil olabiliyorsak, uçağa atlayıp bir kaç saat içinde dünyanın farklı bir yerine geçebiliyorsak, ihtiyaç duyduğumuz bir ürünü membağından temin edebiliyorsak, taa Afrika'daki açlık için buradan yardım gönderebiliyorsak, işte bunlar globalizm dediğimiz olduğunun birer elementi. Mısır'daki devrimi de, Gezi'deki olaylarını da tek takip edebildiğimiz mecralar aslında globalizmin nimetlerindendi.

Sanırım globalizm; kendisinden çok etkileri ile değerlendirilen bir kavram haline gelmiş. Bazıları pozitif etkilerini, bazılarını negatif etkilerini tartışıyor. Bizim modern insan olarak yapmamız gereken tek şey; ileriye doğru giden değişime, yani kısacası gelişime ayak uydurmak olmalıdır. Modern bir kentlinin, daha 200 sene önce toplamda bir sene boyunca maruz kaldığı bilgiyi, bugünün modern kentlisi ortalama 1 günde kazanırken sen hala kapitalizm yerine globalleşmeyi tartışırsan; globalleşmeden tek tip insan kavramını çıkartırsan, globalleşmenin sadece siyasi ve ticari etkilerine takılıp kalırsan; benim için elektrikli diş fırçasına karşı hala ''misvak''ı savunan amcadan farkın olmaz...

 




Sayı 25 (Mart - Nisan 2015)

Bu yazı 1776 defa okundu.